Cuma, Ekim 15, 2010

 

Görünmeyen

Paul Auster’in yeni romanı Görünmeyen (Ocak 2010, Çev. Seçkin Selvi, Can yay.) İngilizce’den sonra hızla türkçede de yayınlandı. Tanıtım yazısında da belirtildiği gibi 1967 baharında New York’ta başlayan roman, iç içe geçen dört bölüm boyunca Paris’e ve Karayip Adaları’na kadar uzanan karmaşık bir ilişkiler zincirini anlatıyor. Şair olmak isteyen üniversiteli Adam Walker, siyasal bilimler profesörü Rudolf Born ve sevgilisi Margot ile başlayan ilişkiler zamanla Walker’ın ablasını, Born’un üvey kızını da içine alıyor. Adam Walker, hayalini kurduğu dergiye finans sağlayan Born’la akşam yemeğine giderken silahlı bir soyguncu ile karşılaşıyorlar. Born cebinden çıkarttığı sustalı ile soyguncu genci bıçaklıyor. Adam daha sonra soyguncunun 15 bıçak darbesi ile öldürüldüğünü gazetede okuyunca bir vicdan muhasebesi yapıp Born’u ihbar ediyor ama Born yakalanamıyor. Misafir profesörlük görevini kısa kesen Born Paris’e dönmüştür.

Boş vakitlerinde Fransız şiirinden çeviri denemeleri yapan Walker, ablasıyla yaşadığı ensest ilişkiye son vermek ve belki Born’un izini de sürmek amacıyla bursla bir yıllığına Paris’e gidiyor.

New York’ta yaşadığı kısa süreli cinsel ilişkiyi hatırlayıp, Born’dan ayrılıp Paris’e giden Margot’u buluyor. Onunla yine sevişmeye başlıyor. O sırada da Born, Adam’ı buluyor. Adam, Born’un işlediğine inandığı cinayetin öcünü almak için bir oyun kurmaya karar veriyor ve oyununu hayata geçirmek için Born’un evlenmeye hazırlandığı Helene ve kızı Cecile’le tanışıyor.

Kanserden ölmek üzere olan Adam birinci tekil anlatımla yukarıda özetlemeye çalıştığım olayları kağıda döküyor ve kendi hayat hikayesini romanlaştırdığını belirterek kırk yıl önce üniversitede arkadaşı olan yazar James Freeman’a yollayıp yardımını istiyor. Freeman, arkadaşıyla buluşup roman taslağı üzerinde konuşmaya gittiğinde Adam’ın bir kaç gün önce öldüğünü öğreniyor. Freeman’ın Adam’ın üvey kızıyla, ablası Gwyn ile yaptığı görüşmeler ve Cecile’in günlüklerinden aktarılan parçalar bize hayat hikayesi adıyla da yazılsa her anlatının bir kurmaca yanı olduğunu, tamamen gerçekleri yansıtamayacağını, yazarının bakış açısına, ruh haline göre değişmelere uğramasının kaçınılmaz olduğunu düşündürüyor. Okurda geri dönüp tüm okuduklarını yeniden değerlendirme, üzerinde düşünme arzusu uyandırıyor.

Paul Auster, son zamanlarda yazdığı romanlarla sadık okurlarını küçük hayal kırıklıklarına uğratmış, eleştirmenlerden de kötü eleştiriler almıştı. Görünmeyen, Auster’in bocalama dönemini aşıp yine eski formunu dönüşünün ürünü olmuş.

Etiketler: ,


Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?