Pazartesi, Şubat 18, 2013

 

Nasıl “Pop-Yazar” Olunur?



Kitap yazarak da müzikte ya da sinemada olduğu gibi ün ve para sahibi olabilirsiniz. Yeter ki doğru taktikleri kullanın ve oyunu kurallarına göre oynayın. Feyza Hepçilingirler Nasıl “Pop-Yazar” Olunur?’da (Ocak 2013, Everest yay.) kitap yazarak kısa yoldan popüler olmak, üne, paraya kavuşmak isteyenlere nasıl bir yol izlemeleri gerektiğini anlatıyor.
Kültürün de maddi bir değer taşıdığı, herhangi bir ürün gibi alınıp satılabileceğinin keşfi yirminci yüzyılın başına sanat eserinin çoğaltılmasının yöntemlerinin bulunduğu zamana dayanıyor. Sesin, görüntünün ve tabii yazının plak, film ve kitap olarak çoğaltılması ile endüstrileşme düşüncesi de hayat buluyor. Eğer iyi tanıtır, iyi pazarlarsanız herhangi bir sanayi ürünü gibi bir sanat eserini de çok satmanız, ondan büyük gelirler elde etmeniz mümkün. Çok satmak için çok alıcıya ulaşmak ve kolay tüketilebilir olmak gerekiyor. Kitap açısından bakarsak çok alıcıya ulaşmak için öncelikle eser kolay anlaşılabilmeli. Bu da edebi düzeyin ve tabii anlatımın, dilin ortaokul düzeyine düşürülmesi demek. Kolay tüketmek de hızlı ve kolayca okunan, bir daha okumak gerektirmeyen yayınlar yapmakla mümkün ki okur o kitabı tüketip yenisini satın alsın.
Müzikte, sinemada çok önceden endüstrileşme başlamış olmasına rağmen kitabın kültürün taşıyıcısı olduğu, yayıncılıkta esas amacının gelir değil kültür hizmeti yapmak olduğu inancı uzun süre ağır bastığı için Türkiye’de ancak 1980’lerde gerçek anlamda ticari nitelik taşıyan yayınevleri kuruldu. Adam Yayınları’nın kurulması ile ilk reklam kampanyaları yapılmaya, yazarlar lanse edilmeye başladı. Orhan Pamuk’un hem edebi hem de maddi açıdan başarıya ulaşması birçok genç için yazarlığın ideal meslek olarak algılanmasını sağladı. Kuşkusuz Orhan Pamuk’un edebi açıdan değerli eserleri tam anlamıyla tanıma uygun endüstri ürünü değildi. Çok daha kolay okunacak, tüketilecek eserlere ihtiyaç vardı. Yayıncılar bu tip yazarları bulmakta gecikmedi. Çünkü kapılarında uzun bir yazar adayı kuyruğu vardı.
Kültür endüstrisinin edebiyat alanındaki amiral gemisi romandır. Çünkü roman tıpkı sinema filmleri  ve televizyon dizileri gibi öyküler anlatır. İyi bir tanıtımla sinema ve televizyon dizilerinin seyircilerini romana çekmek mümkündür. Yeter ki oyunu kuralına göre oynayın, pop yazarı yaratın. Yıllarca Türk yazarlarından ortalama 30-40 roman yayımlandıktan sonra 2000 yılında 144, 2010’da 557 ve nihayet 2012’de 780 romana ulaştık (bkz. Her Açıdan Kötü Geçti, Ömer Türkeş, Birgün Kitap, 5 Ocak 2013).
Kuşkusuz sadece roman türünde üretim yaparak kültür endüstrisinin büyümesini, dev cirolar yapmasını sağlamak mümkün değil. Üstelik 780 yeni roman yayımlasanız da 15-20 bin seviyesini aşıp çoksatanlar listesine girebilen Türk romanı sayısı 10’u geçmiyor. Diğerleri ortalama bin baskı ve 300-500 satış ile yazarını da yayımcısını da üzüyor. Dünya çapında çoksatanları yakından izleyip özellikle İngilizceden yapılan çevirilerle ve diyet kitaplarından tarih araştırmalarına uzanan yelpazede ürün çeşitlemesine giderek açık kapatılmaya çalışılıyor. Türkiye’nin en büyük kitabevi zincirlerinden DR’nin “2012 Yılının En Çok Satanları” listesindeki (bkz. www.dr.com.tr/Main/Home/PageContent/2012encoksatanlar) 20 kitabın sadece dört tanesi yeni Türk romanları (Ahmet Ümit’in Sultanı Öldürmek, Ayşe Kulin’in Gizli Anların Yolcusu ve Bora’nın Kitabı, İhsan Oktay Anar’ın Yedinci Gün). Listede ayrıca dört çeviri roman, üç köşe yazısı derlemesi, iki diyet kitabı ve “self help” psikoloji kitapları var. 12 kitap Türk yazarlarından 8 kitap çeviri. Liste geçtiğimiz yıl yayıncılık endüstrisinde hangi türde kitapların çoksattığını somut olarak gösteriyor. 
Feyza Hepçilingirler  Nasıl “Pop-Yazar” Olunur?’da mizahi bir anlayış ve ironik bir dille nasıl popüler yazar olunacağını anlatırken bu yapının iyi bir fotoğrafını çekiyor ve kültür endüstrisinin yayıncılık alanına sıkı bir eleştiri getiriyor.
Hepçilingirler, popüler yazar olmanın en kısa yolunun roman yazmak, bunun en kolay yolunun da hayatınızı yazmak olduğunu söylüyor. Anlatmak için bir yaşam dilimi seçin ve o yaşam diliminde mutlaka aşk bulunsun diyor. Eski Yeşilçam filmlerini düşünerek şablonlar kullanmaktan kaçınmamak gerektiğini, romanı mutlu sonla bitirmek gerektiğini söylüyor. Popüler olmanın ilk koşulunun anlatımı basitleştirmek, herkesin anlayabileceği düzeye getirmek olduğunu belirtiyor. Olay örgüsünün de çok karmaşık olmaması gerektiğini söylüyor. İfade yanlışlarına, yazım hatalarına aldırmadan oturup yazın, diye ekliyor.
Romanın satış şansını artırmak için yazarın genç, güzel/yakışıklı, bakımlı ve çekici görünmesi ilk şart. Yazar bir film yıldızı kadar “ince, zayıf, sportmen, zarif ve yakışıklı” olmalı. Çünkü roman okurunun büyük bir bölümü kadınlar. Bu okurun idealindeki erkek olmak ya da güzelliğiniz ve zekanızla ona rol modeli olmak çok okunmak için gerekenlerden.
Kadınlara seslenen aşk romanları yazmak başarının ilk anahtarlarından. Siyasetle ilgilenmemek ama gündemi yakalayan boş ama etkili konuşmalar yapmak da gerekli. Bu konuşmalardan tam olarak bir şey anlaşılmaması da bir avantaj. Tabii ki reklam şart. Yayınevinizin tüm yolları kullanarak reklamınızı yapması ve sizin de ayrım yapmadan gazetelerde, televizyonlarda etkileyici imajınız ve karizmatik bakışlarınızla boy göstermeniz gerekli. Batılı gibi görünmek, batıyı övmek de yüzü Batı’ya dönük toplumumuzun sizi benimsemesi için önemli.
Feyza Hepçilingirler, polemik yaratmamak için mümkün olduğunca örnek vermiyor, yazar adlarından söz etmiyor ama yaptığı önerilerin kişiye özel olduğunu, kimi kastettiğini tahmin edebileceğinizi söylemeliyim. “Gamzeli olun”, “kendiniz beğenin”, “mistik olun”, “İslamcı olun”, “İngilizce yazın” ya da “New York’da yaşayın” dediğinde aklınıza isimler gelmemesi olanaksız. Üstelik bunlar tekil örnekler bunları tekrarlayarak başarıya ulaşacağınız garanti değil.
“Popüler olmanın yolu, halkın beğenisine seslenmekten değil, parasını sizin için harcamasını sağlamaktan geçer” diyor. Rüzgarı doğru zamanda ve yerde yakalamak önemli. Zamanı gelir içinde hiç cinsellik olmayan aşk romanlarına okurun ilgisi çektirilir. Zamanı gelir neredeyse pornografik denebilecek romanlar bu kitapları hiç almaz denen kadın okura okutturulur. Grinin Elli Tonu üçlemesi ve yazarı E.L.James bu durumun son örneği. Yazar 49 yaşında bir ev hanımı olarak lanse edildi. Oysa bir televizyon yapımcısı, işi nedeniyle hedef kitleyi tanıyor ve ne istediklerini biliyor. Roman da bir ev kadınının yazdığı “anne pornosu” olarak sunuldu. Aslında batıda çok popüler olan romansların bol erotik soslu bir örneğiydi. Merakı en üst düzeye yükseltmek için de kitabı yayıncıların basmak istemediği o nedenle ilk kez e-kitap olarak yayımlandığı bir yol izlendi. 37 ülkede 40 milyon satışa ulaşıldı ve “muhafazakar sanat”ın bildirgesinin yazıldığı bir ülkede de çok satanlar listesinin en üst üç sırasını haftalardır işgal ediyor.
“Kitap, saygı gösterilecek değil, satılacak bir şeydir” diyor Feyza Hepçilingirler. Kültür Endüstrisi Grinin Elli Tonu örneğinde bunu kanıtladı. Satılan şeyin içeriğine bakılmaz esas olan çok sayıda satmak ve çok kar etmektir. Roman, yayıncılığın ve pop yazarlığın en ışıltılı alanı gibi görünse de Canan Karatay gibi bir diyet kitabı yazarak da çoksatan listelerine girmek mümkün ama bunun için azim ve sebat kadar, alanında uzman ve yenilikçi de olmak gerek. Feyza Hepçilingirler, siyaset, tarih, polisiye, sağlıklı yaşam, burç, yemek ya da diyet kitabı yazarak da üne nasıl ulaşıldığını anlatıyor. Bence esas başarı yüzbinler satan bir gazetede yayınlanan köşe yazılarınızı, internetten tümüne ücretsiz ulaşmak mümkünken kitaplaştırıp yüzbinlerce okurun almasını sağlamaktır ki geçen yılın çoksatanlar listesinde bu tür üç kitap vardı.
İroniden, mizahtan anlamayan bir gençlik yetişiyor. Dört sözcüklük düz bir cümleyi bile ilk okumada anlamakta sıkıntı çekiyor, genellikle yanlış anlıyorlar. Korkarım, Feyza Hepçilingirler’in kapağına karikatür konarak mizahi olduğu vurgulanan Nasıl “Pop-Yazar” Olunur?’unu bu okurlar ciddiye alacaktır. Çünkü Hepçilingirler eleştirirken çok önemli ipuçları da veriyor. Yeni popüler yazar adaylarına hazır olalım. 07.02.2013                  

Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?