Cuma, Ekim 01, 2010

 

Ay Hırsızı

Sunay Akın’ın internet sayfasının girişinde, “Gerçek anlamıyla tam bir ayrıntı ustası olan, şair Sunay Akın anlatırken güldürür. Düşünce kapısını gülümseme anahtarıyla açar beyinlerde… Şaşırtmayı, yaşama bambaşka bir pencereden de bakılacağının altını çizmeyi çok sever” ibaresi var. Övgü payı yüksek olsa da, sanıyorum Sunay Akın’ın yapmak istediklerini iyi ifade eden sözler bunlar.

Bu cümlede adının önüne koyduğu sıfatla Sunay Akın öncelikle “şair” ya da şairdi. Şiirleri 1984’de dergilerde yayınlanmaya başlamış. 1998’e kadar yoğun bir üretimle beş şiir kitabı yayınlamış. Sonra Sunay Akın ağırlığı deneme’ye, gazete yazılarına veriyor. 1994’ten itibaren peş peşe deneme kitapları yayınlanıyor. Şairlik adının önünde sıfat olarak kalıyor. Şiir geriye düşüyor. Web sitesinin “Kitapları” bölümünde (nedense) sadece dört kitap var ve dördü de deneme türünde. Araya televizyon programları ve bir tür meddahlık diyebileceğimiz gösteriler giriyor.

Denemenin büyük ustası Salâh Birsel’in “Salâh Bey Tarihi”ne açık bir göndermeyle “Sunay Bey Tarihi” adını verdiği gösterileriyle denemelerinin açıkça bağlantısı var. Sunay Akın yazılarını gösterilerinde söze döküyor, söze döktüklerini yazıya geçiriyor. Tabii ki bu durumu bir sakınca olarak belirtmiyorum. Sunay Akın’ın gösterilerindeki anlatımı ile denemelerindeki üslubun tam anlamıyla, üslubuyla örtüştüğünün altını çizmek için vurguluyorum.

Sunay Akın’ın sahnede kullandığı anlatım tarzı bir anlamda daldan dala atlamak, daha açık söylersek entelektüel “geyik muhabbeti”. Tatlı dille, güleryüzle birbirinden ilginç ve ilk bakışta birbiriyle alakasız bilgileri, anekdotları birbirine bağlıyor. Örneğin 1979’da ABD’de nikah yüzüğünün kamyonun çengeline takılması ile kopan bir parmakla başlayıp, nikah yüzüğünü evlenme arzusuna bağlayarak 1977’de çekilen Neşeli Günler adlı Türk filmindeki sevdiği ile evlenmek için durmadan evinin üzerinde uçup kazalar çıkartan pilot Vecihi’ye geçiyor. Vecihi’nin ilk Türk pilotu Vecihi Hürkuş’la aynı adı taşıdığına dikkat çekip ilk Türk pilotunun ilginç ve hüzünlü hayat hikayesini anlatmaya başlıyor. Sonra da Vecihi beyin toprağa verildiği tarihde, 16 Temmuz 1969’da aya ilk uçuşun gerçekleştirildiğini belirtiyor ve ayda yürüyen ilk insan Neil Armstrong’un 1979’da ABD’deki çiftlikte parmağı kopan adam olduğunu söyleyerek sözü bağlıyor. Sahnede anlatıldığında keyifle dinleyeceğimiz bu sohbeti aynı şekilde yazıya geçiriyor. Son kitabı Ay Hırsızı’nın (Ekim 2009, İş Bankası Yay.) ilk denemesi Apollo 11 Dünya’dan Ayrılırken’in içeriği yukarıda özetlemeye çalıştığım.

Sunay Akın gösterileriyle denemeleri arasında içerik birlikteliği kurmakla kalmıyor aynı zamanda üslup birliği de sağlıyor. Denemelerinde de gösterilerindeki “vardır”, “yapılır” diye biten cümlelerle geniş zamanlı sohbet tarzı anlatımı kullanıyor. Kuşkusuz bu anlatın tarzı okumayı kolaylaştırıyor, akıcılaştırıyor.

İnternet sitesinin girişinde belirtildiği gibi Sunay Akın “ayrıntı ustası”, her denemesinde çoğunu ilk kez duyduğumuz olaylar ve kişilerden söz ediyor. Bir gösteride dinlediğimizde tabii ki aktarılan bu şaşırtıcı olayların, kişilerin hikayelerinin kaynağını soramayız ama iş yazıya gelince merak etmemek elde değil. Sunay Akın’ın “gerçek”miş gibi anlattığı olaylar, kişiler hangi kitapta, belgede geçiyor? Hele, Sunay Akın’ın Ay Hırsızı’nda olduğu gibi Cemal Süreya’nın, Salâh Birsel’in, Alpay Kabacalı’nın ya da Enis Batur’un yanlışlarını bulup düzelttiğini gördüğümüzde bu merak daha da artıyor. Denemelerin akıcılığını engelleyeceği için belki dipnot vermek hoş olmaz ama yazıların ya da kitabın sonuna bir kaynakça koymak Sunay Akın’ın anlattıklarının ne kadar gerçek ne kadar anekdotal olduğunu anlamak açısından zaruri.

Sunay Akın, çağımızda bulunmayan bir değerbilirlikle Salâh Birsel’i sık sık “ustam” diye anıyor. Gerçekten de Salâh Birsel Türk edebiyatının en önemli denemecilerindendir. Birsel, başta edebiyat olmak üzere hayatın her alanını dikkatle kazıyıp olmadık ayrıntılar bulup onlarla örer denemelerini. Sunay Akın’ın bu açıdan Salâh Birsel’in çırağı sayılabileceğini söyleyebiliriz. Ama ustayla çırak arasında önemli bir fark var; dil ve üslup. Salâh Birsel’in kendine has yergici, alaycı, ironik bir anlatımı vardır. Argoyu edebi incelik içinde kullanır. Çoğu unutulmuş sözcükleri okurda hiçbir garipseme yaratmayacak biçimde cümlelerine yerleştirir. Salâh Birsel Sözlüğü diyebileceğimiz zenginlikte bir dil kullanımı vardır. “holdurhop, fıştıklanmak, hopur höpür, şandelli, şapalaklaşmak” gibi birçok sözcüğü ya yeniden dilimize kazandırmıştır ya da kendince yenileyip kullanmıştır.

Sunay Akın ise günümüz Türkçesini, olabildiğince anlaşılır sözcüklerle sohbet havasında kullanıyor. Bir üslubu yok. Sunay Akın’ın bir denemesini anlatımından diğerlerinden ayırd etmek mümkün değil. Bu bir tercih kuşkusuz. Salâh Birsel “edebiyat içi” bir yazar. Belki zaman zaman çok okunduğu olmuştur ama okura hep edebiyat aracılığıyla ulaşmış. Sunay Akın ise günlük gazetelerde yazarak ya da gösterilerle kendi okuyucusunu oluşturmuş. Çok okuru var. Örneğin son kitabı Ay Hırsızı on baskı yapmış. On binlerce okura ulaşıyor. Ama bu kadar çok edebiyat okuru yok. On binleri sürekli okurunuz kılmak istiyorsanız onların da şartlarına uymanız gerekiyor. Çoğunluğun tercihi kuşkusuz kolayca okumak, zorlanmadan okuduğunu anlamaktır. Zaten Sunay Akın’ın ikinci bir Salâh Birsel olmasını istemeyiz, o zaman “kopya” olur, hiç okunmaz.

Ay Hırsızı’na dönersek, Sunay Akın, insanoğlunun aya gidişinden yola çıkıp gökyüzündeki mecaralarının izini sürerek konulardan konulara koşuyor. Kitabın arka kapağında belirtildiği gibi “Cervantes ve Mimar Sinan hangi camiinin inşaatında bulunmuştu? Enver Paşa’nın uçağı kaç kez düştü?.. Piri Reis’in haritası Topkapı Sarayı’nda nasıl bulundu?.. İstanbul Boğazı’nı yürüyerek geçen Attila Hülagü’nün sırrı neydi? 157 yıl yaşayan Zaro Ağa’nın Amerika seferi… Atatürk neden hiç uçağa binmedi?..” gibi birbirinden ilginç sorular soruyor, cevaplarını veriyor. Ay Hırsızı’ndaki denemeler hem kendi içlerinde bir bütünlük sağlıyor hem de kitap bir bütünlük oluşturuyor. Bir muhabbet tadı alarak kitabı hızla okuyorsunuz.

31 Aralık 2009

Etiketler: ,


Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?