Perşembe, Şubat 26, 2015

 

Başucunda Kitap



“Mini Fuar Hotel” adından anlaşılacağı gibi küçük bir otel. İzmir’de fuar alanı yakınında. Dışarıdan bakıldığında ayırd edici bir özelliği yok. Üç katlı bir yapı. Ama kapısından içeri adım attığınızda farklı bir yere geldiğinizi anlıyorsunuz. Resepsiyonda Türk yazarlarının fotoğrafları karşılıyor. Lobide hemen her yerde küçük kitap rafları Türk yazarlarının kitapları ile dolu. Üst katlara yöneldiğinizde duvarlardaki dev kitap kapakları, yazar fotoğrafları sizi karşılıyor. Kapılarda yazarların adları, fotoğrafları, bazılarında o yazarın unutulmaz bir cümlesi ya da dizesi yer alıyor.
Geçen Perşembe Can Öz, Akif Kurtuluş ve Tora Pekin’le birlikte “Yayınlama Özgürlüğü Yolunda” projesinin İzmir toplantısına gittiğimizde “Mini Fuar Hotel”de kaldım. Oteli seçme nedenimde kuşkusuz bu “edebiyat konsepti” etkili oldu. Bir yazarın adını taşıyan bir oda nasıldır, o odada kalmak nasıl bir duygu yaratır merak ediyordum. Bana “Ahmet Hamdi Tanpınar” odasını ayırmışlardı. Tanpınar’ın fotoğrafını selamlayıp odaya girdiğimde Duvarlarda Tanpınar’ın fotoğrafı, kısa biyografisi, bir şiirinin tam metni, Türkçe ve yabancı dillerde yayımlanmış bir kaç kitap kapağı beni karşıladı.
Tüm bunların otel odasına farklı bir hava kattığı, odayı kullanacak kişiyi önce şaşırtıp sonra merak ettireceği kesin. Duvarlardaki fotoğraflara bakacak, yazıları okuyacaktır. Yazarla, eseriyle ilgilenmesi için ise küçük bir ayrıntıya gerek var. O da düşünülmüş, başucunuzda odaya adını veren yazarın bir eseri yer alıyor. Adına oda düzenlenmiş yazarı merak ediyorsanız uyumadan önce eserinden birkaç sayfa okuyabilirsiniz. Benim başucunda da Tanpınar’ın “Beş Şehir”i vardı.
“Mini Fuar Hotel” “Türkiye’nin ilk edebiyat konseptli oteli”. Oteli yöneten yazar Gülşah Elikbank bu “konsepti” geliştirmiş. Yazarların seçiminde de onun seçimi etkili olmuş olmalı. Nâzım Hikmet, Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz, Ahmet Hamdi Tanpınar, Yaşar Kemal, Sevgi Soysal, Doğan Hızlan, Leylâ Erbil, Ayşe Kulin, Ahmet Ümit, Buket Uzuner, Hakan Günday, İnci Aral, Oya Baydar ve Nazlı Eray adına oda hazırlanan yazarlar. Hakan Günday’ın ilk öyküsünü yazdığı daktilosu, Ayşe Kulin’in aynası, Buket Uzuner’in kendi görseliyle yapılan ahşap kutusu, Ahmet Ümit’in halısı, Oya Baydar’ın cezaevindeyken ördüğü danteller gibi yazarların özel eşyalarına da otel odalarında ya da lobide rastlayabiliyorsunuz.
Yaşayan yazarlardan bazıları otelde kalmış. Kendi adlarını taşıyan odalarda, kendi kendileriyle bir gece geçirmek nasıl bir duygu yaşattı merak etmemek elde değil.
Edebiyat temalı oteller dünyada oldukça yaygın. 1925’de açılmış olan New York’daki “The Algonquin Hotel” sanırım bunların ilki. “Mini Fuar Hotel” gibi çeşitli yazarları ele alanlar olduğu gibi tek bir yazarı hatta eseri tema olarak almış oteller de var. Yeni Zelanda’daki “The Hobbit Hotel” bunlardan. Paris’teki “Apostrophe Hotel”in de her odası bir dizeden esinlenerek döşenmiş.
İstanbul’da Sultanahmet’teki “Poem Hotel”i anımsıyorum. 90’lı yılların başında açılmıştı. Konukları otelin her odasında Türk şiirinden birer örnek karşılıyordu. Denizli’deki “Şiir Otel”de de her odaya bir şairimizin adı verilmiş. Odalarda ve otelin genel alanlarında 85 şairimizin 550 şiiri, şairlerin rölyefleri, büstleri ve tabloları bulunuyormuş. Lobide şairlerin kendi seslerinden şiirlerinin de dinlenebileceği bir şiir kütüphanesi ve konukların şiirlerini asabileceği “şiir ağacı” varmış.
İzmir’e yolunuz düşerse “Türkiye’nin ilk edebiyat konseptli oteli” “Mini Fuar Hotel”i öneriyorum. Ben de ilk fırsatta Denizli’deki “Şiir Otel”i ziyaret edeceğim.  

Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?