Cuma, Ekim 01, 2010

 

Gazze Blues

Birarada yaşayan, aynı toprakları paylaşmak durumunda olan, birbirine çok yakın ama bir o kadar da uzak, yabancı iki halkın öyküleri var Gazze Blues’da (Ekim 2009, Çev. Avi Pardo, Siren yay.). İsrailli Etgar Keret ve Filistinli Samir El-Youssef’un ortak kitabı Gazze Blues Samir El Youssef’un uzun öyküsü Canavarın Susadığı Gün ile Etgar Keret’in on beş kısa öyküsünden oluşuyor.

Etgar Keret, İsrail’in genç kuşak yazarlarının en başarılılarından. Eserleri 14 dile çevrilmiş, Türkçe’de de bir kitabı yayınlanmış bir yazar. Sinema ve çizgi filmle de ilgileniyor. Kolay okunan, rahat bir anlatımı var. İsrail’deki gündelik hayatı, özellikle gençlerin yaşadıklarını mizahi ve gerçeküstü bir bakış açısıyla, zaman zaman fantastikleştirerek eleştirel bir dille öykülerinde yansıtıyor. Bukowski’nin kısa öykülerinin tadını aldığımı söyleyebilirim. Çok yakınlarında onlarca yıldır süren bir savaş var ve her genç askere gidip bu savaşın bir parçası oluyor ama diğer yandan da gündelik hayat modern bir ülkedeki gibi sürüyor. Gençlerin kendi aralarındaki sorunlar, aileleriyle ilişkileri gelişmiş ülkelerde yaşananlardan pek farklı değil ve Keret bu bireysel sorunlara gençlerin gözüyle bakıyor. Keret’in bu denli çok dile çevrilmesinde kuşkusuz bu durumun payı var.

Filistin’in İsrail’le benzerlikleri olsa da onlar savaşın yakınında değil içindeler. Her an tepelerinde bir bombanın patlayabileceğinin, yoluna girmekte olduğunu sandıkları hayatlarının mahvolabileceğinin bilincindeler. İlk kez bir eserini Türkçede okuduğum Samir El Youssef bir Filistin mülteci kampında büyümüş, halen İngiltere’de yaşayan ve tüm Arap ülkelerinde hem eserleriyle hem de gazetelerde yayınlanan yazılarıyla tanınan bir yazarmış. Samir El Youssef, Gazze Blues’da yer alan uzun öyküsünde savaş koşullarında Filistin’de yaşayan ve ilk fırsatta yurtdışına çıkmak için girişimlerde bulunan genç bir entelektüelin öyküsünü anlatıyor. Bitecek gibi görünmeyen savaş bir yandan umutsuzluğu iyice artırırken diğer yandan da insanlara o koşullarda yaşamayı öğretmiş. Samir El Youssef, kaybedenlerden olmaya aday kahramanın ve onun arkadaşlarının yaşamlarını aktarırken Filistin’deki gündelik hayatı Keret’e benzer bir üslupla eleştiriyor. İsrail’deki yarına umutla baktığı umulan gençle Filistin’deki gelecekten pek umutlu olmayan, tek çıkar yolu yurtdışına kaçmakta gören genci arasında bireysel olarak pek fark olmadığını görüyoruz. Bitmeyen bir savaşla ayrılmış, düşman olmuş iki toplumun diyalog yolunu bulduklarında çok kolay anlaşabileceğini, dost olabileceğini hissediyoruz.

24 Aralık 2009

Etiketler: , ,


Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?