Pazartesi, Kasım 28, 2011

 

Selim Nüzhet Gerçek’ten TÜYAP’a Kitap Fuarları


Ülkemizde kitap fuarı denince akla “Tüyap” gelir. “Tüyap” deyince de İstanbul Kitap Fuarı. Oysa Tüyap büyük bir fuarcılık firması ve her yıl başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin bir çok ilinde ve yurtdışında yüzlerce farklı fuar düzenliyor. Selpak deyince kağıt mendil, jilet deyince traş bıçağını anlamamız gibi Tüyap da kitap fuarının ön adı oldu.
Türkiye’de bilinen ilk kitap sergisi 1929’da Türk Ocağı tarafından açılan “Türk Matbaacılığının İkiyüzüncü Yıldönümü Sergisi”. Bu küçük çaplı sergiyi Selim Nüzhet Gerçek düzenlemiş. Bunu Selim Nüzhet’in 1931’de Galatasaray Lisesi’nde Matbuat Cemiyeti adına gazeteciliğimizin yüzüncü yıl dönümü için açtığı kitap sergisi izliyor.
Gökhan Akçura’nın Türkiye Sergicilik ve Fuarcılık Tarihi’ne göre (2009, Tüyap yayını) Selim Nüzhet’in en önemli adımı 1932 yılının 30 Ağustos’unda İstanbul Halkevi için Beyazıt Meydanı’nda, İstanbul Üniversitesi’nin önünde açtığı “Kitap Panayırı” olmuş. İstanbul’un bütün yayıncı ve kitapçılarının katıldığı sergide yeni harflerle basılmış 1800 eser satışa çıkmış yani bir anlamda Harf Devrimi’nin sonuçları okurlara sunulmuş. Dört gün süren panayırda kitaplar yüzde on indirimle satılmış, kitap panayırından kitap ya da dergi satın alanlar aynı alanda düzenlenen Karagöz ve Ortaoyunu temsillerini de ücretsiz izlemişler.
1933’de benzer bir kitap panayırı Maarif Vekaleti tarafından düzenenlenen Maarif Sergisi kapsamında Ankara’da İsmet Paşa Kız Enstitüsü ve Ticaret Lisesi bahçesinde açılıyor. Bu panayırda da Türk harfleri ile beş sene içinde yayınlanan kitaplar yüzde on indirimle satışa sunuluyor. Böylelikle kitap panayırları ile birlikte indirim kavramının da kitap satışına girdiğini görüyoruz. Selim Nüzhet, sadece genel sergilerle yetinmemiş, 1935’de İstanbul Tabib Odası için “Tıbbi ve Sıhhi Kitaplar Sergisi” de açmış, Yani yayıncılıkta uzmanlaşmayı da özendirmiş. Selim Nüzhet, Türkiye’de kitap fuarları düzenlemekle kalmıyor, Türk yayıncılığının yurt dışına da açılmasına vesile oluyor. 1937 yılı Şubat ayında Atina'da bir Türk Kitapları Sergisi açıyor. Bu sergi Belgrad’da da tekrarlanıyor.

Selim Nüzhet Gerçek
Abdülhak Şinasi Hisar’ın kardeşi olan Selim Nüzhet 1891'de İstanbul'da doğmuş. İlk yazılarını Galatasaray’da okurken arkadaşları ile el yazısıyla çıkarttıkları Nîrenk adlı dergide yayımlamış. Cenevre Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden mezun olup Türkiye’ye döndükten sonra, 1921’den itibaren gazete ve dergilerde sürekli yazıları, çevirileri yayınlanmış. Darülbedayi’de kısa bir süre rejisörlük yapmış. Robert Kolej’de on yıl Türkçe ve tarih öğretmeni olarak çalışmış. Atatürk’ün talimatıyla kurulan Basma Yazı ve Resimleri Derleme Müdürlüğü’ne 9 Temmuz 1934'de atanmış. Bu görevi ölümüne kadar sürdürmüş. 16 Ağustos 1948'de kapılarını açacak olan Milli Kütüphane'nin ilk koleksiyonlarını da bu görevi sırasında derlemiş. Milli Kütüphane açıldığında 40 bin kitaplık bir koleksiyona sahip olmuş onun sayesinde. Derleme Müdürlüğü görevi sırasında halen sürmekte olan Türkiye Bibliyografyası’nın da yayınını düzenli hale getirmiş. Selim Nüzhet, İstanbul Belediyesi Şehir Müzesi ve Kitaplığı ile Şişli'deki Atatürk Müzesi'nin de tanzimini yapmış. Türkiye'de gazeteciliğin, matbaacılığın, kitap yayıncılığının tarihine dair belge ve bilgi toplayıp kitaplar yazarken bir yandan da diğer tutkusu tiyatro üzerine yoğunlaşmış. Türk tiyatrosu hakkında birçok makale yazmış, önemli kitaplar kaleme almış. Yayıncılık ve tiyatro hakkında yazdığı kitaplar türünün ilk ciddi örnekleri olarak kabul ediliyor. Selim Nüzhet, hayatının belki de en verimli çağındayken, 12 Aralık 1945'de 54 yaşındayken vefat etmiş.

Sergiden fuara
İstanbul Halkevi’nin ikinci kitap panayırı 15 Ocak 1938’de yapılmış. 12 yayınevi ve kendi kitaplarını yayınlayan bazı yazarların katıldığı sergide 1936 ve 37 yıllarında yayınlanan 500 kitap satışa sunulmuş. Bu panayırı yine 1938’de yayınlanan 500 kadar kitabın sergilendiği ve 1 Ocak 1939’da Beyoğlu Halkevi’nde açılan sergi izlemiş. Bu sergi bir hafta açık kalmış ve kitaplardaki indirim oranı yüzde yirmiye çıkmış. Beyoğlu Halkevi 1940 ve 41’de de bu tür kitap sergileri açmış ve geçen yıl yayınlanan kitaplar satışa sunulmuş.
Bu kitap sergilerinin en önemlisi ve kapsamlısı Birinci Türk Neşriyat Kongresi sırasında gerçekleştirilen ve 2 Mayıs 1939’da açılan “Neşriyat Sergisi”. Bu sergide geçen on yılda yayınlanan tüm kitaplar, dergiler, gazeteler sergilenmiş. Neşriyat Sergisi “On Birinci Yerli Mallar Sergisi” kapsamında 22 Temmuz – 9 Ağustos 1939 tarihleri arasında İstanbul’da ve İzmir Enternasyonal Fuarı’nda tekrar edilmiş. Neşriyat Kongresi’nde alınan kararlar arasında “bir kitap haftası tesis olunması” ve tüm yurt çapında kitap sergileri açılması da var. Ama hayata geçirilmemiş.
80’li yıllara kadar birçok kez kitap sergileri, panayırları, fuarları açılıyor ama hiçbiri sürekli olamıyor. Kuşkusuz bunda ülkemizdeki fuarcılık deneyiminin az olmasının yanında yayıncılığın yeterince gelişmemesinin de payı var.Türkiye’de yayıncılığın gerçek anlamda sektörleşmeye başlaması için 12 Eylül askeri darbesinin yaşanması, yayınevlerinin, kitapçıların kapanması, kitapların imha edilip yazarların hapis edilmesi ya da yurtdışına kaçmaları gerekiyor. Darbeden sonra tüm kültür hayatı ile birlikte yayıncılık sektörü de derlenip toparlanmaya çalışıyor ve 80 öncesinden çok daha güçlü ve sektörel bilinci yüksek bir yayın hayatı doğuyor. Birçok önemli yayınevi 80’li yılların başında kuruluyor.

Tüyap’ın fuarları
Tüyap’ın 1982’de, hemen darbe sonrası karanlık günlerde Taksim İntercontinental Oteli’nin bodrum katında ilk kitap fuarını düzenlemesi ilgiye değer. Çünkü her gün televizyonda sanki suç aletiymiş gibi silahlarla birlikte kitapların gösterildiği o yasaklar ve baskılar döneminde mevcut birçok yayınevinin bir kitap fuarına katılmak biryana kitap yayınlamaya bile güçleri ve istekleri yok. 28 yayınevinin katılımıyla, 600 metre karelik küçük bir alanda yapılan fuar umulanın kat kat üstünde ilgi görüyor. Kapıda uzun kuyruklar oluşuyor, on sekiz bin kişi fuarı ziyaret ediyor. Fuara katılan yayınevleri kısa sürede kitapları satıp tüketiyor. İkinci yıl katılan yayınevi sayısı 72, ziyaretçi sayısı 80 bin. İzleyen yıllarda fuara hem yayıncıların hem okurların ilgisi iyice artınca artık otel salonu yetmez oluyor ve Tüyap Tepebaşı’na taşınıyor. Bugünkü TRT binasının altındaki otoparkın bir bölümü alınarak yapılan 3500 m2’lik salon da bir süre sonra yetmez oluyor, bir kat daha ilave ediliyor ama her yıl katılımcı yayınevi ve izleyici okur sayısı artıyor. Tepebaşı’na artık sığmak mümkün olmayınca kitap fuarı büyük direnmelere rağmen 2002’de Beylikdüzü’ne Tüyap’ın 60.000 m2’lik modern fuar alanına taşınıyor. Beylikdüzü’ndeki olanaklar fuarın hızlı gelişip büyümesini sağlıyor. Geçen yıl 400 bin okur fuarı ziyaret ediyor. Bir yandan neredeyse Türkiye’deki tüm yayınevleri fuar alanında yer bulurken diğer yandan fuar uluslararası olma yolunda da önemli adımlar atıyor.

İstanbul Kitap Fuarı 30 yaşında
TÜYAP, Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile düzenlenen Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı 12 - 20 Kasım 2011 tarihleri arasında 30. kez kapılarını okurlara açacak. Fuara yurt içi ve yurt dışından 600 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılacak, 197 etkinlik gerçekleştirilecek, yüzlerce yazar okurlarıyla buluşacak. Kitap Fuarı’nın teması “Umut: düş mü, Gerçek mi?” Fuarın Onur yazarı 50 kuşağını önemli adlarından Ferit Edgü. Onur Konuğu, Mısır. 25 yayınevinin katılımıyla düzenlenecek konuk ülke etkinlikleri kapsamında Mısır’ın sinemadan edebiyata kültür tarihine uzanan etkinlikler gerçekleştirilecek. Necip Mahfuz’un 100. doğum yılı kutlanacak. Alâ Al Asvani, Gamal Gitani, İbrahim Aslan, Mısır Yazarlar Birliği Başkanı Mohamed Salmawy ve Youssef Ziedan fuarın konukları arasında. 12-15 Kasım 2011 tarihleri arasında açık olacak “Uluslararası Salon” 30’un üzerinde ülkeden yayınevi, telif ajansı ve ulusal katılıma ev sahipliği yapacak.

03.11.2011

Etiketler: ,


Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?