Pazartesi, Temmuz 09, 2012

 

Kızıl Süvariler


İzak Babel kısacık ve hazin yaşam öyküsü eserlerini belirleyen yazarlardan. Toplu eserleri birkaç yüz sayfadan oluşuyor. Kısa öykünün en büyük ustalarından sayılıyor. Başyapıtı olarak da Polonya-Sovyetler savaşında yaşananları anlattığı savaş karşıtı öykülerinden oluşan Kızıl Süvariler (Mayıs 2012, Çev. Ergin Altay, Can yay.) kabul ediliyor.
Stalin’in kurbanlarından olmasaydı nasıl bir edebi kariyeri olurdu, nasıl yaşardı, merak etmemek elde değil. Babel, 1894’te Odessa’da doğmuş. Bir Yahudi tüccarın oğlu. Ticaret Lisesi’ni bitirmiş, Ekonomi Enstitüsü’nde okumuş. Bu arada Museviliğin geleneksel metinleri üzerinde çalışmış. İyi derecede Fransızca biliyormuş ve ilk eserlerini Fransızca kaleme almış. Müzikle ilgilenmiş. İyi bir tüccar olması beklenirken belki de Maksim Gorki’ye hayranlığının da etkisiyle öyküler yazmaya başlamış. 1915’de Gorki ile tanışmak üzere Yahudilerin girmesinin yasak olduğu St. Petersburg’a gitmiş ve orada yaşamaya başlamış. Hayran olduğu yazarla tanışmış, dost olmuş ve Gorki ona yazarlık yolunu açmış. Yaşadığı müddetçe de her zaman destek olmuş, devletle, siyasetçilerle sorunlarını çözmüş. Babel’in ilk öyküsü aynı yıl Gorki’nin Letopis dergisinde yayınlanmış. Gorki, daha iyi yazabilmesi için daha çok hayat tecrübesi kazanması gerektiğini söylemiş.
Ekim Devrimi sırasında ne yaptığı hakkında pek bilgi yokmuş. Ama bir öyküsüne göre Romanya Sınırı’nda askerlik yaptığı anlaşılıyor. 1918’de ise Gorki’nin Menşevik gazetesi Novaya zhizn’de çalışmaya başlıyor, Babel, gazeteciliğin kendisine birçok malzeme sağladığını yazmış. Morg görevlileri, polis müfettişleri, devlet memurları ile arkadaşlıklar kurmuş. Daha sonra matbaalarda çalışıyor ve tekrar gazeteciliğe dönüyor,  Babel’in biyografisinde “müstehcenlik”ten bir de ceza var. Türkçeye “Hava Deliği”ne adıyla çevrilen öyküsü nedeniyle Ceza Kanunu’nun 1001’inci maddesinden ceza yemiş,
Babel 1919’da evleniyor, 1925’de evlilikten soğumaya başlıyor. Başka kadınlarla olmaya başlıyor. Karısının Rusya’yı terk etmesinde, hatta Sovyet yönetiminden nefret etmesinde Babel’in bu tavırlarının etkili olduğu söyleniyor. Ama karı kocanın ilişkileri kopmuyor. Kendisine bir oğul veren Tamara Kashirina ile uzun süredir birlikte olmasına rağmen Babel sık sık Paris’te yaşayan karısını ziyaret ediyor ve 1929’da kızları Nathalie doğuyor. Nathalie Babel sonradan babasının editörü olacak, eserlerini toplayıp yayınlayacak. Babel’in Tamara’dan sonra da birçok kadınla aşk hayatı olmuş.  
1924’de Stalin’in iktidara gelmesi ile Babel’in akrabaları dahil birçok kişi bir şeylerin değişeceğini sezmişler. Karısı, daha sonra annesi ile kız kardeşi Rusya’yı terk etmiş. Edebi üretimin kontrol altında olduğu, yenilikçi görüşlerin yazıya geçirilmesinin mümkün olmadığı bu ortamda İzak Babel’in dönemin en ünlü yazarlarından olması ilginçtir. Üstelik savaş karşıtı bir kitapla, 1926’da yayımlanan Kızıl Süvariler’le uluslararası ün kazanıyor. “Odessa’nın Yahudi gettosu Moldavanka’da yaşayan kaçakçıların, tefecilerin, hahamların, arabacıların, Yahudi gangsterlerin günlük hayatlarını anlattığı” Odessa Öyküleri (Ekim 2011, Çev. Ergin Altay, Can yay.)  ile ünü iyice artıyor.  Tiyatro oyunları ve senaryolar yazıyor. Bunlardan büyük paralar kazanıyor.
Polonyalılara sosyalizmi götüren Kızıl Süvariler’le birlikte savaş katılması, muhabirlik yapması onun edebi anlayışını değiştiriyor. “Düşüncelerimi kısa ve öz bir biçimde açıkça ifade etmeyi öğrendim”, diyor. Babel, resmi görüşü destekleyici haberler yazsın diye gönderildiği savaştan savaş karşıtı düşüncelerle ve rejim hakkında sorularla dönüyor. Savaşın zaferlerden ibaret olmadığını görüyor. Orada yaşanan acıları, askerlerin çektiklerini ve nihayet kızıl orduda da olsa, beyaz ordudan da olsa hemen her askerin sivillere karşı aynı acımasızlıkla davrandığını anlatıyor. Yahudilere karşı tavırları da birbirlerinden farksız. “Hepsi adalet için savaştığını söylüyor ve hepsi yağma yapıyor” diye yazmış günlüğüne. 1924’de Kızıl Süvariler’den öyküler Vladimir Mayakovsky'nin LEF dergisinde yayımlandığında savaş karşıtı bakış açısı hoş karşılanmamış, devrimci düşünceden uzak bulunmuş ve o günden itibaren düşmanlar kazanmaya başlamış. Gorki onu hem bu düşmanlardan korumuş hem de öykülerin kitap olarak yayımlanmasını sağlamış.
Stalin rejiminin baskılarını artmasına rağmen Babel yurtdışına çıkma, göçmen olma tekliflerini hep reddetmiş.  “Ben bir Rus yazarım. Rus halkıyla birlikte yaşamazsam, yazarlığım biter. Sudan çıkmış balığa dönerim” diyor. 1935’de yurtdışına çıkması yasaklanıp ancak Andre Malraux’un Sovyet yetkililerden aldığı özel izinle Paris’teki Uluslararası Yazarlar Kongresi’ne gidebildiğinde bile kalma teklifini kabul etmemiş.
Nathalie Babel, öykü kitapları ile meşhur olmasından sonra “Babel çok geçmeden mutlu azınlıktan biri haline geldi; diğer bakımlardan yoksullaştırılmış ve despotik bir ülkede sıra dışı statü ve ayrıcalıkların tadını çıkaran Sovyet yazarları kapsayan bir gruba girdi. Yurtdışına seyahat etmesine ve Batı Avrupa’da nispeten uzun dönemler kalmasına izin verildi. 1930’ların sonlarında, Moskova’nın dışındaki Peredelkino’da bulunan yazarlar kolonisinde ona bir villa verildi. Paris’te bir karısı ve kızı olduğunu hiç saklamadı” diyor. Nathalie Babel, babasının Stalin yönetiminin uygulamalarının farkında olduğunu ama yapabileceği bir şey olmadığını düşündüğünü yazıyor (bkz. Odessa Öyküleri Giriş s.23-24.). 
Hamisi Maksim Gorki’nin 1936’da ölümünün onun talihinin dönmesine sebep olduğunu düşünebiliriz ama o yıllarda Stalin’e muhalif olabilecek herkes izleniyor, “yazarlar, anarşistler, sözde Troçkistler ve onlarla bağlantılı kişiler tutuklanıyor, işkence görüyordu.” Babel de gelişmelerin farkında. Boris Souvarine’e göre İzak Babel “Sovyetler Birliği’ndeki yüksek politik alanlar, orada dönen dolaplar, manipülasyonlar ve günlük uygulamalar konusunda çok bilgiliydi. Stalin’in karakterinin yapısını ve özel yaşamını çok iyi biliyordu, onun gaddarca niyetleri ve suçlarıyla ilgili yanılgı içinde değildi” (agy. S.23).
Donald Rayfield, Sebag Montefiore gibi biyografi yazarları 15 Mayıs 1939’da tutuklanmasını İzak Babel’in bir gönül ilişkisine bağlıyorlar. Stalin dönemi polis örgütü NKVD’nin başı N. I. Yezhov’un karısı Yevgenia ile ilişkisinin tutuklama nedeni olabileceğini yazıyorlar. Yezhov, bu ilişkinin farkına varınca Babel’i sürekli gözetim altına aldırıyor. Babel’in Maksim Gorki’nin ölümünü şüpheli bulduğunu, Gorki’yi Stalin’in öldürtmüş olabileceğini söylediği istihbaratı geliyor. Babel’in Troçki için “onunla karşılaştığınızda hayal bile edemeyeceğiniz gücü ve etkisi altında kalırdınız” dediği rapor ediliyor. Yezhov’un yardımcısı Beria’nın işi ele alması ve nihayetinde Yezhov’un gözden düşüşü ile İzak Babel’in kaçınılmaz sona ulaştığı yazılıyor. Fransız yazar Andre Malraux’un kurduğu Troçkist bir örgüte üye olmakla suçlanıyor. Babel tutuklandıktan sonra kaldığı her yer basılıyor, bulunan her kağıt parçasına el konuluyor. Adı, yapıtları antolojilerden, ansiklopedilerden, ders kitaplarından “resmi olarak” siliniyor. 26 Ocak 1940’da Beria’nın özel odalarının birinde 20 dakikalık bir yargılama ile Troçkist bir örgüte üye olmanın yanında Avusturya ve Fransa için casusluk yapmaktan suçlu bulunarak kurşuna dizilerek ölüme mahkum ediliyor. Ertesi gün kurşuna diziliyor. Tüm bu bilgiler 1990’ların başında SSCB’nin dağılmasından sonra, KGB arşivlerinden elde ediliyor.   
1954’de Kruşçev döneminde hakkındaki karar iptal edilene kadar İzak Babel’in eserleri yayınlanmıyor.  İlya Ehrenburg’un övücü bir önsözü ile 1957’de sansürlü ilk derlemesi çıkıyor. İzak Babel’in Rusya’da eserleri tam olarak ancak 2002’de basılmış ki bu tarih kızı Nathalie Babel’in editörlüğünde ingilizcede toplu eserlerinin yayınlanması ile aynı. Efraim Sicher’in (Checklist of translations of the works of Isaak Babel) araştırmasına göre İzak Babel, 1925’de Almanca, İtalyanca, Yiddiş, 1926’da İngilizce, Macarca, İbranice, 1927’de İspanyolca, Lehçe, Ukraynaca, Çekçe, 1928’de Fransızca, Sırpça, 1929’da Japonca, 1930’da İsveççe, 1936’da Çince ve 1968’de Türkçe’de (Güvercinliğimin Hikâyesi. Seçme Hikâyeler. Çev. M. Doğan. Istanbul: Gerçek Yayınevi,1968) yayımlanmış. 2008 itibariyle 33 dile çevrilmiş. İzak Babel’i tanımak için Kızıl Süvariler iyi bir başlangıç olabilir.
28.06.2012   

Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?