Çarşamba, Eylül 29, 2010

 

Saatsiz Ülke

"...Dün gece saatler durmaya başlamış, problemin yurt sathında yaşanan bir durum olduğu bu sabah fark edilmiştir. Lafın gelişi söylüyorum tabii sabahın erken saatlerinde diye, zira her saat farklı bir anda durduğu için bu durumun kaçta fark edildiği kayıtlara geçememiştir. Tespitlerimize göre zaman değil, sadece saatler durmuş bulunmaktadır. Tek tesellimiz budur, zaman akmaktadır, akmaya devam edecektir..."

Zaman, “Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre” olarak tanımlanıyor. Zamanı ölçmek, ona göre hareket etmek günümüz insanı için çok önemli. Yiğit Kulabaş, Saatsiz Ülke’sinde (Temmuz 2009, Everest yay.) Türkiye’deki zamanı ölçen tüm araçlar bir anda duruyor. Saatsiz bir Türkiye’de neler yaşanır? Gerçekten ilginç bir konu. İster istemez insanın aklına Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü geliyor. O tip bir roman bekliyorsunuz. Ama Saatsiz Ülke başlangıçta böyle bir yönelimde olsa da fantastik gerçekçi diyebileceğimiz bir türde gelişiyor.

Olayı bir yandan televizyondaki bir haber programı aracılığıyla yurt çapında izlerken esas olarak Bozcaada’daki televizyonun, elektriğin olmadığı, cep telefonlarının çekmediği bir pansiyonda yaşananlar aracılığıyla aktarıyor yazar. Selim ve Kerim romanın ana kahramanları. Selim’in sevgilisi Arya, pansiyonun sahibesi Lale, ona yardım ediyor görünen Taylan, hiçbir şeyi unutmama hastası Deniz ve onu tedavi etmeye çalışırken yeni buluşlar yapmaya çalışan Profesör Candan...

Aslında saatsiz kalmak Bozcaada’daki bu pansiyonda yaşayanlar için pek önemli bir şey değildir. Yine de bu garip gelişmeyle ilgilenmeden, Arya ve Taylan televizyonda haberleri izlemeden yapamazlar. Bu sayede biz de ülkedeki gelişmeleri öğreniriz. Diğer yandan da Selim ve Arya’nın kopma noktasına gelmiş ilişkilerindeki gelişmeleri izleriz. Sevdiğini kaybetme endişesine düşen Selim, bir türlü can kulağıyla arkadaşı Kerim’in iş bulma macerasını dinlemez. Oysa ülkenin saatsiz kalmasında Kerim’in önemli bir rolü vardır. Diğer yandan Deniz’le kurulan dostluk, profesörün aslında beyinler arası veri aktarmayı denediğini ortaya çıkartır.

Zaman aslında bir şirkettir. Akrep, yelkovan, dakika, saniye bu şirket tarafından yoktan var edilmiştir. Zaman bu şirket tarafından pazarlanmaktadır.

Yanında devasa bir iguana ile gelen Antonio Zaman şirketindendir. Kerim, dört kıtada on iki şehirde on iki kişi ile Zaman şirketine girebilmek için iş görüşmesi yapmıştır. Bunlardan biri de Antonio’dur. Kerim’in Zaman şirketinin tüm içişleyişini öğrendikten sonra iş teklifini kabul etmemesi her şeyin karışmasına ve sonuçta şirketin ilk kez bir ülkeye ambargo uygulayıp, insanları saatsiz bırakmasına neden olmuştur. Durumu protesto eden birçok ülke saat kullanmaktan vaz geçer.

Hükümet de insanlar da zamanın geçişini ölçmek için eskiden kullanılan güneş saatleri, su saatleri ve kum saatleri gibi gereçlere başvurmayı akıl edemez. Nabız, kontör, grafikerlikte kullanılan pantone renkleri, dev mumlar yakmak gibi yeni ölçme yöntemleri bulmaya çalışıyorlar. Bu arada ünlü anchorman Can Horman, şirketin ihbarı ile saatlerin durmasına Kerim’in sebep olduğunu öğrenir ve Taylan’ın Kerim’in yerini bildirmesi ile Bozcaada’ya bir TV ekibi yollar. Böylece olaylar yeni bir ivme kazanır. Bu bölümlerde hem sistemi, hem de kurumlarını eleştirmek fırsatını kullanmıyor yazar. Daha çok mizahi sayılabilecek bir anlatımla televizyonların habercilik anlayışları üzerinde yoğunlaşıyor.

Pansiyonun bulunduğu sahilde penguenlerin belirmesi ve Kerim’in ortadan kaybolması ile roman fantastikleşmeye başlar. Antonio, Kerim’in yüzerek Zamanya’ya gittiğini düşünür. Arkadaşını bulmaya karar veren Selim de onun peşinden gider ve başka bir boyuttaki, girilmez kapılar ardındaki bir gemi olan Zamanya’ya ulaşmayı başarır. Orada şirketin yöneticisi Satres ile tanışır. Hafızasını kaybetmiş görünen Kerim’le buluşur. Satres Selim’in Kerim’i alıp geri dönmesine izin verir. Bozcaada’ya birlikte gittiği aslında Kerim değil Satres’tir. Bundan sonra olayhlar bir çizgi roman tadı almaya başlıyor. Antonio ile Satres karşılaşıyor. Birbirlerini zamanı durdurmakla suçluyorlar. Yiğit Kulabaş, olaya dayanan bir anlatım geliştirmiş. Diyaloglarla gelişen, kolay anlaşılır bir anlatım. Kahramanlarının karakterlerini derinlemesine işlememiş. Saatsiz Ülke fantastik bir tadda kalmış.

27.08.2009

Etiketler: ,


Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?