Cuma, Temmuz 11, 2014

 

Mayıs



Fatih Öcal’ın “Mayıs”ı gazeteci karısının katillerinin peşine düşen işadamı Ayhan’ın başından geçenleri anlatırken siyaset, iş yaşamı ve medyada yaşananları tartışmaya açan bir roman.
1 Mayıs 2008 günü işçilerin, emekçilerin “1 Mayıs’ı Taksim’de kutlayacağız!” sloganı ile Taksim Meydanı’na doğru yürüdüğü, Taksim’de miting yapılmasına izin vermeyeceğini söyleyen iktidarın yürüyüşü engellemek amacıyla bütün İstanbul’u abluka altına alıp, önemli yolları trafiğe kapattığı, toplu ulaşım araçlarını çalıştırmadığı bir gün. Günlerden perşembeymiş. 1 Mayıs bayram olarak kabul edilip tatil ilan edilmediği bu günde polisle eylemcilerin çatışmaları sürer, gaz bombaları atılıp, Toma’lar su sıkarken insanlar işlerine, öğrenciler okullarına gitmeye çalışıyor.
Ayhan olan bitenin farkında olmadığı için Nişantaşı’ndaki evinden Maslak’taki işyerine gitmek niyetiyle yola çıkıyor ve evinin yakınında polis barikatı ile karşılaşıyor. Ama barikat onu caydırmıyor. Arabayla işe gidemeyeceğini anlayıp, tekrar eve dönüyor, arabayı park ediyor ve barikatları yürüyerek aşıp uygun bir yerden taksiye binerek işe gidiyor. Çünkü o gün uluslararası bir ihaleye telekonferans yoluyla katılacaklar.
Ayhan polisi atlatıp işe giderken katil de polislerin barikatlarını aşıp Ayhan’ın evine ulaşıyor ve karısı Nil’i hunharca öldürmekle kalmıyor, rahmini kesip götürüyor. 
Ayhan yetimhanede büyümüş. Anası – babası yok. Akrabaları varsa da bilmiyor. Hayattaki tek varlığı derin bir aşkla bağlı olduğu karısı. Dostum diye bileceği sadece iki kişi var. Yetimhanede arkadaş olup sonra hiç bağını kopartmadığı Nurettin ve Cemil. Nurettin bir mafya babası olmuş. Cemil polislikten istihbarat örgütüne geçmiş. Ayhan da gizli ortağı, aslında patronu olan milletvekili ve işadamı Akif Abisinin sayesinde başarılı bir işadamı olmuş. Türkiye ve yurtdışında inşaat projeleri gerçekleştiriyor.
Nil, diplomat bir babanın kızı olarak iyi bir eğitim aldıktan sonra gazeteciliğe başlamış. Türkiye’nin en önemli gazetesinin seçkin bir muhabiriyken ani bir kararla gazeteden ayrılmış ama çalışmalarına ara vermemiş. Ayhan ne araştırdığını bilmese de Nil’in evde sürekli çalıştığını görüyor. Yapılan ilk araştırmalarda Nil’in dizüstü bilgisayarının kayıp olduğu anlaşılınca Nil’in bu araştırmalarda edindiği bilgiler nedeniyle öldürüldüğü kanısı ağır basıyor.
Romanın önemli bir kahramanı da Nil’in en yakın arkadaşı ve sırdaşı Canan. O da gazeteci. Magazin muhabirliği yapmış, televizyonda sohbet programı var. Canan, cinayet sonrasında Ayhan’a destek oluyor. Evinde konuk ediyor.
Ayhan karısının katilini bulup cezalandırmadan rahat edemeyeceğine inanıyor. Karısının eşyasını toplarken makyaj çantasında bulunan taşınabilir şifrelenmiş harddiskten çıkan ilk dosyalarda geçen isimler Ayhan’a katilin kimler olabileceği hakkında da fikir veriyor. Dosyaları kurtarmaya çalışan bilgisayar uzmanının saldırıya uğraması ve bilgisayar hafızasının zorla alınması ile heyecan dozu artıyor.
Fatih Öcal “Mayıs”ı (Haziran 2014, Can yay.) iki ana eksende kurmuş. Bir yandan Ayhan’ın katili bulmaya çalışması sırasında yaşadıklarını okurken diğer yandan  çocukluktan başlayarak hayat hikayesini öğreniyoruz. Yetimhane yılları, Nurettin ve Cemil’le arkadaş olmaları, başarılı öğrencilik hayatı, iş hayatında en büyük desteği olacak olan Akif Abisi ile tanışması, iş hayatı, Nil’le sonu evliliğe varan aşklarını uzun uzun anlatıyor.
İntikam yemini etmiş Ayhan’ın mafya babası Nurettin ve istihbarat görevlisi Cemil’in desteği ile bir polisiye kahramanına dönüşeceğini düşünüyoruz ama roman polisiye olarak gelişmiyor. Çünkü Ayhan Nil için hayattaki tek varlık nedenim dese de işini gücünü bırakıp sadece katilin izini sürermüyor. Bir yandan da işleriyle ilgileniyor ve kendine yeni bir ev kuruyor.
İş hayatında önemli değişimlerin eşiğinde. 1 Mayıs günü Nil öldürülürken katıldıkları Dubai’deki büyük inşaat işini almışlar. Akif Abisi gireceği ağır kalp ameliyatından sağ çıkamayacağı düşüncesi ile işleri Ayhan ve oğulları arasında bölüştürüyor. İnşaat şirketi tamamen Ayhan’a kalıyor.
Ayhan karısının öldürüldüğü evde yaşayamayacağı düşüncesi ile kendine yeni bir ev kurarken açıkça ifade etmese de karısının yerini dolduracak bir eş de aramaya başlıyor. Çevresindeki kadınlara farklı gözle bakıyor. İki önemli aday var. Biri Nil’e âşık olmadan önce üç günlük yoğun bir birliktelik yaşadığı Canan. Diğeri de gençliği güzelliği, işbilirliği ve insanlığı ile tam puan alan sekreteri Belgin. Ayhan, Canan’dan da Belgin’den de olumlu işaretler alıyor. Tüm bunlar yaşanırken Nil henüz gömülmüş ve katili de bulunmamış.
Fatih Öcal, Ayhan’da günümüzün yeni işadamı tiplemesini yapmış. Olumlu özellikleri kadar hatta daha çok olumsuz özellikleri ile de tanıyoruz onu. Ayhan, Akif Abi’sinin sermaye desteği ve ticari ve siyasi ilişkileri sayesinde şirket sahibi olmakla kalmamış, zenginleşmiş de. Bir yeni zengin nasıl yaşıyorsa öyle yaşıyor. En pahalı markaları kullanıyor, en iyi yemekleri yiyip içkileri içiyor, en lüks evlerde yaşıyor. Bunları sürekli belirtiyor. Karısının acısını dindirmek için içkiye sarılırken bile şoföründen en pahalı viskiyi satın almasını istiyor örneğin.
İş hayatında da dürüstlükten çok başarıya odaklanmış. Akif Abi’sinin işleri alırken nasıl ilişkiler kurduğuna, iktidar miletvekili olarak siyasi gücünü nasıl kullandığına, ne kadar rüşvet verdiğine ya da malum vakıflara ne kadar bağış yaptığına bakmıyor.
Ayhan görmezden geldiği bu ilişkiler ağı ile Nil’in katilini bulmaya çalışırken yüzleşmek durumunda kalıyor. Din – siyaset – ticaret üçgeni bilinen bir şey. Bu üçgene biraz yakından baktığınızda dini grupların siyasetle ne kadar yoğun bir ilişkide olduğunu görüyorsunuz. Devlet kurumlarının içinde örgütlenen dini grupların hedefleri ve çıkarları belirleyici hale gelmiş. Nil’in öldürülmesinin doğru dürüst soruşturulmamasında da bu örgütlenmelerin payı olduğunu Nurettin’in uyarısı sayesinde anlıyor Ayhan. En yakın dostu Cemil’den destek alamamasının temelinde de bu örgütlenme var. Cemaat katilin yakalanıp cinayetin nedeninin ortaya çıkmasını istemiyor. 
Fatih Öcal “Mayıs”ı bir “bestseller” yapısında kurmuş. “Katil kim? Cinayeti neden işledi?” soruları ile merak unsurunu oluşturuyor. Ama roman esas olarak cinayeti çözmek üzerine gelişmiyor, yani polisiye roman yapısında değil. “Bestseller” romanlarda alıştığımız üzere cinayet bir vesile oluyor ve bu vesile ile cinayetin arka planında yer alan ilişkiler ağına yoğunlaşıyor. Fatih Öcal odaklandığı din – siyaset – ticaret üçgeni anlatırken derinleşmemiş. Gazetelerde okuduğumuzun ötesine geçmiyor. Hele 17 Aralık sonrasında öyle yoğun bir bilgi bombardımanına tutulduk ki “Mayıs”ta anlatılanlar iyi bir gazete okurunun kahve sohbetinde anlatabileceği derinliğe bile ulaşamıyor.
“Derinleşmeme” bizim “çoksatanlar”da sıkça rastlanan bir eğilim. Sanıyorum bu eğilim, çok satabilmek için dilde ve anlatımda olduğu kadar konuda da ortaokul düzeyini aşmamak gerektiği inancından kaynaklanıyor. Oysa gerçek anlamıyla “bestseller”larda, yani Dünya çapında çok satar olmuş romanlarda bizdekinin aksine müthiş bir bilgi yoğunluğu olduğunu görüyoruz. Sanıyorum bu bilgi yoğunluğunun inandırıcılık için önemli bir unsur olduğunu düşünüyorlar.
Bir “bestseller”de olması gereken bir unsurda her kesimden okura seslenebilmesi. Irmak Zileli’nin bir yazısında söylediği gibi “Öyle yapmalısınız ki o romanı, hem kadınlar okusun, hem erkekler; hem yaşlılar, hem gençler; hem ev kadınları, hem çalışanlar; hem entelektüeller, hem dizi izleyicileri.” Okur yelpazesi ne kadar geniş olursa satış da o kadar çok oluyor. “Mayıs”ta bu unsur da var. Sorun polisiye, aşk, iş hayatındaki başarılar, dostluk gibi konuları işlerken dengeyi tutturmak. Ayhan geçmişi hatırlayıp anlatır, ayrıntılara dalarken sık sık “Katil kim? Cinayeti neden işledi?” soruları iyice geriye düşüyor. Bunda sanıyorum Fatih Öcal’ın her şeyi olabildiğince ayrıntılı anlatma eğilimi etken oluyor. Sıkı bir redaksiyonla gereksiz birçok diyalog ve öykücükler çıkartılıp bu denge korunabilirmiş. Ama o zaman roman incelirdi ama bestseller’ların en önemli niteliklerinden biri de kalın olmaları. “Mayıs” da 476 sayfa.
“Mayıs” Fatih Öcal’ın ilk romanı. 49 yaşında ilk romanını yayımlatmış olmasını Fatih Öcal bir avantaj olarak kullanabilir. Yeni romanlarını merakla bekleyeceğim.   
10.07.2014

Etiketler: ,


Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?