Cuma, Ocak 27, 2006

 

Sevgilinin Geciken Ölümü

Sevgilinin Geciken Ölümü, Murat Gülsoy?un yeni romanı. İlk bakışta konusu Pedro Almodovar?ın Konuş Onunla filmini ve daha da çok Douglas Coupland?ın Komadaki Sevgilim romanını akla getiriyor. Kısa özet şöyle; Roman kahramanı Cem, bir kaza sonunda bitkisel yaşama geçen karısı Serap'ın bakımını üstlenmiştir. Bu arada evi, hastane odası gibi steril tutmaya çalışır. Evdeki yeni yaşam düzeni, hastanın bakımı temelinde gelişir. Zamanla ziyaretlerine daha az kişi gelir ve gün geçtikçe Cem yalnızlaşır. Roman, Cem'in sabaha karşı gördüğü bir rüya ile başlıyor ve hasta başında geçen bir günü anlatıyor. Başta dile getirilen kısacık rüyada Cem'in ölüm ile yaşam arasındaki gelgitlerinin imgesini yakalıyoruz. İki kadın arasında sıkışmış yaşamında bir tarafta ölüm onu dibe çekerken, diğer yanda yaşam, tüm albenisiyle onu bekliyor. Genelde tekdüze geçen Cem'in bu günü biraz farklı. İlk başta karısının nefret ettiği babası ziyaretine geliyor, ardından en yakın dostları ve son olarak da, yıllar önce hayatını haber yaparak gündeme getirdiği eski bir katil zanlısı ile görüşüyor. Bu arada en az bu konuklar kadar önemli, bir de mektup alıyor. Mektubu aldığı kişi, onu yaşama bağlayan ince iplerden biri.
Murat Gülsoy, bitkisel hayatta bir kadınla onu seven, bakmaya kendini adamış bir erkek arasındaki ilişkiyi iyi anlatıyor. Bakıcı rolünün verdiği yükümlülükler, insanın ruh hali, aklından geçenler? İkircikli haller? Bu ikilemler içinde bocalayan bir kahraman? Roman böyle gelişıyor. Ama sonunda umulmadık bir yere varıyor. Aslında tüm anlatılanların bir anahtar kavrama bağlandığını görüyorsunuz; Berzah.
Ekşi Sözlük?te Berzah, ?arapçanın belki de en güzel kelimesi. insan baştan aşağa berzahtır, berzahtadır; ölümle ölümsüzlük arasında, gitmekle kalmak, gitmek istemekle gidememek arasında, söylemekle söyleyememek arasında, yitirilmiş zamanla yitirilecek olan arasında, et ile kemik, yara ile kabuk, gözle gönül arasında, israfil'in dudakları ile sur borusu arasında, ayna ile sır arasında...? diye tanımlanmış. Yine internette bulduğum alıntılara göre ?Şah Veliyyullah ed-Dehlevî şöyle der: "Bu âlemde insanların (yani ruhlarının) sayılamayacak kadar çok tabakaları vardır. Fakat bu tabakalar başlıca dört sınıftır. Birincisi uyanıklık (yakaza) ehli olanlar ki iyiliklerinden ve kötülüklerinden dolayı iyilik veya azap görecek olan ruhlardır. İkincisi ise tabiî uyku halinde olup rüya gören, rüya ile ferahlandırılan veya azaplandırılan ruhlardır. Üçüncüsü behîmî (hayvanî) ve melekî yönleri zayıf olanlardır. Bunlardan başka bir de fazilet ehli iyi ruhlar vardır ki (dördüncü sınıf olsa gerek) bunlar meleklere karışır, melekî bir hayat sürerler." (Huccetullahi'l-Bâliğa, Kahire 1355, I, s. 34-36).? Tamamlayıcı bir başka alıntı da şöyle. ?Bilindiği gibi ruhlar birer emri ilâhidir. Asıl mahiyetleri insanlar tarafından pek bilinmez, insan ölünce ruhu geçici olarak başka bir âleme gider; orada ameline göre ya rahat yaşar, veya azap görür. O âleme "Âlemi Berzah" denir ki dünya ile ahiretten başka bir âlemdir. Yaşayışla ölüm arasındaki uyku âlemi nasılsa; dünya ile ahiret arasındaki berzah âlemi de o gibi bir varlıktır. Bunun mahiyetini ancak Allah bilir. (Ömer Nasuhî Bilmen, Büyük İslâm İlmihali s. 28),?
Tüm bu tanımlamalar Murat Gülsoy?un romanının anahtarları oluyor. Okunaklı, ilginç bir roman. Sona, çözüme biraz hızlı ve kolay ulaşmış, hastalık durumunu, roman kahramanı ile karısı Serap?ın ve Aslı?nın ilişkilerini çözümsüz ve havada bırakmış gibi görünse de keyifli.
(Sevgililin Geciken Ölümü, Murat Gülsoy, Can)

Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?