“Ben yalnızca yerli malı bir özel dedektifim. Ne cinayet masasından, ne savcılıktan ne de adlî tabiplikten. Biraz ite kaka çıkmış bir yasa sayesinde çalışan, resmî makamlarca nasıl algılanacağı tam bilinmeyen ve çok da sevilmeyen, çalışma sınırları netleşmemiş taze bir sektörün temsilcisiyim” diye tanıtır kendini Remzi Ünal. Hava Kuvvetleri’nden müstafi, THY’den kovulma eski bir pilottur. Etiler Akatlar’da yaşar. Kahve ve sigara tiryakisidir. Haftanın üç günü aikido çalışır. İsminin Celil Oker olabileceğini düşündüğüm reklamcı arkadaşıyla bu kursta tanışmıştır ve müşterilerini bu reklamcı arkadaşının özel indirimle hazırlattığı küçük ilânlar ve tanıdıkları aracılığı ile bulur. Evliliğin eşiğine geldiği Yıldız Turhanlı ile mesleğine düşkünlüğü nedeniyle evlenememiştir, yani yalnız bir adamdır.
Remzi Ünal’la bizi Celil Oker tanıştırdı. 1999 yılında Kaktüs Kahvesi Polisiye Roman ödülünü ilk
polisiye romanı “Çıplak
Ceset” ile
kazanan Celil Oker, İlk romanını yayınlandığında 47 yaşındaymış. Yirmi yılda
“Bin Lotluk Ceset”, “Bir Şapka Bir Tabanca”, “Kramponlu Ceset”, “Rol Çalan
Ceset”, “Yenik ve Yalnız”, “Son Ceset”, “Ateş Etme İstanbul”, “Sen Ölürsün Ben
Yaşarım” adlarında dokuz roman ve öykülerden oluşan “Beyaz Eldiven Sarı Zarf”da
bizi Remzi Ünal’ın maceralarında buluşturdu.
2019’da 67 yaşında vefat etti Celil Oker. Onunla birlikte Remzi Ünal’ın maceralarına son nokta konuldu sanıyorduk ki yazarının ölümünden altı yıl sonra hoş bir sürprizle geri döndü Remzi Ünal.
“Haliç Manzaralı Cinayet” (Altın
Kitaplar) Celil Oker’in daha önce çeşitli dergilerde çıkan ve kitaplaşmamış
öykülerinden oluşuyor. Öyküleri oğlu Ali Oker derlemiş. Ali Oker, yazmaya geç
başladığını düşündüğümüz Celil Oker’in öykücülüğünün 1980’li yıllarda
başladığını anımsatıyor. Celil Oker o zamanların önemli gençlik ve edebiyat
dergisi Yarın’da yayınlattı. Biyografilerine bakarsanız Türkiye'nin Hemingway'i
olmak istiyormuş. Araya geçim gailesi, ansiklopedi yazarlığı, çevirmenlik,
gazetecilik, reklam yazarlığı ve öğretim üyeliği gibi işler girince bu proje
aksamış ve 1999’da polisiye yazarı olarak edebiyata dönmüş. Türkiye’nin Celil
Oker’i olmuş. Kimselere benzemeyen kendine has üslubu ve konuları olan bir
İstanbul yazarı.
Haliç Manzaralı Cinayet’te kısalı
uzunlu 14 öykü yer alıyor. Doğrusunu söylemek gerekirse polisiyede öyküye pek
sıcak bakmam. Bunun nedeni de polisiye bir olayın ancak bir roman boyutunda
anlatılıp çözümlenebileceğini düşünmemdir. Aşırı uzatılmış bestseller tipi
polisiyeleri de sevmem. Polisiyenin belli bir uzunluğu olması gerektiğini
düşünürüm ki Celil Oker’in polisiyeleri tam da benim aradığım uzunluktadır.
“Haliç Manzaralı Cinayet”teki öyküler bu kanımın yanlış olduğunun birer ispatı
gibi oldu. Celil Oker usta bir anlatıcı olarak polisiye öykülerin de çok
keyifli okunabileceğini bir kez daha gösterdi. Bir kez daha diyorum, çünkü
“Beyaz Eldiven Sarı Zarf” da öykülerden oluşuyordu.
“Haliç Manzaralı Cinayet”te Remzi
Ünal’ın gündelik yaşamına şahit oluyoruz. Bir özel dedektif polisiye romanlarda
olduğu gibi sürekli cinayetlerin peşine düşmez. Sanırım cinayet araştırmaları
nadiren özel dedektiflerin işi olur. Özel dedektif deyince ilk akla gelenler,
aldatan eşlerin takibi, kayıp kişilerin bulunması gibi küçük ve polisin görevi
olmayacak olaylardır. Zaten bir romanında yaptığı işleri şöyle tarif etmiş
“Birisini aramak, borçlu adresi bulmak, çoluk çocuğun bir şeye bulaşıp
bulaşmadığını araştırmak gibi…”
Kitaba adını veren ilk öykü Haliç
Manzaralı Cinayet’te Remzi Ünal kayıp bir seçmen kağıdını arar. Bir başka
öyküde borçlu birini bulup borcunu ödemesini sağlar, diğerlerinde menajerinin
kendisini aldattığından şüphe ettiği şarkıcıyı takip eder, evdeki altınları
alıp sevgilisiyle kaçan kızın izini sürer, mafya liderlerinin anlaşmazlığında
arabulucu olur, ölmek üzere olan işadamı için vefatından sonra yaşanacakları
araştırır, en ilginç işi ise kendisiyle röportaj yaptıktan sonra tutuklanan
genç gazeteci kadının bilgisayar dosyalarını şifresini bulmak olsa gerek.
Haliç Manzaralı Cinayet’te bir
özel dedektifin yapacağı sıradan işlerin öyküleri var. Tabii bu arada kendisine
silah da çekiliyor, ateş de ediliyor, esir alındığı, ölümden kıl payı
kurtulduğu da oluyor. Bu öykülerin tamamından Remzi Ünal’ın hayatının ve kişiliğinin
küçük ayrıntılarına nüfuz ediyoruz. Zaten Remzi Ünal’ın bence en önemli
özelliği ayrıntıların dedektifi olmasıdır. Tabii insan sarrafıdır aynı zamanda.
Genellikle olayları sorduğu akıllıca sorulara aldığı cevaplarla çözer.
Celil Oker son eseri, 2017 yılında yayımlanan “Genç Yazarlar İçin Hikâye Anlatıcılığı Kılavuzu”ydu. Sanırım öyküleri de bu kitapta verilen öğütlerin somur örnekleri olarak okunmalı. Celil Oker, iyi bir anlatıcı. Eserlerini ustalıkla kuruyor. Bir İstanbul yazarı olarak kenti, sokaklarını olabildiğince gerçekçi, iyi ve kötü yanlarını ihmal etmeden ve ince ayrıntılara dokunarak betimliyor. Ama daha da önemlisi anlatımındaki sıcaklık ve derin mizah. En trajik bir olayı bile küçük de olsa bir tebessüm yaratacak şekilde anlatıyor. Arka kapağında yazıldığı gibi “Haliç Manzaralı Cinayet” Celil Oker’in kalemini özleyenlere, onu öyküleriyle yeniden keşfetmek isteyenlere ve tüm polisiye severlere önerilebilecek bir kitap. (31.01.2025, Radikal Kitap-Sanat)
Yorumlar