Pazar, Mayıs 19, 2013

 

“Edebiyatı bilene bırakın”


Geçen yıl bu zamanlar Elif Şafak Miles and Smiles Kredi Kartı’nın reklamında oynayınca müstehzi bir ifade ile karşılanmıştı. Şaşıranlar, inanmayanlar, “bu kadar da olmaz” diyenler çoğunluktaydı. “Neden olmasın?” diyenlerin sayısı ise oldukça azdı. Daha önce “Ben ki hayatımda kredi kartı kullanmam,” (22.02.2009, Zaman Gazetesi) diyen bir yazarın okurlarını tüketime teşvik etmesinin doğru olmadığı düşünülüyordu. Elif Şafak, insanları üstelik kendi yazar kimliğini kullanarak kredi kartı kullanmaya özendiriyordu. Reklamda yazarlığı vurgulandıktan sonra “Elif Şafak, yüksekten uçanlar kulübünün bir üyesi. Alışverişlerinde Miles&Smiles kredi kartını kullanıyor, hiç kimsenin uçamadığı kadar uçuyor” deniyordu. Yani siz de sevdiğiniz yazar gibi “yüksekten uçmak” (!) istiyorsanız bu kredi kartını almalıydınız.
Bir yazarın reklam filminde oynamasına yazarlar şöyle tepki vermişti;
Hilmi Yavuz: Edebiyat eserinin, edebi değil de ticari değeriyle bir meta olarak dolaşıma girdiği toplumlarda, yazarın da kendisini bir meta üreticisi olarak pazarlaması bana son derece mantıklı geliyor.
Ahmet Ümit:  İnsanlar bizi yazdıklarımızla tanıyor. Kimseye şampuan, ayakkabı alın diyemem.
Pınar Kür: Yazarların böyle ticarileşmesine karşıyım. 
Akıllardan geçen soruyu ise Asu Maro sormuştu: “İmajımızı mı koruyacağız, cebimizi mi?” (25.05.2012, Milliyet). Maro sözünü şöyle tamamlıyordu: “En önemlisi, samimiyette. Söylediğimizle yaptığımızın birbirine uymasında.” 
Tartışmalar ve eleştirilerden sonra Balçiçek İlter'e konuk olan Elif Şafak, kredi kartı reklamında oynadığı için aldığı eleştirilere şöyle yanıt verdi: “bir edebiyatçı olarak rol modeli olmak istedim." (11.06.2013).   
Tüm bunları neden hatrıladım, hatırlattım?
Bugünlerde televizyonlarda “Finansbank İhtiyaç Kredisi Kasap Reklamı” yayında. Reklam şöyle; Et almaya gelen müşteriye kasap hesabını kapat der, müşteri de kasaba bir şiirle cevap vermeye çalışır. “Kapama, kapama, hüzünlenme vakti geldi...” diye şiiirini okurken arkasında Tuna Kiremitçi ağır abi edasıyla beliriyor. Abartılı, teatral bir ifade ile Yahya Kemal’den apartılmış bir şiirimsi okuyor. “Kapama vakti geldiyse hesaptan / Bir hüzün kalkar bu kasaptan / Biraz daha vakit tanı arkadaş / Bi haber misin esnaflıktan / Sözümüz söz borcumuz borç” derken dış ses giriyor ve “Edebiyatı bilene bırakın” diyerek Finansbank İhtiyaç Kredisi’ne başvurmasını söylüyor.
Tuna Kiremitçi’nin biyografisinde “hayatını kazanmak için reklam yazarlığı” yaptığı yazıyor. Reklam yazarı geçmişini hatırlayıp bu reklamı nasıl değerlendirdiğini sormayacağız. Mizahi üslupla yazılmaya çalışılan reklamda yazarın nasıl bir konuma konduğu ortada. Ciddiye alınmıyor, “Edebiyatı bilene bırakın” diyerek dış ses devreye sokuluyor.
Kredi alması teklif edilen esnaf, örneğin bu reklamdaki kasap ya da dar gelirli memur Tuna Kiremitçi’yi ne kadar tanır bilemiyorum. Çünkü reklamda tanıtılmıyor, ismi bildirilmiyor. İsmi bildirilse de tanırlar mı? Ama Tuna Kiremitçi’yi yakından tanıyan okurlarına iletilen yazar imajının hiç de hoş olmadığını belirtmeliyim.    
Tuna Kiremitçi’ye niçin bu reklam filminde oynadığını soran olmuş mu, ne cevap vermiş bilemiyorum. Para kazanmak için reklam filminde oynadı, diyemeyiz herhalde. Kitapları yüz binlerce basılan, yabancı dillere çevrilen milyonlarca lira telif kazancı elde eden bir yazarın maddi sıkıntısı yoktur diye umuyoruz.     
Ama Elif Şafak gibi “bir edebiyatçı olarak rol modeli olmak istedim" de diyemeyecek harhalde. Çünkü bu reklamda “edebiyatçı”nın düşürüldüğü durum mizahla açıklanabilir ancak. Ancak bir zamanlar bir reklamı eleştirirken söylediği sözleri kendisine uyarlayabilir: “bakın ben kendisiyle dalga geçecek kadar cool biriyim.”
15.05.2013  

Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?