Çarşamba, Ekim 17, 2012

 

Grinin Elli Tonu



Grinin Elli Tonu son yılların en büyük yayıncılık olayı olarak tüm Dünyada ilgi çekiyor. Haziran 2011’de yayınlandığından bu yana 37 ülkede 40 milyondan fazla satmış. Türkçedeki ilk baskısının da 50 bin adet olduğu söyleniyor. Bir pazarlama harikası olarak da ders niteliğinde örnek bir proje.
Sık sık “pornografik” vurgulaması yapılsa da (sanırım bu da pazarlamanın bir parçası) E L James’in Grinin Elli Tonu (Eylül 2012, çev. Sevinç Seyla Tezcan, Pegasus yay.) “erotik romans” olarak tanımlanıyor. Romanslar, üzerlerinde çok konuşulmasa da yayın endüstrisinin çok satan ürünlerinden. Yüz binlerce satıyorlar ve tüm Dünyada bu tür romanları hızla tüketen sürekli okurları var. Romantik bir ilişkinin gelişimi ve aşka evrilmesini konu ediniyorlar. İşin içine cinsellik katıldığında “erotik romans” adını alıyorlar.
E L James Grinin Elli Tonu’nu yazarken geçtiğimiz yılların gençliğe yönelik en önemli projelerinden Stephenie Meyer'ın milyonlarca satan Alacakaranlık roman dizisinden esinlendiğini açık yürekle söylüyor. Grinin Elli Tonu’nda da Alacakaranlık’ta olduğu gibi annesinden ayrı başka bir kentte yaşayan genç güzel bir kız var ve o da ilgi duyduğu gizemli adamın sıradışı biri olmasına (burada Vampir değil de farklı erotik istekleri olan biri) rağmen onunla ilişki kuruyor. Yani Grinin Elli Tonu tutmuş ve çok satmış bir şablon üzerine inşa edilmiş. Romans okurları aynı şablonun farklı hikayelerde tekrar tekrar anlatılmasına alışkın, talepleri bu yönde. Tamamı kadınlardan oluşan okurlar romanların kadın kahramanlarıyla özdeşleşiyorlar.
Zaman zaman ortalığı birbirine katan erotik romanlar olsa da bunlar daha çok erkek okura hitap ediyor ve kadın okura ulaşamıyorlar. Burada ürünü okurla buluşturacak pazarlama dehası devreye giriyor. Öncelikle romanın yazarının “bizden biri”, bir kadın olduğu vurgulanıyor. E L James takma adını kullanan Erika Mitchell 49 yaşında iki çocuklu bir anne. Yazarla özdeşleşme için uygun bir kimlik. Birçok kadının cinsel konuları bu tür romanlardan öğrendiği ama satın almada sorunlar yaşadığı biliniyor. Bu da yeni bir medya ile aşılıyor. Roman e-kitap olarak yayımlanıyor. Böylelikle hem kadın okurun utanıp çekinmeden satın alabileceği ve mahremiyetini koruyarak okuyabileceği ortam sağlanmış oluyor hem de okurun yeni medya (dijital yayıncılık) ile buluşması sağlanıyor. Kitap dijital ortamda yeterince tanınınca da klasik yönteme dönülüp kağıda basılıyor ve on milyonlarca okura ulaşıyor.
Grinin Elli Tonu’nun kadın kahramanı Anastasia (Ana) 21 yaşında bir edebiyat öğrencisi. Üniversiteyi bitirip hayata atılmak üzere. Tam anlamıyla toy ve masum. Hiçbir hayat tecrübesi yok. Çok güzel ve çekici bir kız olmasına rağmen erkeklerle kayda değer bir ilişkisi olmamış cinsel deneyimi de acemice öpüşmelerden ileri gitmemiş. Çevresinde ona ilgi duyan ve birlikte olmak istediklerini ifade eden gençler var ama Ana hepsini çeşitli gerekçelerle reddediyor. Erkek kahraman Christian Grey ise genç, yakışıklı ve başarılı bir iş adamı. Ana daha ilk karşılaşmalarında, ev arkadaşının yerine okul gazetesi için röportaj yapmaya gittiğinde Christian Grey’den etkileniyor. Bu etkilenmede adamın çok genç yaşta, 27 yaşında kendi olanaklarıyla çok zengin olması önemli rol oynuyor. Ana, daha binanın girişinden itibaren markalarıyla ifade edilen zenginlik ve ihtişamın etkisine giriyor. Tabii baskı yaratan zenginlik Ana’yı biraz korkutuyor da. Ana ilk karşılaşmada Christian’ın fiziksel özelliklerinden çok etkilense de Fakir Kız-Zengin Erkek çelişkisi ile gelişen tüm roman ve filmlerde olduğu gibi onu ukala ve kendini beğenmiş buluyor. Tamamen kadın kahramanın bakış açısından yazılmış olsa da Christian’ın da Ana’nın güzelliğinden ve masumiyetinden etkilendiğini anlıyoruz. Her dakikası binlerce dolar değerinde olan bu büyük iş adamı bir okul dergisi için zamanını ayırmakla kalmıyor, daha sonra hediyeler ve planlanmış tesadüflerle Ana’ya kur yapmaya başlıyor. Ana her “fakir ama onurlu” genç kız gibi Christian’ın yaşam tarzından, markalarıyla ifade edilen arabalarından, evinden, gittiği restoranlardan kaldığı otellerin suitlerinden ve tabii pahalı ama ince düşünülmüş hediyelerinden etkileniyor ama satın alındığını da düşünüyor. Ana’yı düşüdürense adamın değişken ruh hali, bazen çok ince düşünceli olabilirken bazen de kaba ve kırıcı olabiliyor. Kitabın adı da buradan Grey’in (grinin) 50 farklı ruh halinden yani 50 tonundan geliyor. Ama esas olarak kuşkucu, aşırı kontrolcü ve ketum biri Grey. Dünya sinemasında ve romanlarda sıkça rastladığımız, son örneğini Çağan Irmak’ın filminde gördüğümüz “Issız Adam”lardan. Tıpkı onun gibi Grey’inde birçok ilginç özelliği ve niteliği yanında farklı cinsel alışkanlıkları, kız arkadaşlarından kolay kabul edilemeyecek talepleri var.
Ana ile birlikte Christian’ı tanıyoruz. Christian küçük yaşta annesini kaybetmiş, varlıklı sayılabilecek bir aile tarafından evlat edinilmiş, kendi çabasıyla zengin olmuş.                 
Cinselliği 14-15 yaşlarındayken kendinden yaşça büyük aile dostu bir kadından öğrenmiş. “Sevişebileceğim, bekaretimi vereceğim tek erkek bu” diye düşünürken Ana’yı derin kuşkulara salan da bu farklı cinsel talepler. İlişkinin olgunlaşmaya başlayıp Ana’nın ilgisi iyice somutlaştığında “birlikte olacaksak bu anlaşmayı imzalamalısın” diyerek sadomazo (SM) ilişkilerde görülen bir sözleşmeyi önüne sürüyor Grey. Zaten baştan beri ikircikli olan Ana iyice sersemliyor ama kaçmıyor. Kendi kendine açıkça ifade etmese de bu teklifi bir meydan okuma gibi görüyor. Sözleşme üzerindeki pazarlıkları sürdürürken Christian’ı hayallerindeki aşkı ve seks hayatını yaşayacağı adam haline getirmeye çalışıyor. Christian da yakın ilgi, iyi seks, bol hediye ve lüks hayatla sözleşmeye imza atmaya ikna etmeye çalışıyor Ana’yı. Bu arada Ana, için için SM ilişkilerden hoşlandığını fark ediyor ve bu duyguyu bastırmaya çalışıyor. Karşılıklı hamlelerle tavizler veriliyor, alınıyor.     
“Elli Ton” bir üçleme ve Grinin Elli Tonu bu üçlemenin ilk cildi. İlk cilt Türkçe çeviride 572 sayfa tutmuş. İkinci cilt “Karanlığın Elli Tonu” 544, üçüncü cilt “Özgürlüğün Elli tonu” 592 sayfa. Kadın ve erkeğin alttan alta iktidar mücadelesi verdikleri bir aşk hikayesini 1700 sayfa sürdürmek hem yazar hem de okur için büyük maharet ve övgüye değer. Yazar bunun çözümünü lafı uzatmakta ve bilinen tüm klişeleri tekrar tekrar kullanmakta bulmuş. Romanın Brezilya dizilerindekine benzer yavaşlıkta bir akışı var. Her konu defalarca tekrar ediliyor. Ana’nın Christian’la tanışıp ilk kez sevişmesi için bile yaklaşık 170 sayfa okumanız gerekiyor. Bu arada birçok buluşma, telefonlaşma ve nihayet romanın yayım tarihi olan 2011 için biraz demode de olsa e-postalaşma yaşanıyor. Türün meraklıları ve sabırlı okular için bile gereksiz bir uzunluk. Bu uzunluğu aşmanın yolu olarak erotik sahneler giriyor araya. Öncelikle romanın erotik sahneler olamadan da aynı mesajları verebileceğini belirtip “erotik mi porno mu?” tartışmasına değinmek istiyorum. Kitabın Türkiye’deki yayıncısı Pegasus’un editörü Aycan Ak, “Evet, kitapta pornografik öğeler çok fazla” diyor (Hürriyet Keyif, 09.09.2012). Doğal olarak gazeteciler de Grinin Elli Tonu’nu müstehcenlikten yargılayıp toplatan ilk ülke şanına (!) kavuşabilecek miyiz, diye merak ediyor. “Erotik”, “soft porno”, “pornografik” tanımlamaları bu kitap için çokça tartışılan terimler olmuş. Ama sonuçta ‘Anne pornosu’ gibi biraz da aşağılayıcılık içeren ve istese de porno olamadığını bildiren bir tanımlamaya varılmış. “Anne”liğin korumacı ve muhafazakar bakışına vurgu yapılıyor. Türkiye’de bu ince ayrımlar yok ve “müstehcenlik” diye tanımı yoruma çok açık bir kavram var. Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) “Genel Ahlaka Karşı Suçlar” başlıklı bölümde değerlendiriliyor müstehcenlik. “Genel ahlak” ise son derece ucu açık ve genellikle aşırı muhafazakar bir bakışla tanımlanan bir kavram. Kanunda “genel ahlak”ın da “müstehcenlik”in de tanımı yok ama cezası var. TCK’nın 226. maddesinin 2. fıkrasında “Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden kişi altı aydan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır” deniyor. Ama daha çok 1927 tarihli “Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu” tercih ediliyor suçlamalarda. Bu kanunun 6. maddesinde “Fikri, içtimai, ilmi ve bedii kıymeti haiz olan eserler bu kanunun şumulünden hariçtir”denmesine rağmen Palahniuk da Burroughs da “muzır” oldukları savıyla bu ünlü kanunla yargılandı. Grinin Elli Tonu’nun kapağı tüm Dünya dillerinde olduğu gibi erotik çağrışım yaratacak hiçbir nitelik içermese de, yayınevi tedbir olsun diye kitabın arka kapağına “Yetişkin Okurlar İçin” ibaresini koymuş olsa da sürekli kitabın “pornografik” olduğuna vurgu yapıldığından Grinin Elli Tonu’nu “muzır” ya da “müstehcen” diye suçlayarak yargılayan ilk ülke olmamız büyük bir olasılık. Kişisel görüşümü sorarsanız, Grinin Elli Tonu yetişkinlerin rahatlıkla okuyabileceği benzerlerine sinema ve edebiyatta bolca rastladığımız erotik soslu bir aşk romanı. Kitapları yargılama meraklılarına Montaigne’nin sözünü de hatırlatmakta fayda var; “Kitaplar, ne kadar yasaklanırlarsa o kadar daha çok satılıyor, o kadar daha fazla okunuyorlar”.
04.10.2012

Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?