Çarşamba, Eylül 29, 2010

 

İstanbul’da Yaşama Sanatı

Haluk Dursun, 1968’de Galatasaray Lisesi’nin orta bölümünde okumak için geldiğinden beri İstanbulluymuş. Balkanlar’a dek uzanan gezileriyle modern seyyahlardan sayılabilir ama esas seyyahlığı İstanbul’a dair. Televizyon programları yapmış, Papa’nın İstanbul ziyaretinde rehberliğini yaparak dikkati çekmiş. Dursun, İstanbul hakkında bilgilerini, izlenimlerini, düşüncelerini İstanbul’da Yaşama Sanatı (8. Baskı, Mayıs 2009, Timaş) adlı kitabında toplamış. Kitaba neden bu adı verdiğini anlattığı bölüm yazma amacını da açıklıyor. “Bizde ise nedense hep şehir rehberi, İstanbul Gezi Rehberi yahut da en fazla İstanbul'da Yeme İçme Sanatı gibi başlıklar konup, o muhtevaya uygun bilgiler veriliyor. Halbuki bir şehri şehir yapan oradaki kendine özgü yaşama imkanları, renkleri, çeşitlilikleri, havasıdır. Eğer bütün bu bileşimleri, armoniyi fark edemez, onu sindiremez, o güzellikleri idrak edemezseniz o şehirde bulunuyor, vakit geçiriyor, hatta doğup ölüyor, ama o şehirdeki yaşama sanatının farkına varamıyorsunuz demektir.”

İstanbul’da Yaşama Sanatı kısa denemelerden oluşuyor. Gazete ya da dergi için yazılmış da sonra kitaplaştırılmış gibi. Bu tür çok fazla derleme yayınlandığı için doğrusu önce kitaba pek yaklaşamadım ama bir kaç deneme okuduktan sonra akıp gitti, keyifle okundu. Dilinin eskiliğini önemsemezseniz, hoş sohbet bir anlatımı var. Bazı denemelerin sonuna “Meraklısına Notlar” eklemiş. Bu notlar denemeler kadar merak uyandırıcı. İstanbul’u tanımaya, yaşamaya çalışırken kullanacağınız pratik bilgiler de içeriyor. Denemeler ve notlar birleşip edebi zevkin yanında her zaman başvurulabilecek kullanışlı bir başvuru kitabı halini alabilir. Dursun’un bu bütünlükte bir eseri verebileceğinin işaretlerini bu kitapta alıyoruz.

Haluk Dursun’un İstanbul’a bakışı bugünden ve kendiyle de şehriyle de barışık. Tarihi, geçmişi anlatırken “Nostaljiye Reddiye” başlıklı denemesinde belirttiği gibi “Nerede o eski İstanbul? Nerede o Boğaziçi, yalılar!” diye yakınmıyor. Varolanı anlamaya, tanımaya, tanıtmaya ve korumaya çağırıyor okurunu. İstanbul’un varolan zenginliklerini kullanarak burada yaşamayı bir sanat haline getirmeyi öneriyor.

6 Ağustos 2009

Etiketler: ,


Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?