Salı, Ekim 30, 2012

 

Laura’nın Aslı



Vladimir Nabokov’un İsviçre’de bir banka kasasında saklanan son eseri Laura’nın Aslı’nın yayını Nabokov severler tarafından heyecanla karşılanırken büyük tartışmalar da yarattı. Nabokov’un ölümünü ardından imha etmesi için karısına verdiği ve gerçekte bir roman için kartlara yazılmış notlardan oluşan Laura’nın Aslı’nı yok etmeye eşi Vera’nın gönlü el vermemiş.  Çünkü Nabokov’un daha önce de bu tür imha arzuları olduğunu hatırlamış. Yıllar önce çöp yakıcısına atarken kocasının elinden Lolita’yı çekip almış. Hem de iki ayrı teşebbüste... Çünkü Nabokov’un Ruşça’da kaleme aldığı ve Lolita’nın ilk versiyonu olan Volşebnik’i yok ettiğini ya da kaybettiğini biliyormuş. Tüm bunları Vladimir Nabokov’un oğlu Dmitri anlatıyor önsözde. Derdi bu notları babasının defalarca tekrar ettiği vasiyetine rağmen neden imha etmeyip yayımlanmasına karar verdiği konusunda biz okurları ve tabii münafık eleştirmenleri ikna etmek.
Dmitri, annesinin ölümünden sonra banka kasasında bir kutunun içinde dizilmiş kartlar halinde buluyor Laura’nın Aslı’nı. Nabokov her eserinde olduğu gibi Laura’nın Aslı’nı da kartlara yazmış. Yazma sürecinde bu kartların sıralaması değişebiliyor, böylece de romanın yapısı da farklı bir hal alıyormuş. Yani ortada bitmiş bir roman olmadığı gibi, son biçimini almış bir metin de yok. Kartların sıralamasını Dmitri yapıyor. Nihayet Türkçede de okuduğumuz metin Laura’nın Aslı’nın (2012, çev. Fatih Özgüven, İletişim yay.) Dmitri tarafından kurgulanmış hali. Bir başka editör kartları başka türlü dizebilirdi. O nedenle metnin illa okura ulaşması isteniyorsa Nabokov’un yazdığı şekilde kartlara basılabilirdi ve her okur kartları kendine göre tekrar sıralayabilirdi. Bunun yerine üstte kartların tıpkı basımı altta çevirisi şeklinde bir düzen tercih edilmiş. Yani metni Dmitri’nin düzenlediği haliyle okumak durumundayız.
Laura’nın Aslı’nın Dmitri tarafından kurgulanmış ya da sıralanmış halinden bütünlüklü bir öykü çıkartmak mümkün değil. Nabokov notlarında kült eseri Lolita’yı hatırlatan kahramanlar yaratmış. Sonradan adı Laura olacak olan Flora Lolita’ya benzemekle kalmıyor onunla tıpa tıp benzeyen bir öyküsü var. Çevresinde dönen adamın adı da Hubert H. Hubert. Sonra notlar hastalık hali, ölüme hazırlık, ana dile özlem gibi konulara kayıyor. Satıraralarından fışkıran yoğun bir cinsellik de var. Bir sevgiliden diğerine koşarken zaman zaman uğrayan genç karısını bekleyen yaşlı kocanın kendi kendine hesaplaşmalarını, iç dökmelerini okuyoruz. Nabokov gibi kahramanı da ölüm döşeğinde.
Tartışmanın odak noktasında ölümünden 32 yıl sonra Nabokov’un bu metni yayımlanmalı mıydı sorusu var ki eleştirmenler kadar okuru da ikircikli bir ruh haline sokan bir soru bu. Zaten, Dmitri de metni yayımlatmasına rağmen “Lanetlenmeli miyim, teşekkür mü edilmeli bana?” diye sormadan edemiyor.
Açıkça söylemeliyim ki Laura’nın Aslı Nabokov’un eserine yeni bir şey katmıyor. Yayımlanmasa da olurdu. Ama Nabokov meraklıları kadar roman yazan, roman tekniği üzerinde kafa yoranlar açısından bu metnin yayımlanması iyi olmuş. Böylece Nabokov’un eserinin ham halindeyken nasıl bir metin olduğunu görüyoruz ve yayımlanmış eserlerini hatırlayıp kartlardaki bu metinleri nasıl ustaca kaleme alıp ve kurgulayıp romanlaştırdığını düşünme fırsatını buluyoruz. Nabokov’la boy ölçüşebileceğene düşünen bir yazar Laura’nın Aslı’nı oluşturan notlardan bir roman kaleme alsa o da çok değişik bir deneyim olurdu. 
18.10.2012

Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?