Pazar, Temmuz 19, 2009

 

KİŞİ BAŞINA BİR YALNIZ

Atilla Atalay, günümüz mizahının ustalarından, az sayıdaki mizah yazarlarının en önemlilerinden. "Kişi Başına Bir Yalnız" (İletişim) Atilla Atalay'ın son kitabı. "Kişi Başına Bir Yalnız" aynı zamanda kitabın son bölümünün ve son hikayesinin de adı. Tersten olacak ama, oradan başlamak istiyorum. Atilla Atalay, hikaye etmeyi, anlatmayı iyi biliyor. Bu bölümdeki hikayeleri okurken, özellikle son hikayeyi okurken bunu yaşıyorsunuz. İstanbul'un yanıbaşında, sonbaharın ilk günlerinde terkedilmiş bir sahil kasabasında yalnızlığını yaşayan ve bundan memnun olan, huzur duyan birini anlatıyor. Sessizliğin, sadece doğanın sesleriyle muhatap olmanın keyfini, susmanın verdiği içhuzurunu satırlara döküyor. Tabii insan ne kadar yalnız olabilirse… Sonuç olarak anılar, gidip de geri dönenler ve şehrin kaçılamaz çağrısı bu yalnızlığa ket vurmaya çalışacaktır. Kahramanımız yine yalnızlığına, hayvanattan dostlarının arasına dönecek de olsa bir kez daha şehrin çağrısına, gidip de dönen birinin sesine kulak verecek, sonunda da yalnızlığın kıymetini anlayacaktır.

Bir başka iç yakıcı yalnızlık hikayesi de "Deliler Denizi". Bu kez kalabalığın içinde yalnız kalan birinin hikayesini anlatıyor Atilla Atalay. Kış günü elbiseleriyle denize girmiş bir adamın hikayesini. Özgür bir ülkenin özgür bir kentinde elbiseyle denize girme özgürlüğünün nasıl yaşanamayacağını anlatıyor. Hüzün ironiye, kara mizaha evriliyor sonra sarmalı tamamlayıp hüzünle noktalanıyor hikaye. "Talaşlı Şemsiye"de ilk gençlik çağında bir emlakçıda çıraklık yaparken yaşadıklarından yola çıkarak "seyretmenin seyirci kalmak olmadığını" öğrenmesini anlatıyor. "Kanlı Evcilik"te, bir delikanlının aşkı uğruna katil oluşunun hikayesini belleği gidip gidip gelen bir ninenin hüznüne karıyor. "Kitap ve Yorgan"da eksik uykularının peşindeki hikaye kahramanı şehrin en gürültülü yerindeki yorgancının yaşadığı huzuru ve sessizliği anlamaya çalışıyor. "Şoray Kanunları"nda ilk gençliğinde platonik aşkla tutulduğu kıza yıllar sonra rastlıyor hikaye kahramanı. "Pakistan'ın Türkan Şorayına" benzeyen o kıza. Gençlik günlerindeki gibi peşine düşüyor ve "Kimsenin Türkan Şorayı kalmadığı"nı anlıyor. Birinci ağızdan, ben diyerek anlatılan hikayeler bunlar. Sanki bir anıyı, dün ya da yirmi yıl önce yaşadıklarını anlatır gibi anlatıyor Atilla Atalay. Ayrıntılara, detaylara iniyor, görüp de fark etmediğimiz olayları, insanları, nesneleri deşiyor, sırrına ermeye çalışıyor.

Komedyenlerin bir ağlatma merakı vardır. Örneğin Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli komedyenlerden Sadri Alışık bir çok filminde bizi ağlatmıştır. Güldürdüğü kadar ağlatmayı da başardığını kanıtlamıştır. Yeteneğinin sadece güldürmeye değil insanı halden hale sokmaya yetecek büyüklükte olduğunu göstermek istemiştir sanki. Atilla Atalay'da da böyle bir eğilim seziyorum; "Ben sadece iyi bir yazar olarak mizahla yetinmem, sizi kahkahalara boğmakla kalmam, hüzünlendirmeyi hatta ağlatmayı da bilirim" demek istiyor gibi.

"Kişi Başına Bir Yalnız"ın ilk iki bölümü ise okuru güldürmek amacında. Son bölümdeki hüzne bakınca, acaba, diyorum, Atilla Atalay önce hüzünlendirip sonra güldürseydi daha iyi etmez miydi? Okurun beklentisini düşünürsek, Atilla Atalay'ın yaptığı daha doğru, okurun mizah yazarından beklediğini veriyor, peşinen güldürüyor.

Gırgır dönemi ile birlikte, özellikle 80'li yıllardan sonra mizah hızla popülerleşti. Mizah dergileri yüzbinlerle ifade edilen tirajlara ulaştı. Bunda sanıyorum, mizah yazarlarının sayısı fazlalaşan okura daha dolaysız olarak hitap etmek amacıyla seçtiği anlatım tarzının etkisi var. Mizah yazarları bildiğimiz biçimde hikayeden vazgeçtiler. "Mizah yazısı" diyebileceğimiz hikayeyle makale kırması bir tür oluşturdular. Edebiyat dünyası da zaten daha önce de pek sıcak bakmadığı mizah türünde yazılan eserlere bu süreçte ilgisiz kaldı, mizah edebiyattan koptu.

Mizah yazıları, haftalık dergide güncel olaylardan söz etme durumundaki mizah yazarının işini kolaylaştıran bir tür. Ele aldıkları olayı mizahi yanından kavrayıp, biz okurların göremediği yönlerini bulup bir iki sıkı espriyle yazıyı kotarıyorlar. Bu eleştirilecek ya da ayıplanacak bir şey değil. Sadece durum tespiti yapıyorum.

Mizah yazısının hikayeye uzandığı noktada ise dergide yazı yazılan alanın sınırlayıcılığı devreye giriyor. Mizah dergilerinde yazıya çok az yer ayırılıyor. Genellikle de bu karikatürden, çizgi romandan artan ince uzun bir sütundur. Orada az lafla çok şey anlatmak zorundasınız, uzun uzun hikaye etme olanağı yok. Mizah yazarları bu noktada çözümü sadece diyaloglarla anlatma yoluyla çözdüler. Karşılıklı iki kişinin konuştuğu, içinde hikaye de olan, espiri de barındıran diyaloglar. Atilla Atalay, bu diyalogları güçlendirmek amacıyla kalıcı tipler de yaratıyor. Sıdıka bunlardan biriydi. Şimdi Sıdıka'nın yerini Sıkılhan aldı. Sıkılhan tam anlamıyla bir günümüz kent çocuğu. Adına uygun olarak sıkılıyor. Tek iletişim yolu cep telefonu. Büyük bir şirkette yöneticilik yapan ve oğlunu yüzeysel ilgisiyle bunaltan annesi Gülizar Öflan, hayatla ilgili bir çok konuyla ilk kez karşılaşıp hayretlere düşen ve danışmak ihtiyacı duyan kız arkadaşı Bunalgül, Kurtlar Vadisi'ne yeni silahşör adayı olarak değerlendirebileceğimiz Hırgürkan, internet uzmanı ve tutkunu Çağatay, her türlü yasadışı ilaca meraklı Buğra, sürekli Sıkılhan'ı arıyor ve dertlerini anlatıyorlar. Sıkılhan, her şeyden olduğu gibi cep telefonuyla konuşmaktan da sıkıldığı için olsa gerek daha çok karşısındakini dinliyor, kısa cevaplar veriyor, laf uzayınca da telefonu kapatıveriyor.

Sıkılhan'ı arayanların anlattıklarından hem güncel olayların komik yanlarını hem de insanların olayları ne kadar değişik açılardan değerlendirebilidiklerini görüyoruz. Atilla Atalay, Sıkılhan ve onu arayan diğer tiplerle günümüz Türkiye'sinin kara mizah olarak adlandırılabilecek bir panaromasını çiziyor. Bol bol da güldürüyor.

Ben şimdi hem iyi bir mizah yazarı olan hem de iyi hikaye yazan Atilla Atalay'ın çıtayı biraz daha yükseltmesini, mizahla hikayeyi tekrar birleştirmesini bekliyorum. "Kişi Başına Bir Yalnız"da her iki türün de seçkin örneklerini okuyoruz. Onların birleştikleri yerden çok iyi mizah hikayeleri çıkacak ve belki edebiyatla mizah tekrar buluşacaktır.

Etiketler: ,


Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?