Pazar, Ekim 25, 2009

 

Bir Zambak Hikayesi

Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı Eylül'ün yazarı Mehmet Rauf'un ilginç bir hayat hikâyesi var. Halit Ziya Uşaklıgil'in Hizmet gazetesinde ilk hikâyesi yayınlandığında 16 yaşındaymış. Zamanla tanınmış, dönemin en önemli dergilerinden Servet-i Fünun'un yazarlarından olmuş. İlk romanı Ferda-yı Garam, ardından başyapıtı Eylül ve düzyazı şiirleri Siyah İnciler bu dergide tefrika edilmiş. Mehmet Rauf, bir yandan da eğitimini tamamlamış ve Bahriye Mektebi'nden mezun olup teğmen olmuş.

1910'da 35 yaşında genç bir yüzbaşıyken yayınladığı Bir Zambak'ın Hikâyesi hayatının dönüm noktası. Edebiyat tarihlerinde roman diye nitelenen bu eser aslında 36 sayfalık bir hikâye. Hikâyenin anlatıcısı, tam anlamıyla cinsel arzu dolu bir adam... Kendini şöyle tanımlıyor; "Diyebilirim ki bütün İstanbul'da, kadınları benim kadar ateşler içinde yanarak arzulayan ve arzuladığı kadını elde edebilmek için benim gibi hayatını hiç tereddütsüz ortaya koyacak kadar ileri gidecek başka bir adam bulunamaz." Tüm kadınlara şehvetle bakmakta, hoşuna giden bir kadın gördüğünde "ufak bir hayal gücüyle" onun vücudunu çıplak olarak gözünün önüne getirebilmektedir.

Kahramanımız kadınlarla karşılaşıp tanışmanın çok güç olduğu o dönemde Haydarpaşa Vapurunda bir genç kadına rastlar. Hayallerindeki kadına benzeyen bu güzelin peşine düşer. Kadının evini öğrenince de, bir erkekle kadının belki de tek yolu olan mektuba başvurur. Cevap alamayınca ikinci ve üçüncü mektupları da yazar. Üçüncü mektupta emredici bir üslupla buluşma yeri bildirir ve kadının oraya gelmesini ister. Kadın buluşma yerine bir araba ile gelir, ama arabadan inmez, arabacıdan gizli bir mektup atmakla yetinir. Kadın, mektupta kahramanızın ilgisinden memnun olduğunu ama erkeklere ilgi duymadığını bildirmektedir.

Günler süren uğraşın böyle sonuçlanması onu alt üst etmiştir. Bekâr odası yerine bir dostuna misafirliğe gitmeye karar verir. Dostunun akrabalarından olan bir genç kız kapıyı açar. Bu öksüz kıza evde hizmetçi muamelesi yapılmaktadır. Genç kızı gören kahramanımız onun güzelliğinden etkilenir, cinsel bir çekime kapılır. "İncecik bedeni üzerinde o kadar güzel ve çehresi var idi ki, sapının üzerinde el değmemiş güzelliğiyle, ihtişamla sallanan bir zambakta bile belki bu letafet bulunamaz" diyerek kıza Zambak adını takar. On beş yaşındaki bu kızı baştan çıkartmaya karar verir. Zambak'tan karşılık bulunca, küçük ön sevişmelerden sonra kızı kötü muamele gördüğü bu evden kaçıp kendisine gelmesi için ikna eder.

Kız, kahramanızın bekâr odasına sığınır. İki âşık sevişirler. Hikâye, dönemin cinsel bakış açısını yansıtırken, Zambak'a hitaben anlatılan cinsel bilgilerle de donanmıştır. Yazar sık sık hikâyenin arasına girerek tarih boyunca iki cinsin ilişkileri hakkında açıklamalar yapar, hatta tıbbi bilgiler verir.

Kahramanımızın aklı erkeklere ilgi duymuyorum diyerek kendisini reddeden kadında kalmıştır. Zambak'la sohbet ederlerken sözü seviciliğe getirir. Zambak, teyzesinin evine ara sıra sevici olduğu söylenen Naciye adlı bir kadın geldiğini anlatır. Naciye Hanım, Zambak'a da ilgi göstermiştir. Kahramanımız, Zambak'ın anlatımından, kendisini reddeden kadının Naciye olduğunu anlar. Ona ibretlik bir ders vermeye karar verir. Naciye'ye, Zambak'ın imzası ile bir davet mektubu yollar. Naciye, hemen davete uyar, kahramanımızın evine gelir. Naciye ile Zambak sevişirlerken onları saklandığı dolaptan izler. Uygun bir anda Zambak'ın yerini alır ve erkeklerden nefret eden bu kadını zevkten çılgına çevirdikten sonra onunla birleşir.

Edebiyat tarihlerinde ve Mehmet Rauf'un biyografilerinde Bir Zambak Hikâyesi'nde cinsel ilişkilerin sokak ağzıyla, yani argoyla anlatıldığı belirtilse de bana anlatım son sayfalar hariç cüretkârlığın ötesinde bir izlenim vermedi. Belki de bu kanının kaynağı Mehmet Rauf gibi bir yazardan böyle bir hikâye beklenmemesidir.

Bir Zambak Hikâyesi, Mehmet Rauf'un başına büyük işler açar. Kitap yasaklanıp toplatılır. Yazar askeri mahkeme tarafından sekiz ay hapis cezasına çarptırılır ve askerlikle ilişkisi kesilir. Edebi çevrelerden dışlanır. Takma isimlerle romanlar yazar. Bu romanların bir kısımının da müstehcen içerikli olduğu söyleniyor. Türk pornografik edebiyatının kült yapıtı sayılan Kaymak Tabağı'nın da Mehmet Rauf'un eseri olduğu söylenir... Bu arada ilginç bir gelişme olur, Zambak'ın hikâyesini okuyan varlıklı bir genç kız Mehmet Rauf'la evlenir. Bu kısa evlilikten sonra Mehmet Rauf, yine hayranı bir genç öğretmenle evlenecektir.

Tarih ve Toplum dergisi Nisan 2001 tarihli "Mahrem Tarih" başlıklı özel sayısında Bir Zambak Hikâyesi'nin de tam metni yer alıyordu. Dergide yer alan Yavuz Selim Karakışla'nın incelemesinde, kitabın 1910'da İstanbul'da kapaksız, eser adı ve yazarı belirtilmeden yayınlandığı anlatılıyor. Kitap piyasaya çıkar çıkmaz kapışılmış. Yayıncısını da yazarını da zengin etmiş. Kitabın en az iki baskı yaptığı tahmin ediliyormuş. Yasaklanınca da el yazısı ile çoğaltılıp (ilk korsan yayınlardan olmalı) gecelik olarak kiraya verilmiş. Mehmet Rauf'la ilgili en geniş ve iyi inceleme olan Rahim Tarım'ın Mehmet Rauf'un Hayatı ve Hikâyeleri Üzerine Bir Araştırma'da (Akçağ yay. 2000) yargılanma sürecine ilişkin önemli belgeler yer alıyor.

Edebiyat tarihimizin ilk erotik metinlerinden sayılan Bir Zambak Hikâyesi'ni 78 yıl sonra Sel Yayınları tekrar yayınladı. Kitapta eserin hem günümüz Türkçesine uyarlanmış hali hem de eski Türkçe metninin tıpkıbasımı yer alıyor. Bir Zambak Hikâyesi, 19. Yüzyılda cinselliğin edebiyatta nasıl işlendiğinin ilginç bir örneği.

Etiketler: ,


Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?