Salı, Eylül 02, 2014

 

Türkiye Meyhaneler Rehberi



“Türkiye Meyhaneler Rehberi”nde sistemli bir şekilde yok edilmeye çalışılan bir kültürün son temsilcileri, meyhaneler tanıtılıyor. Erdir Zat'ın yayın yönetmenliğinde hazırlanan rehberde 1230 meyhane var.
Türklerin meyhane kültürünün İstanbul’a gelmeleri ile başladığı düşünülüyor. İstanbul’da var olan ve özellikle Galata’daki mekânlarda “adabınca” içki içilirmiş. Deniz Gürsoy’un “Çilingir Sofrasında Rakı” (Oğlak yay.) adlı kitabında şöyle anlatılıyor: “Türkler İstanbul’u ve Galata’yı aldıkları zaman zaten liman olan bu şehrin meyhaneleri de dünya ölçülerindeydi. 16. yüzyıl yazarlarından Kastamonulu Latifî Tarifname-i İstanbul adlı eserinde İstanbul meyhanelerinin özellikle Tahtakale’de toplandığını, Galata’nın ise ‘serapa meyhane’ olduğunu kaydeder.” (aktaran Elif Türker, “Yıllardır Sabahları Oldurmayan Kültür: Meyhane ve Rakı” buyukkeyif.com). Meyhane kültürümüz Rum meyhanelerinden kaynaklanmış ama zamanla çok çeşitlenmiş, renklenmiş. Reşat Ekrem Koçu meyhaneleri sınıflandırırken gedikli (yasal), koltuk (izinsiz) ve ayaklı (seyyar) meyhanelerden söz ediyor. 
“Türkiye Meyhaneler Rehberi”nin (Haziran 2014, Overteam yay.) yayın yönetmeni Erdir Zat meyhaneyi şöyle tanımlıyor: “En yalın haliyle "içki içilen yer" olarak tanımlayabiliriz. Tarihte "meyhane" denince, adı üstünde, "şarap içilen yer" anlaşılırdı, günümüzde "rakı içilen yer" anlaşılıyor. Bunu asal kriter olarak görebiliriz. Konunun kültürel, toplumsal ve tarihsel boyutları hayli geniş, birçok açıklayıcı tanım getirilebilir. “Türkiye Meyhaneler Rehberi”ni (TMR) tasarlarken Rakı Ansiklopedisi'nde "meyhane" kavramı etrafında çizilen teorik çerçeveyi esas aldık. Asıl güçlük bunun bugün pratikte ne anlama geldiğini yorumlamaktı. Klasik meyhanenin yerini içkili lokantalara bırakıp tarihe karışmasına tanık olduğumuz bir dönemdeyiz. Kültürel olarak meyhane bellediğimiz yerler hızla ortadan kalkıyor. Yanında rakı içilse de yemeğin ön planda olduğu içkili lokantalar anaakım haline gelmiş durumda. Son dönemde, bu defa içkili lokantalara tepki olarak doğan bir "modern meyhane" dalgası ortaya çıktı. Meyhane geleneğine yeni bir ruh kazandırmaya çalışan ve farklı toplumsal kesimlerden destek bulan  mekânların sayısı artıyor. TMR'nin içeriğini oluşturmak için öncelikle bütün bu kategorilerin ortak paydasını bulmak zorundaydık.”
Ortak payda tahmin edilebileceği gibi gelenekten geliyor; çilingir sofrası. “Klasik meyhanenin en önemli mirası "çilingir sofrası" bize kılavuz oldu. Meyhane mezelerin ortaya geldiği, masadaki herkes tarafından paylaşıldığı bir yer olmalı, dedik. Bu sembolik paylaşımı, rakı adabının, dost meclisinin, hemdem sofrasında hoş vakit geçirmenin, kısacası meyhaneyi meyhane yapan eğlence biçiminin anahtarı olarak gördük. Mekânlar değişse de muhabbet yaşıyor…” diyor Erdir Zat.
Rehberde meyhane tanımı bu yaklaşımla geniş tutulmuş gibi, ilk bakışta meyhane diyebileceğimiz mekânların yanında balık lokantası, kebapçı, birahane, bar hatta kafe diye bildiğimiz yerler var. “Mekânı insanlar yapar. Özellikle taşrada seçenekler o kadar sınırlı ki, insanlar gündelik hayatın dayattığı koşulları zorlamak durumunda kalıyor. Bir bakıyorsunuz, bir kafenin üst katı, orayı meyhane olarak kullanan müdavimler edinmiş; rakı var, meze var, muhabbet var… Kapısında "kafe" yazıyor diye veya alt kat kafe olarak işletiliyor diye böyle bir mekânı kapsamdışı bırakabilir misiniz? Bırakamazsınız. Aksi halde rehberlik hizmeti vermemiş olursunuz. Tam tersine, "şurası aslında kafedir, ama üst katta sizi şirin bir meyhane bekliyor," demeniz lazım. Burada teorideki meyhane tanımını gündelik hayatın gereklerine göre yeniden yorumlamak zorundasınız… Anadolu'nun birçok köşesinde şehir kulüpleri, öğretmenevleri, dernek lokalleri, vs. gibi farklı formlarda birçok mekân, yakın zamana kadar müdavimleri tarafından meyhane olarak kullanılıyordu. TMR'de hâlâ işletilen birkaç örnek bulunabilir… Muhafazakârlığın egemen olduğu bölgelerde sıkça karşımıza çıkan enteresan bir grup da otel lokantalarıydı. Bazı otel lokantaları yerel müşterilerin devam ettiği meyhaneler haline gelmişti…” diye açıklıyor Erdir Zat.
Meyhane kültürünün en çok tehdit altında olduğu, tamamen yok edilmek istendiği bir dönemde yaşıyoruz. Birçok mekân farklı adlarla kendini gizleyip varlığını sürdürmek istiyor olabilir bunun yanında Erdir Zat’ın belirttiği gibi müşterisinin zamanla dönüştürdüğü mekânlar da var. Bunlar yeni şeyler değil, geçmişte de “meyhane” diye bildiğimiz birçok yerin tabelasında, ticari unvanında “meyhane” teriminin geçmediğini biliyoruz. Eskiden meyhanecilik küçümsenen bir meslek olduğu için çoğunlukla lokanta, restoran ya da birahane tanımlamalarını kullanmışlar. Erdir Zat, “Cumhuriyet Meyhanesi'nin kapısında ‘Cumhuriyet Birahanesi’ yazdığını unutmayalım. Evet, fıçı bira da işin içine girmişti, ama rakı her zaman ağırlıktaydı ve meyhane kimliğini hiçbir zaman yitirmedi… Kriterlerimizin esneme payını gösteren bir başka kentsel örnek de Pub Avni benzeri "anason kokulu barlar" olabilir. Müdavimleri bu barları formel bar kategorisinden çıkarıp birer özgün meyhaneye çevirmişlerdir. Adında "bar" veya "pub" yazıyor diye almamazlık edemezsiniz… Balık lokantaları, kebapçılar, ocakbaşılar, vs. gibi yerler ise ayrı bir yaklaşım gerektirdi. Buralarda "atmosfer" kriteri koyduk. Sözgelimi, Beyoğlu Ocakbaşı, kendine özgü atmosferiyle meyhane karakteri taşıyan bir kebapçıdır” diyor.
Tabii ki bu ince ayrımları yapabilmek için dikkatli olmanın yanında titiz bir çalışma da gerekiyor. “Türkiye Meyhaneler Rehberi”nde yer alan mekânlar tek tek seçilip her biri ziyaret edilmiş, özellikleri, benzerlikleri, farklılıkları belirlenmiş. Bu amaçla 8 editör, 27 muhabir ve 9 fotoğrafçıdan oluşan bir ekip kurulmuş. “Eskiden gazetelerde bulunan ‘yurt haberler servisi’ gibi örgütlendik. Türkiye'yi bölgelere ayırdık ve bu bölgelerin her biri için birer editör görevlendirdik. Editörler de sahada çalışacak muhabirler buldu. TMR kapsamına aldığımız mekânların neredeyse tamamını bizzat ziyaret ettik. Çeşitli güçlüklerden dolayı telefonla bilgi almak zorunda kaldığımız yerlerin sayısı otuzu geçmez. Bu ziyaretlerde muhabirlerin elinde mekân sahibi veya işletmeciyle birlikte dolduracağı bir anket bulunuyordu. Rehbere aldığımız bütün bilgileri bu anket sorularına doğrudan aldığımız cevaplarla ve tabii muhabirlerin, editörlerin yerel basından şehir kütüphanelerine uzanan araştırmalarıyla edindik. Muhabirlerin izlenimleri ise işin tuzu-biberi oldu” diyor Erdir Zat.
Bazı şehir merkezlerinde ve ilçelerinde çok iyi meyhaneler olduğunu ama onları rehberde yer almadığını söylediğimde; “Tespit edip iletişim kurduğumuz ama çeşitli gerekçelerle katılmak istemeyen yerler hayli fazla” diyor. TAPDK'nın veritabanında “açık alkollü içki satan yer” olarak listelenip sonra da kendilerini tanıtmak, daha fazla müşteriye sahip olmak istememek çağımızın ruh hali olsa gerek. Bu tip yerlerin üzerinde ruhsat iptali gibi resmi baskıların yanında yaygın bir mahalle baskısı olduğu gerçeği böylece bir kez daha örneklenmiş oluyor. 
“Türkiye Meyhaneler Rehberi”ni ve TAPDK'nın veritabanını incelediğimizde bazı şehirlerde tanıma uyan meyhane bir yana içkili yerlerin bile hiç kalmadığını görüyoruz. Çoğu şehir merkezinde de içkili yer diye karşımıza otel restoranları ve herkesin giremediği dernek lokalleri çıkıyor. TAPDK'nın veritabanından öğretmenevleri, polisevleri gibi yerlerde içki satılmadığı, orduevlerinin de aynı akıbeti yaşamasının yakın olduğu izlenimine kapılıyoruz. Her etki tepkisini de beraberinde getirir, meyhane kültürünün yok edilmek istediği bu ortamda “ben meyhaneyim” diyerek, övünçle tabelasına “meyhane” diye yazan mekânların sayısı da çoğalıyor. Rakı yasaklanıp yok edilmeye çalışıldıkça daha çok ilgi çekiyor, genç kuşaklar meyhaneleri merak ediyor, müdavimi oluyor.      
“Türkiye Meyhaneler Rehberi” adına uygun olarak pratik bilgilerin sistematik biçimde derlendiği bir rehber olarak hazırlanmış. “Mekânda canlı müzik veya otopark var mıdır, keseye uygun mudur, kredi kartı geçerli midir, rezervasyon gerekli midir vb. birçok pratik bilginin sistematik biçimde derlenmiş.” Mekânların fotoğrafları, adresleri, telefonları var. Gerekli bilgiler simgelerle de verilmiş. 
Erdir Zat’ın dediği gibi “Türkiye Meyhaneler Rehberi mekânların formu değişse de, bu muhabbetin süreceğini müjdeliyor. Biz rakı içeriz ve çilingir sofrasından vazgeçmeyiz. Bektaşilerin, dervişlerin, kalenderlerin rakı desturuyla bitirelim: ‘Allah kimseyi meyhanesiz memlekete düşürmesin.’”
28.08.2014

Etiketler: ,


Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?