Perşembe, Temmuz 12, 2012

 

Maşenka


Nabokov ilk romanı Maşenka’da (2012, Çev. Esra Birkan, İletişim yay.) Berlin’de Rus sürgünlerin toplandığı köhne bir pansiyonda hatırlanan bir ilk aşkın öyküsünü anlatıyor.
Maşenka, otobiyografik bir roman. Nabokov romanı yirmili yaşlarında Berlin'de yaşarken yazmış.
Nabokov, varlıklı ve güçlü bir ailenin çocuğu. Sosyalist devrim sırasında babası Beyazlardan yana tavır almış. Hatta Kırım hükümetinde adalet bakanı olarak görev yapmış. 1919’da Beyaz ordunun yenilgisinden sonra ailecek Batı’ya göç etmişler. Önce İngiltere’ye gitmişler, 1920’de de aile Berlin’e taşınmış. Babasının sürgündeki Rus Demokrat Parti liderini korumaya çalışırken öldürülmesinden sonra aile Prag’a göç etmiş ve Nabokov Berlin’de yalnız kalmış. Nabokov, "Vladimir Sirin"  adıyla yazdığı eserleriyle Rus göçmenlerinin arasında tanınmış. Yaşamını da onlarla birlikte Alman toplumuyla pek ilişki kurmadan sürdürmüş. Maşenka’yı da bu yıllarda yazmış ve roman 1926’da imzasıyla Berlin’de Rusça eserler basan Slovo yayınevince yayınlanmış. İngilizcede ise ancak 1970’de yayınlanıyor. Nabokov’un denetlediği çeviriyi Michael Glenny yapmış. 1996’da Telos yayınlarında çıkan Maşenka’yı Esra Birkan bu ingilizce çeviriden dilimize aktarmış. Maşenka, 1987’de sinemaya uyarlanmış. Uyarlama eserin aslına sadık olarak değerlendiriliyor.        
Romanın kahramanı Ganin devrimden kaçmış genç bir Rus göçmen. Rusya’yı terk ettikten sonra çeşitli ülkelerde yaşamış, Berlin’de de kalıcı değil. Sürekli gitme arzusunda ama bir türlü gidemiyor. "Pansiyon hem Ruslara özgüydü hem de berbat bir yerdi. Berbattı, çünkü bütün gün ve neredeyse bütün gece Stadtbahn trenlerinin sesi duyulurdu, bu da sanki bütün bina hafifçe sallanıyormuş duygusunu uyandırırdı insanda” diye anlattığı sahibi dahil tüm sakinlerinin Ruslar olduğu bir yer. Pansiyonerlerden biri dört yıldır ayrı kaldığı karısını heyecanla beklemektedir. Ganin, beklenen eşin, uzun zaman önce izini kaybettiği ilk aşkı Maşenka olduğunu anlar. Eğer gitmeyip Cumartesi sabahına kadar beklerse ilk aşkıyla karşılaşacak belki de küllenen aşkı yeniden canlandıracaktır. Bu bekleyiş sırasında Galin hem eski günleri hatırlar hem de Maşenka ile yeniden karşılaşmanın bir gereği olup olmadığını sorgular.        
Nabokov, Maşenka'nın ingilizce çevirisine yazdığı önsözde özyaşam öyküsü ile benzerliklere dikkati çekerek, "Maşenka'yı yeniden okuduğumda, gerçek olmayan (köyün kabadayılarıyla yapılan dövüş veya meçhul şehirde, ateş böceklerinin arasında buluşma gibi) bazı eklentiler yapmış olmama karşın bu kitapta, kendi kişisel gerçekliğimle, sadakat ve titizlikle kaleme alınmış özyaşamöykümdekinden daha çarpıcı bir biçimde hesaplaşılmış olması gerçeği beni çok etkiledi (...) Özellikle de, taklidin, gerçeğin ta kendisiyle böyle kıyasıya bir rekabet içinde bulunuşuna inanamadım. Aslında bunun açıklaması çok basitti: O zamanlar, Ganin, geçmişine, benim Konuş, Hafıza’yı (2011, İletişim yay.) yazarken olduğumdan üç kat daha yakındı" diyor.
Nabokov, Konuş, Hafıza’nın 12. bölümünde ilk aşkının öyküsünü, Tamara’yla yaşadıklarını anlatıyor. Önsöz’de dediği gibi Galin’in Maşenka’sı ile Nabokov’un Tamara’sı ikiz kardeş gibiler. Anlatımdaki farka gelince, Nabokov Konuş, Hafıza’da oldukça edebi hatta şiirsel bir anlatım kurmuş olsa da sonuçta yaşamöyküsünü anlatıyor. Gerçeklere sadık kalmak durumunda ve ilk aşkın öyküsü de bu kitabın sadece bir bölümü yani kaçınılmaz olarak daha kısa anlatılmış. Ama romanda herhalde kurgu gereği anlatmadığı birçok ayrıntı da yer alıyor yşaamöyküsünde. Konuş, Hafıza’dan Nabokov’un Tamara’ya her hafta iki ya da üç şiir yazmakla kalmayıp bunları kitap olarak bastırdığını da okuyoruz. Yıl 1916. Daha yayımlandığında Nabokov bu şiirleri çocukça ve acemice bulmuş ve kitaplaştırdığına pişman olmuş. Konuş, Hafıza’da ilk aşkın öyküsü var ama Maşenka'nın yazılış, yayımlanış öyküsü yok.
Maşenka hoş bir ilk aşk öyküsü. Nabokov, bu aşkı samimi bir dille, akıcı bir anlatımla tüm hüznü ve mutluluğunu yansıtarak kaleme almış. Nabokov’un eserleri içinde önsıralarda yer almasa da Maşenka keyifle okunacak bir roman. 
05.07.2012

Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?