Çarşamba, Ekim 19, 2011

 

Mişima ya da Boşluk Algısı



Marguerite Yourcenar, Mişima ya da Boşluk Algısı’nda (Ağustos 2011, çev. Haldun Bayrı, Can yay.) Mişima’nın ölüme hazırlanışının izini hem yaşam öyküsündeki önemli dönüm noktalarına hem de eserlerindeki ipuçlarına bakarak sürüyor.
Asıl adı Hiraoka Kimitake olan Yukio Mişima, 1925 yılında doğmuş. Mişima’nın 24 Kasım 1970 genç yaşta noktalayacağı yaşamını belirleyen iki önemli kişi var. Birincisi çocukluk yıllarını birlikte geçirdiği babaannesi. Babaannesi Mişima’yı tam anlamıyla korumacı bir yaklaşımla büyütmüş. Okula gitmesine izin vermemiş, kız çocuklarıyla birlikte eve kapalı, anne-babasından uzak izole bir çocukluk yaşatmış. Mişima 12 yaşındayken anne-babasının yanına dönebilmiş. Babası da askeri disipline inanan sert bir insanmış. Mişima’nın cinsel eğilimlerinin ortaya çıkışında, şiddete eğiliminde babası ve babaannesinin etkisi olduğu düşünülüyor. Samuray değerlerini, geleneksel yaşamı savunup modernleşmeye karşı çıkmasında da onların etkisi var kuşkusuz.
Başta Batı klasikleri olmak üzere dünya edebiyatının önemli örneklerini okuyan Mişima 12 yaşındayken ilk hikâyelerini yazmaya başlamış. Aristokratların ve seçkin zenginlerin çocuklarının gittiği bir lisede okuduktan sonra tüberküloz tanısıyla askere alınmayan Mişima hukuk okumuş. İkinci Dünya Savaşı’na asker olarak katılamamasına çok üzülen Mişima ülkesinin aldığı yenilgiden çok etkilenmiş. Bir yıl memur olarak çalıştıktan sonra, sadece yazarlıkla geçinmeye karar vermiş. 1948’de yayımlanan Bir Maskenin İtirafları ile Dünya çapında tanınmış. Edebi nitelikli eserlerin yanında birçok popüler romana da imza atmış. Mişima’nın 257 eseri yayımlanmış Japonca’da ve bunlardan yetmişbeşi 70 dile çevrilmiş. Romanlarının yanında öykü, deneme ve edebiyat eleştirileri yayınlanan Mişima, Kabuki tiyatrosu ve geleneksel No oyunları için çağdaş metinler de yazmış. 1970’de, 45 yaşındayken son romanını noktaladıktan sonra yıllardır hazırlandığı intiharını gerçekleştirmiş.
İntihar eylemi Japonya’nın ve askerlerin milli değerlerine dönmesi, vatanlarını işgalden kurtarmaları için bir çağrı ile başlıyor. Kalkan Derneği üyesi arkadaşları ile birlikte Milli Savunma Bakanlığı’nı basıp Başkomutan generali rehine aldıktan sonra sekiz yüz kişiden oluşan askeri birliklere hitap ediyor Mişima. Ordunun iktidarı ele alıp Anayasayı gözden geçirmemesini eleştiren Mişima’nın “Japonlar olarak temel değerlerimiz tehdit altındadır. İmparatorun artık Japonya’da doğru yeri kalmamıştır” dediği konuşması kendisini dinleyen askeri birliklerce yuhalanıp protesto ediliyor. Rehin tuttuğu generalin yanına dönen Mişima geleneksel seppuku (harakiri) yöntemiyle karnını deştikten sonra yakın arkadaşı Morita kılıçla kafasını kesmiş. Arkadaşı bu işte başarılı olamayıp Mişima’nın kafasını uçuramayınca diğer bir arkadaşları geleneklere uygun olarak işi ele almış ve Mişima ile Morita’nın kafalarını birer kılıç darbesiyle uçurmuş.
İntihar öyküsünü okuyunca Mişima’nın bu ruh haline nasıl geldiğini merak etmemek elde değil. Marguerite Yourcenar’ın Mişima ya da Boşluk Algısı’nı kaleme alması da anlaşılır bir şey. Çünkü yaşanan sadece ünlü bir yazarın intiharı değil. İntiharın gerçekleşme biçimi birçok başka veriyi de içeriyor. Yourcenar, ne sempati ne de düşmanlık duyup araya hep mesafe koyarak, Mişima’yı doğru anlamaya çalışıyor. “Mişima’nın bu kadar tasarlanmış ölümü eserlerinden biridir” diyerek diğer (yazılı) eserlerinde bu intiharın izini sürüyor. Çocukluk ve gençlik çağlarından birçok yaşanmış olayı barındıran otobiyografik özellikli romanı Bir Maskenin İtirafları’nda (Can yay. 2010) kanlı bir intihar düşüncesi sık sık yinelenir. Romanın anlatıcısı heykellerden tanıyıp vücut yapılarına hayran olduğu genç Yunan tanrılarının işkence altında öldürülmesini hayal ederk kendi kendini tatmin eder. Bastırıp gizlemeye çalıştığı cinsel tercihi ile Japonya gibi ahlaki değerlere sıkıca bağlı bir toplumda yaşayamayacağını düşündüğünden böyle bir ölümü çözüm olarak görür. Yourcenar, psikiyatrik, psikanalitik yorumlara girmek istemese de yazarın çocukluk yıllarında yaşadıklarını ve doğuştan geldiğine inandığı cinsel tercihini gizleme çabalarını ele almadan eserlerini anlamak pek mümkün değil. Çocukluk çağlarında yaşadığı travmanın izleri tüm eserlerinde görülüyor. Geleneksel değerlere bağlı olarak katı bir disiplinle yetiştirilmiş bir Japon genci olan Mişima’yı cinsel tercihi yanında yazma yeteneği, edebi ve sanatsal kültürünün Batı kaynaklı olması benzerlerinden farklılaştırıyor. Bir Maskenin İtirafları’nın tüm Dünyada okunup sevilmesinde bu batılı bakışın da etken olduğunı yazıyor Yourcenar.
İntihara gitmeden önce son cildini tamamladığı ve başyapıtı olarak kabul edilen Bereket Denizi dörtlemesi (Bahar Karları, Kaçak Atlar, Şafak Tapınağı ve Meleğin Çürüyüşü, Can yay. 1992-94) ise Mişima’nın tüm temel tezlerini, bakış açısını bütüncül olarak yansıtıyor. “Bereket Denizi’nin tamamı bir vasiyettir” diyor Yourcenar. Mişima yaşama ve dünyaya ilişkin bütün düşüncelerini, duygularını bu dörtlemeye aktardıktan sonra artık kendisini bomboş hissettiğini yazmış arkadaşlarına. “Japonya’nın 20. yüzyıl deneyiminin bir özeti olarak” nitelenen Bereket Denizi dörtlemesinde çürüyen ve yok olan tüm değerlere karşı intihar düşüncesi sık sık yineleniyor.
Marguerite Yourcenar’ın Mişima ya da Boşluk Algısı eserleriyle olduğu kadar yaşam biçimi ve intiharı ile her zaman ilgi çeken Mişima’yı büyük bir yazarın kaleminden edebi bakış açısıyla tanıma ve anlama açısından önemli bir kaynak.
15.09.2011

Etiketler: ,


Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?