Salı, Eylül 03, 2013

 

Bağzı Şeylere Öyküler



"Gezi Direnişi" toplum içinde büyük bir heyecan yarattı. O heyecanın yayıncılık ortamına da yansıdı. Bazı yayıncılar “kim bu konuda ilk kitabı yayımlarsa en çok satışı o yapar” inancıyla işe koyuldular. Fotoğraf albümleri, duvar yazıları derlemeleri ile başlayıp günlükler, anılar, nihayet sosyolojik ve felsefi yorumlamalara varan bir çizgide çoğaldı "Gezi Direnişi" kitapları. Aralarında çok değerli, kalıcı, belge değeri yüksek kitaplar olsa da çoğunun kazanç amaçlı yayınlar olduğu her hallerinden anlaşılıyor.
Toplumsal olayların değişimlerin edebiyata yansıması çok hızlı olmuyor. Sırf yaşamış, gözlemiş olmakla edebi eser yaratılamıyor, mutlaka yazarının o olayı, olguyu içselleştirmiş olması gerek. Hele "Gezi Direnişi" gibi hakkında şimdiden çok yazılan, çizilen, şarkıları bestelenen, belgesel filmlere konu olan bir olayı edebiyata konu etmek pek kolay değil. Bilgi, belge, görüntü yoğunluğunu aşıp kendine has olanı yazamadığınızda da okur katında kabul görmüyor, beğenilmiyor.
Toplumsal olaylar söz konusu olduğunda eline en hızlı kalemi alanların şairler olduğunu biliyoruz. Her şairin bir dize ile katıldığı toplu şiirlerle başlanıp tek tek şiirlere varan bir süreç yaşanır her zaman. Neyse ki "Gezi Direnişi" ile ilgili ciddiye alınabilecek bir “toplu şiir” yazımı gerçekleştirilmedi. Sürpriz bir şekilde, genellikle bu tür ısmarlama işlere uzak duran öykücülerimizin ürünlerini okuduk dergilerde.
Edebiyat alanında "Gezi Direnişi" ile ilgili ilk yayın da bir öykü derlemesi oldu. "Bağzı Şeylere Öyküler"de (Ağustos 2013, Aylak Adam Yay.)  28 öykücünün öyküleri derlenmiş. Kendisi de öykü yazan, öykü dergileri yayımlamış olan Kadir Yüksel yapmış derlemeyi. Giriş yazısında açıkça anlatmasa da öykücülere "Gezi Direnişi" ile ilgili bir derleme yapacağını bildirdiği ve gelen öykülerle kitabı oluşturduğu anlaşılıyor.
Kitapta Ferit Edgü, Necati Tosuner, Adnan Özyalçıner, Mehmet Zaman Saçlıoğlu, İlhan Durusel, Zafer Doruk, Celal İlhan, Remzi Karabulut, Kerem Işık, Özcan Öztürk, Türker Ayyıldız, Sinan Sülün, Mahir Ünsal Eriş, Fuat Sevimay, Zeynep Ünal, Vuslat Çamkerten, Tansu M. Gülaydın, Aziz Gökdemir, Hakan Bıçakcı, Gamze Güller, Zeynep Sönmez, Berna Durmaz, Mehmet Fırat Pürselim, Şenay Eroğlu Aksoy, Onur Çalı, Hakkı İnanç, Murat Taş ve Semih Öztürk’ün “öykü”leri yer alıyor. Tanıdığımız isimler de ilk kez karşılaştıklarımız da var. Kadir Yüksel, bu öykücüleri nasıl seçtiğini giriş yazısında açıklasaymış iyi olurmuş. Kaç yazardan "Gezi Direnişi" ile ilgili öykü istedi, kaçı yolladı?
Yazar adlarını sıralarken öykü sözcüğünü tırnak içinde yazdım çünkü derlemede yer alan ilk “öykü” Celal Üster’in "Gezi Direnişi" ile ilgili sorularına Ferit Edgü’nün “özlü sözler” olarak verdiği cevabı (Cumhuriyet, 10.06.2013). Edgü’nün bu sözleri "Gezi Direnişi"nin ruhuna çok uygun bulunmuş, sosyal medyada yaygın olarak paylaşılmıştı. Necati Tosuner’den “Üstgeçit” başlığı ile yayınlanan kısa metnin ise üstadın yazmakta olduğu romanından alındığı belirtilmiş. Tosuner’in 13 satır 13 cümleden oluşan bu metninin hem çok kısa öykü tadını verdiğini hem de derlemenin mantığına uyduğunu belirtmeliyim.
Ismarlama öykü yazmak kolay bir iş değil, hele çok taze bir olay hakkında yazmak hiç kolay değil. "Bağzı Şeylere Öyküler"de yer alan çalışmaların çoğunda da bu işin başarılamamış olduğunu görüyoruz. Genellikle denemeye çok yakın duran ya da “anı” ya da “gözlem” diye adlandırabileceğimiz çalışmalar var. "Gezi Direnişi"nde yaşananların henüz içselleşmediği ve edebiyat eserine dönüşecek yoğunluğa erişmediği anlaşılıyor.
Derlemede benim hem öykü tadı aldığım hem de "Gezi Direnişi"ni yansıttığını düşündüğüm öyküler ise pek fazla değil. Ferit Edgü ve Necati Tosuner’in yanına Adnan Özyalçıner, Berna Durmaz ve Türker Ayyıldız’ın öykülerini koyabiliyorum ancak.
Adnan Özyalçıner “anı”nın, “gözlem”in bir öyküye nasıl dönüşebileceğini ustaca örnekliyor “Alandaki Park”da. Berna Durmaz “Sevdiğine Benziyor İnsan”da “iki ağaç için bu kadar direnilir mi?” diye küçümsenen "Gezi Direnişi"nin bilincinin nasıl oluştuğunu anlatıyor. “Gittikçe sevdiğine benziyor insan” diyor yaşlı ve yalnız kadın kahramanı ve parkta bir ağaç oluyor, Gezi Parkı oluyor. Artık kendisi için de direnecektir.  Türker Ayyıldız “Tül”de bir eczane kalfasının önce direnişe şahit olması sonra da katılmasını anlatıyor.
"Bağzı Şeylere Öyküler" henüz sıcaklığı geçmemiş toplumsal bir olayın edebiyata nasıl yansıdığını görmek açısından iyi bir örnek. "Gezi Direnişi"ni edebi yoldan hatırlama vesilesi.
29.08.2013

Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?