Cuma, Nisan 03, 2015

 

Mavi Sakal



Soyut Dışavurumculuk, 1940’ların ortasında New York’da ortaya çıkan bir resim akımı. “Ressamların gerçek nesnelerin temsiline yer vermeden kendilerini sadece renk ve şekillerle ifade ettikleri” soyut bir resim anlayışı. Amerika Birleşik Devletleri'nde ortaya çıkmış ilk önemli sanat hareketi olarak kabul ediliyor. Jackson Pollock, Willem de Kooning, Franz Kline, Mark Rothko gibi sanatçılar soyut dışavurumculuğun önemli adlarından sayılıyor. Kurt Vonnegut’un“Mavi Sakal”ının anlatıcı kahramanı Rabo Karabekian da bu akımın ressamlarından olduğunu söylüyor.
Rabo Karabekian 1916 doğumlu. Kaliforniya’nın San Ignacio kasabasında doğmuş. 1915’de Ermeni Tehciri sırasında hayatta kalmayı başaran ve ABD’ye göç eden bir anne babanın çocuğu. Anne ve babasının yaşadığı trajedi, hayatta kalma başarıları Rabo’nun yaşamını da etkilemiş. Ama asıl büyük travamasını II. Dünya Savaşı’nda yaşamış. Savaştan tek gözle ama ölmeden dönebilmesi ile anne – babasının hayatta kalmayı başarabilmeleri arasında koşutluklar kurmak da olası.      
“Mavi Sakal”da Rabo Karabekian'ın otobiyografisini yazma çabasını okuyoruz. Yıl 1987. Rabo 71 yaşında. Bir kaç yıl önce kaybettiği ikinci karısından büyük bir miras kalmış. Long Island East Hampton’da karısından kalan deniz manzaralı 19 odalı bir evde yaşıyor.  Rabo gibi II. Dünya Savaşı gazisi olan romancı arkadaşı Paul Slazinger de evin sürekli konuğu. Evde bir de bir aşçı kadın ile onun 15 yaşındaki kızı var.
1980’li yıllarda artık adı anılmayan bir ressam olsa da Rabo Karabekian'ın soyut dışavurumcu anlayışla yaptığı resimleri önemli müzelerce büyük meblağlarla satın alınmış, eserleri koleksiyonlara girmiş. Yanlış boya kullanımı nedeniyle eserleri yok olmaya başlayana dek de resimlerinden büyük paralar kazanmaya devam etmiş. Rabo Karabekian aynı zamanda soyut dışavurumcu resmin en önemli koleksiyoncularından. Evindeki resimlerin değeri milyon dolarlarla ölçülüyor ve sadece o resimleri görmek amacıyla sanat meraklıları yüzlerce kilometre yol kat edip evine ziyarete geliyor.
Rabo Karabekian’ın yaşamı evinin özel plajında Circe Berman’la tanışması ile değişiyor. Circe Berman çok sevdiği kocasını kaybettikten sonra bunalıma girmiş, evine dönmek istemiyor. Rabo da onu tanrı misafiri olarak kabul ediyor. Circe Berman’ın "Polly Madison" adını kullanarak gençlere yönelik çok satan romanlar yazdığı anlaşılıyor ki bu durum evdeki diğer romancı Paul Slazinger’ı çok rahatsız ediyor. Çünkü Slazinger, 11 roman yayınlatmış olmasına rağmen kendini başarısız hissetmekte ve eli kaleme kağıda gitmemektedir.     
Circe Berman, sorularıyla ve evde hemen her yeri arayıp karıştırarak Rabo’nun mahremiyetini bozuyor ama aynı zamanda da yaşam öyküsünü yazmasını hızlandırıyor. Circe Berman’ın her yere burnunu sokması ile Rabo Karabekian'ın patates ambarında sakladığı bir sır olduğu da ortaya çıkıyor.         
Kurt Vonnegut  “Mavi Sakal” için kitabın girişindeki “Yazarın Notu”nda "Bu bir roman ve hatta, düzmece bir otobiyografi" deyip kahramanlarının hayal ürünü olduğunu ekliyor ama romanın kahramanının Kurt Vonnegut’la birçok benzerliği olduğu anlaşılıyor. Vonnegut romanda adı geçen gerçek kişiler içinse “Bu bağlamda sınandığı zaman görüleceği gibi, romanımda onlara gerçekte yapmadıkları hiçbir şey yaptırmadım. Bu kitaba aktardıklarımdan çoğunu, geçtiğimiz yüzyıl içinde sanat yapıtları için ödenen grotesk bedellerin esinlediğini de söylemeden geçemeyeceğim. Muazzam boyutlara varan kâğıttan servet yoğunlaşmaları, bir iki kişi ya da kurumun insanlara özgü belli bazı delişmenlik türlerine uygunsuz ve dolayısıyla üzücü bir ciddiyet bahşetmesini mümkün kılmıştır.”
Kurt Vonnegut’un “Mavi Sakal”da Rabo Karabekian’ın yaşamı üzerinden ve soyut dışavurumculuğu örnek alarak sanatın algılanması ve sanat piyasası üzerine ağır bir eleştiri yaptığını da söyleyebiliriz.
Rabo Karabekian’ın resim yeteneği ilk gençlik çağlarına dek yaşadığı San Ignacio kasabasında ortaya çıkıyor. Rabo, kasaba gazetesine karikatürler ve illistürasyonlar çiziyor. Yaşamını değiştiren ise annesinin dönemin en ünlü ve en çok kazanan illistüratörü olan Dan Gregory’e yazıp iş istemesi için ısrarı oluyor. Dan Gregory, asıl adı Dan Gregorian olan Ermeni kökenli bir sanatçıdır. Ününü canlıları ve nesneleri gerçek yaşamdaki gibi resmetmesi sayesinde kazanmıştır. “Fotogerçekçi” bir ressam diye de tanımlanabilir. Rabo da aynı türde çalışmalar yapmaktadır.
Rabo’nun mektubuna Dan Gregory’nin asistanıyım diye kendini tanıtan sevgilisi Marilee Kemp cevap veriyor. Rabo ile Marilee uzun süre mektuplaşıyorlar ve sonunda Dan Gregory’nin Rabo’yu çırak olarak kabul ettiği haberi geliyor. Rabo, faşist ruhlu, Musolini hayranı bu adama çıraklık etmeye başlıyor. Dan Gregory’nin hiç ilgi göstermediği sevgilisi Marilee ile Rabo arasında arkadaşlık başlıyor. İki arkadaş sık sık elele sokaklarda dolaşıyor, bu geziler sırasında keşfettikleri Modern Sanatlar Müzesi’nde vakit geçirmeye başlıyorlar. Modern Sanatlar Müzesi’nde gördüğü yapıtlar Rabo’ya hayranı ve çırağı olduğu Dan Gregory’nin bir sanatçı değil iyi bir teknik ressam olduğunu düşündürüyor ve sanata bakışını değiştiriyor. Değişen diğer şey de Marilee ile Rabo’nun yaşamları oluyor. Dan Gregory en nefret ettiği yer olan Modern Sanatlar Müzesi’nin kapısında Rabo ile Marilee’yi görünce Marilee’yi dövüyor ve Rabo’yu da kapı dışarı ediyor. Böylece Rabo iyi bir illistüratör olacakken tanınmış bir soyut dışavurumcu oluyor.
Kurt Vonnegut’un “Mavi Sakal”ı çeşitli boyutdan okunabilecek, değerlendirilebilecek bir roman. İlk boyut kuşkusuz sanatın niteliği hakkında geliştirilen tartışma. Dan Gregory’nin büyük emek ürünü olan foto gerçekçiliği mi yoksa Rabo gibi vasat bir ressama bile milyon dolarlar kazandıran Kurt Vonnegut’un anlatımımna göre aslında pek de büyük emek gerektirmeyen soyut dışavurumculuk mu gerçek sanattır? Aynı soruyu değeri taktir edilen ama yazarı Paul Slazinger’e hiçbir şey kazandırmayan “edebi” roman mı değerlidir yoksa Circe Berman’ın takma adla yazdığı milyonlarca satan popüler gençlik romanları mı, diye de soruyor. Kurt Vonnegut, roman boyunca resim ve edebiyat üzerinden sanatın niteliği ve alımlanması üzerine ayrıntılara da inen önemli örnekler verip sorular soruyor.
İkinci ve belki de daha yakıcı sorun eleştirmenlerin de dikkati çektiği “Hayatta Kalma Sendromu”. Rabo da arkadaşı Paul Slazinger de, romanda öyküsü anlatılan Rabo’nun babası da bu sendromun belirtilerini taşıyor. Birçok insanın hayatını kaybettiği durumlarda, kurtulanlar tarafından hissedilen suçluluk duygusuna “Hayatta Kalma Sendromu” adı veriliyor. “Bu kişiler diğerleri hayatını kaybederken kendilerinin yaşıyor olmalarından dolayı suçluluk duymakta, diğerlerinin hayatını kurtaracak bir şeyler yapmış olmaları gerektiğini düşünmekte ve zaman zaman diğerlerinin ölümü için kendilerini suçlamaktadırlar” diye açıklamış Sosyal Psikolog Duygu Buğa (bkz. http://duygubuga.blogspot.com.tr/2012/08/hayatta-kalma-sendromu.html).
Kurt Vonnegut sadece kitabın adında değil romanda da ünlü “Mavi Sakal” efsanesine gönderme yapıyor. Mavi Sakal genç karısına şatodaki bütün kapıların anahtarlarını vererek yolculuğa çıkar. Bu anahtarlar arasında karısını girmemesi konusunda kesinlikle uyardığı küçük bir odanın anahtarı da vardır. Ancak, kendisini ziyarete gelen kız kardeşlerinin de kışkırtmasıyla genç kadın odaya girer ve odada gördükleri onu dehşete düşürür. Kurt Vonnegut’un Mavi Sakal’ı Rabo da Circe Berman’ın her yeri karıştırmasına göz yumar ama altı ayrı anahtarla kilitlediği patates ambarına girmesine izin vermez. Berman’ın en merak ettiği yer de orası olur. Sonunda kilitler açıldığında Berman dev bir tuvalle karşılaşır ki bu tuvale resmedilenler Rabo Karabekian’ın “Hayatta Kalma Sendromu”nun nedenidir.
“Mavi Sakal” Kurt Vonnegut’un başyapıtlarından sayılıyor. Gerçekten de iyi bir roman. Hem ele aldığı konular ve sorunlar hem de neşeli - ironik anlatımı ile sürükleyici, akıcı bir yapıt. 
26.03.2015

Etiketler: ,


Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?