Cuma, Ağustos 05, 2011

 

Hesse ve Poe



Bizde eğer sansasyonel değilse biyografi okunmaz, yayınevleri de biyografi yayımlamayı sevmez. Yapı Kredi Yayınları, ayrı bir diziye koymasa da iki kült yazarın, Hermann Hesse ve Edgar Allen Poe’nun biyografilerini yayımlayarak bu geleneği bozma yolunda önemli bir adım attı.
Hermann Hesse, özellikle Bozkırkurdu ve Siddhartha ile Türk okularının da gönlünde taht kurmuş hemen her eseri Türkçeye çevrilmiş bir yazar. Ama onun hayat öyküsünün ayrıntılarını pek bildiğimiz söylenemez. O nedenle Benhard Zeller’in orijinali Rowolth’un meşhur biyografi dizisinden yayımlanmış olan Hermann Hesse’si (Nisan 2011, çev. Kamuran Şipal, Yapı Kredi yay.) iyi bir başlangıç.
Zeller, ünlü bir edebiyat araştırmacısı, Alman Edebiyat arşivinin gelişimine önemli katkıları olmuş, Hesse ile ilgili çalışmalar yapmış. Rowolth, biyografi dizisinin kitaplarını işin uzmanına yazdırmakla kalmaz biz sıradan okurun kolaylıkla okuyabileceği belirli bir formatı da vardır. Biyografisi yazılan yazarın yaşam öyküsünün bütünlüğü içinde önemli eserlerine, yazarlık yaşamındaki dönüm noktalarına, sanatla, felsefeyle, siyasetle kurduğu ilişkilere de bakılır ve tüm bunlar ortalama 160 sayfa içinde halledilir.
Zeller, Hesse’nin yaşam öyküsünü soyundan sopundan başlayarak anlatıyor. Hesse’nin kendi yaşamından parçaları işlediği eserlerini izleyerek kronolojik olarak ilerliyor. 1877’de doğan Hesse, dindar ve entelektüel bir ailenin çocuğu. İsviçreli olarak bilinse de dedesi Estonya’dan göçmüş ve Rus-Alman kökenli. Eserleri kendi içine kapalı, bireysel sorunlarına yoğunlaşmış biri izlenimi verse de Hesse hep siyasi tavırını net olarak koyan, Dünya meselelerini izleyen biri olmuş. Savaş karştılığı hayatında önemli bir tutuyor. Faşizme açık olarak tavır almış. Ama entelektüel verimini edebiyatla sınırlamış. Roman, öykü, şiir yanında, eleştirmen olarak büyük bir verimi ve ağırlığı olmuş. Gençlik çağlarında kitapçılık sonra da aktif olarak yayıncılık yapmış. Dergiler, kitaplar yayımlamış. Yazmaya, okunmaya adanmış görünen hayatında aşklara da yer olmuş. 1962’de ölene dek çok verimli ve Nobel dahil bir çok ödülle taçlanan bir edebiyat hayatı olmuş. Savaş dönemlerinde bile, tüm yayımlama güçlüklerine rağmen on binlerce okura ulaşmış, çok okunmuş, yazdıkları çok tartışılmış. Zeller’in biyografisi Hesse’nin yaşam öyküsü ve eserlerini 174 sayfada kısa ve öz olarak ama ayrıntıları, bilinmeyenleri atlamadan anlatıyor, büyük ustayı yeniden okuma arzusu uyandırıyor.
Bir başka kısa ve öz biyografi de hemen tüm eserleri Türkçeye kazandırılan Peter Ackroyd’un Poe: Kısacık Bir Hayat’ı (Mayıs 2011, Çev. Esin Eşkinat, Yapı Kredi yay.). Bizim birbirinden ilginç romanları, anlatıları ile tanıdığımız Ackroyd, The Times gazetesinin de baş kitap eleştirmeniymiş. William Blake, Thomas More, Charles Dickens ve T. S. Eliot gibi ünlüleri çağları ve çevreleriyle birlikte ele aldığı biyografileriyle de tanınıyormuş.
Edgar Allan Poe’nun gerçekten de kısacık (40 yıl) ama dolu dolu yaşadığı, eserler verdiği hayat öyküsünü yazmak pek kolay olmamış. Polisiyenin, bilim kurgunun öncüsü, Dünya şiirinin en önemli adlarından Poe, üzerinde çok çalışılmış, kitaplar yazılmış bir yazar ama Poe’dan geriye pek belge kalmamış. Poe’nun kendi hayatı ile ilgili anlattığı pek çok şeyin de hayal ürünü ya da özellikle çarpıtılmış hikayeler olduğu anlaşılmış. Ackroyd, hiç dipnot vermese de satır aralarından iğne ile kuyu kazdığını anlıyoruz. Poe’nun yaşadığı dönemin yerel gazetelerinin satır satır gözden geçirilip ipuçları arandığı metinden belli.
Öksüz ve yetim Poe’nun hayatı acılarla, yokluklarla, açlıkla geçmiş. Döneminde hiç sevilmemiş, önemsenmemiş, sıradan, popüler bir yazar olarak algılanmış. Küçük düşürülmüş, aşağılanmış. Kısa hayatı karnını doyurmak için gazetelere, dergilere sürekli yazarak, aşkların ve alkolün izini sürerek, bu dünyada varlığını bildirmek, kendini yalnız hissetmemek için yaptığı eylemlerle geçmiş. Peter Ackroyd, bu büyük yazarın kısacık hayatını 138 sayfalık kısa ama Poe’nun hayatının ve eserlerinin en küçük ve gizli ayrıntılarına kadar inen dopdolu bir kitapla anlatmış.
16.06.2011

Etiketler: , ,


Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?