Cuma, Ocak 23, 2015

 

Amerikan Rüyası



İdeal bir eş, iyi bir iş ve ün... Özenilen tüm başarılara ulaşmış gibi görünen bir adamın yaşamının bir anda nasıl bir kâbusa dönüştüğünü anlatıyor Norman Mailer “Amerikan Rüyası”nda.
Stephen Rojack, II. Dünya Savaşı’nda bir muhaberede öldürdüğü Alman askerleri nedeniyle asker dönüşü bir “Milli Kahraman” olarak sunulmuş, hemen ardından senatör seçilmiş, ülkenin en zenginlerinden birinin kızıyla evlenmiştir. Senatörlük görevi sonrasında üniversitede ders vermekte, televizyona program yapıp sunmaktadır. Kitapları yayımlanmıştır. Herkesin yerinde olmak istediği bir adamdır o. Genç, yakışıklı, başarılı, zengin ve iyi bir aile kurmuş bir kahraman... “Amerikan Rüyası”nın beden bulmuş hali.
Aslında Rojack’ın yaşamı hiç de göründüğü gibi değildir. Bir süredir güzel ve zengin karısı Deborah’dan ayrı yaşamaktadır. Çok fazla alkol alıp evlilik günlerinin muhasebesi yapar, kimlerle kaç kere aldatıldığını anlamaya çalışırken gecenin bir vakti birkaç haftadır görüşmediği karısını arar. Deborah da onu evine davet eder. Karısıyla karşılaşması bir anda hesaplaşmaya, geçmiş günlerin muhasebesine dönüşür. Evliliğinin, karısıyla aşklarının bir yalandan ibaret olduğu düşüncesine kapılıp kendini kaybeden Rojack Deborah’yı boğazlayıp öldürür. Daha sonra da onuncu kattan aşağı atar.
“Amerikan Rüyası”nın aslında bir kabus olduğu da sonraki 24 saat boyunca Rojack’ın yaşadıkları ile anlaşılır. Bol alkol, seks ve adrenalinle dolu bir 24 saattir bu. Rojack, karısını öldürdükten sonra evden çıkarken evin hizmetçisiyle sevişerek bu hareket ve hesaplaşma ile dolu 24 saati başlatır. Hizmetçiyi suç ortağı yapıp karısını aşağı attıktan sonra karşılaştığı caz şarkıcısı Cherry McMahan “Amerikan Kâbusu”nda Rojack’ın yoldaşı olur. Cherry’nin gangster kılıklı erkek arkadaşı, yanlarındaki mafya babası ve caz barda karşılaştığı boksör eskisi aslında ona hangi yolda olduğunun mesajını verirler. Amerikan’ın ışıltılı gündüzünden karanlık gecesine geçmiştir artık. Ama işlediği cinayetle bir sınırı aştığını hisseden Rojack yine de kâbusunun üzerine yürümeyi tercih eder. Sonuçta Cherry’nin kalbini kazanmıştır ve geceyi onunla geçirecektir.
Rojack sanki bir cinayet işlememiş, suçlu değilmiş gibi davranır. Hiçbir şeyi bilinçle yapmadığına, dışarıdan, örneğin Ay’dan gelen mesajlarla hareket ettiğine, şiddete başvurmasının, öldürmesinin nedeninin dolunay olduğuna ve dolunay hali geçmeden eski durumuna dönemeyeceğine kendini inandırır. Bu ruh haliyle Deborah’yı öldürmesinde kendini haklı çıkartacak gerekçeler bulur. Hiç de inandırıcı olmasa da polise Deborah’ın intihar ettiği yalanını büyük bir rahatlıkla söyler. Polisi inandıramasa da tutuklanmamayı başarır. Ama şimdi asıl sınavdadır sıra, Deborah’ın babası Barney Kerry ile karşılaşması ve ona hesap vermesi gerekmektedir. Güç ve zekası ile ülkenin en zenginlerinden biri haline gelmiş bu adamı intihar yalanına inandıramayacağının farkındadır.
“Amerikan Rüyası” (Kasım 2014, çev. Ahmet Ergenç, Sel yay.) 1965’de yayımlanmış. Norman Mailer’in dördüncü romanı. Mailer, II. Dünya Savaşı sonrasındaki, 60’lı yıllardaki Amerika’yı Rojack’ın 24 saatinde anlatıyor. Bir düş gibi gösterilen Amerikan tarzı yaşamın ne kadar sahte olduğunu, adalet, aile gibi değerleri dayatarak insanların kandırıldığını anlatıyor. Sistem her şeyiyle çürümüştür.
“Amerikan Rüyası”nın ele aldığı konular, kahramanının davranışları, özellikle kadınlara yaklaşımındaki maçoluk altı çizilip eleştirilen konular. Ama kitabın beğenilip kült roman haline gelmesinde en önemli etken anlatım tekniği ve dili olsa gerek. Mailer bir anlamda Fitzgerald’ın “Muhteşem Gatsby”sinin arkasındaki gerçeği yazıyor ama Fitzgerald’dan çok farklı bir anlatımı var. Amerikalı eleştirmenler Mailer’in anlatımını şiirsel bulmuşlar. Diyalogların içinde gelişen metaforlarla bu şiirselliği yakaladığı belirtilmiş. Öyle de. Bu şiirselliği sokağın diliyle, sert anlatımıyla dengeleyip kendine has bir üslup yaratmış olması da bence esas başarısı. “Amerikan Rüyası” üzerinde çok tartışılmış bir roman.
Konusuna, anlatımına, diline kapılıp hızla okunuyor. Yayımının üzerinden 50 yıl geçmiş olsa da hâlâ taze, gündemde konulara değiniyor Mailer ve bol bol altı çizilecek ya da soru işaretleri konacak cümleler buluyorsunuz.    
22.01.2015

Etiketler: ,


Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?