Cuma, Aralık 13, 2013

 

“Genel Ahlak” mı dediniz?



Antalya’daki bir alışveriş merkezinin dış duvarlarındaki ışıklandırma vatandaşlar tarafından penise benzediği iddiasıyla şikayet edilmiş. Şikayet valiliğe kadar ulaşmış ve gereği yerine getirilmiş, ışıklandırma değiştirilmiş. Durumu bölge esnafı  “Bazı arkadaşlarımızın hayal gücü fazla çalışıyor sanırım” diye yorumlamış (Radikal, 07.12.13).
Geçen haftanın en önemli tartışma konularından biri “genel ahlak”ın tanımının ne olduğuydu. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yardım yaptığı özel tiyatrolara "genel ahlak kurallarına uygun” oyun sahnelemeleri için protokol imzalama zorunluluğu getirmesi üzerine çıkmıştı tartışma.
“Genel Ahlak” hak ve özgürlükleri keyfi biçimde sınırlayabilmek için bulunmuş bir kavram. Özel hayata, konut dokunulmazlığına, haberleşme hürriyetine, basın özgürlüğüne, haberleşme hakkına, dernek kurma hakkına, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına, duruşmaları izleyebilme hakkına müdahale edebilmek için akla “genel ahlak” geliyor. Anayasanın 20, 21, 22, 28, 31,33, 34, 141 maddesinde sınırlayıcı hüküm olarak var.
“Genel Ahlak nedir?” dediğinizde tanım yapılamıyor ama Antalya’daki aşırı duyarlı vatandaşlar örnek verilebiliyor. Sesini yüksek çıkartabilen, oraya buraya şikayet edebilen birisi iseniz “genel ahlak” sizden sorulabilir. Bir anlamda “mahalle baskısı”nın hukuki olarak ifade edilmesi.
Oysa Anayasa Mahkemesi genel ahlakı 1964’de verdiği bir kararda “belli bir zamanda, belli bir toplumun büyük çoğunluğunca benimsenmiş bulunan ve kolayca anlaşılan ahlak kuralları” olarak tanımlamış (bkz. Nihat Bulut, Hak ve Özgürlüklerin Sınırlandırılma Nedeni Olarak Genel Ahlak, 2000). “Kolayca anlaşılmak” herhalde üzerinde tartışılmayacak bir biçimde açık ve net olması demek. Peki herkesin üzerinde anlaşabileceği, tüm Türkiye’de geçerli ahlak kurallarını anlatan bir metin var mı? Hayır, “genel ahlak” dediniz mi akla gelen kim yönetimde ise onun ahlaki değerleri. Toplumun değil yönetenlerin ahlakı yani.
Bir yasa ya da yönetmelik var mı? Var. Türk Ceza Yasası’nda “Genel ahlak”a özel bir bölüm ayrılmış; 225 – 229. maddeler. Hayasızca hareketler, müstehcenlik, fuhuş, kumar oynanması için yer ve imkân sağlama, dilencilik genel ahlaka aykırı bulunarak cezalandırılması öngörülen eylemler.
Ahlaka müdahale edilmesi demokrasi ve insan haklarıyla bağdaşmasa da bu maddelere dayanarak doğalmış gibi benimsetiliyor. Ahlaka uygunluk aramakta daha da önemlisi belli bir ahlaki anlayışa uymaya zorlamakta “genel ahlak” kadar belirsiz tanımı olan “müstehcenlik”e başvuruluyor. Müstehcenlik kişiye göre değişen bir şey. AVM duvarındaki ışık oyunu da, televizyondaki sunucunun dekoltesi de, üniversite bahçesindeki yüz yıllık heykel de, Dünya kültür mirası kabul edilmiş kitap da, bir tiyatro oyunu da müstehcen sayılabiliyor. Oysa bilim ve sanata sokaktaki adamın ya da bürokratın cinsel arzu ve tahrik olma durumuna göre müstehcen denemeyeceği biliniyor. O nedenle TCK’nın müstehcenlikle ilgili 226. maddesinin 7. fıkrası “Bu madde hükümleri, bilimsel eserlerle; üçüncü fıkra hariç olmak ve çocuklara ulaşması engellenmek koşuluyla, sanatsal ve edebi değeri olan eserler hakkında uygulanmaz” diyor. Sanat eserlerini “genel ahlak” gerekçesiyle yasaklamak isteyenlere ve yardım vermeyerek engellemek isteyen Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerine hatırlatırım.    
11.12.2013

Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?