Cuma, Ağustos 21, 2015

 

Allah Senden Razı Olsun Bay Rosewater



Dünya’nın en zengin kişilerinden biri olsanız ve kendinizi ve varlığınızı yoksullara yardıma adasanız ne olur? Bir avukat çıkar, deli olduğunuz iddiası ile sizi akıl hastanesine attırıp varlığınıza el koymaya çalışır. Hiç kimse de onu ayıplamaz. Çünkü din ve ahlak yoksullara yardımın en yüce duygulardan biri olduğunu söylese de zenginliğini paylaşmak deliliktir. Servetini paylaşan, dağıtan kişiler hoş karşılanmaz, hatta ayıplanır. Tercih edilen vergiden kaçmak için kurulan vakıflardır, onların gerçek amaçları için çalışması değil. Hayatı cömertofobi yönetmektedir. "Cömertofobi: Kendinden daha az varlıklı kişilerin sorunlarına karşı duyulan histerik ilgisizlik" diye tanımlanmaktadır. 
Kurt Vonnegut “Allah Senden Razı Olsun Bay Rosewater”da cömertofobi illetine tutulmamış nadir zenginlerden birinin, “müthiş varlıklı Rosewater Vakfı'nın vârisi ve başkanı, gönüllü itfaiyeci, bilimkurgu hayranı” Eliot Rosewater'un öyküsünü anlatıyor.
Eliot Rosewater delirmekte olduğunu inkâr etmez. Hatta delirmeye çocukluk yaşlarında başladığını söyler. II. Dünya Savaşı’nda ABD saflarında savaşırken yaşadıkları ise bu süreci hızlandırmıştır ona göre.
Eliot Rosewater her çok zengin ailenin çocuğu gibi yetiştirilmiştir. Harvard’da okumuş. Yaz tatillerinde yelken, kışları İsviçre’de kayak yapmıştır. Yaşamının dönüm noktası 8 Aralık 1941’deki Pearl Harbor baskını olmuştur. Harvard Hukuk Fakültesi’ni terk edip gönüllü olarak orduya yazılmıştır. Birçok çarpışmada üstün hizmet göstermiş, yüzbaşılığa kadar yükselmiş, bölük komutanlığı yapmıştır. Savaşın sonuna doğru “savaş yorgunluğu” teşhisi ile Paris’te bir hastaneye yatırılmış, orada Sylvia ile tanışmış, savaş sonrası “başdöndürücü gizellikteki karısı” ile Harvard’a dönmüş, okuldan devletler hukuku uzmanı olarak mezun olmuştur. Bu sırada senatör babasının Rosewater ailesinin servetini korumak ve hiç vergi vermemek amacıyla kurduğu vakfın başına getirilmiştir. Göreve geldiği 1947 ile 1953 arasında vakıf 14 milyon dolar harcamıştır. “Kansere, akıl hastalıklarına, ırkçılığa, polis işkencesine ve daha birçok kötülüğe karşı savaştı, üniversite hocalarını doğruyu aramaya teşvik etti, fiyatı ne olursa olsun güzellik satın aldı.”
Eliot Rosewater’ın görünürdeki en önemli sorunu çok içmesidir. Alkolikliğin sınırlarına varmıştır. ABD’nin çeşitli kasabalarında gönüllü itfaiyecilerle içerken alkol sınırını aşıp olay çıkartmakta, polis tarafından sık sık gözaltına alınmaktadır. Tedaviye razı olur ama doktoru bile ona tahammül edemeyip doktorluğundan istifa eder. Ona aşkla bağlı karısı artık tahammül edemez hale gelmiştir ve Eliot’un yaptıkları nedeniyle delirmekte olduğunu düşünerek kocasını terk edip Paris’e döner ve boşanma davası açar.
Eliot Rosewater’ın delilikte suçlanıp vakıf yönetiminden alınması için dava açılması ise atalarının vatanı Rosewater Kasabası’na yerleşip günü 24 saati sürekli içerek istisnasız herkese yardım etmeye başladığı döneme rastlar. Yalnızdır, kendisine sadece 80’den fazla bilimkurgu romanı yazmış ama hiç tanınmamış bir romancı olan Kilgore Trout'un romanları yoldaşlık eder. Telefonları şöyle açar: "Rosewater Vakfı. Size Nasıl Yardımcı Olabiliriz?" 
Bir eleştiride de değinildiği gibi Kurt Vonnegut’un romanları belli bir konu ile sınırlandırılamayacak yapıda eserler. 1965’de yayımlanan “Allah Senden Razı Olsun Bay Rosewater”da (Temmuz 2015, çev. Sinan Fişek, Can yay.) da bu özelliği görüyoruz. Kurt Vonnegut aslında başta ABD olmak üzere sloganı “çalış ve tüket” olan ülkeleri derinliğine ve sert bir şekilde eleştiriyor. Kurt Vonnegut’un anlatım biçimi romana her an yeni kahramanlar katmaya, (eğer varsa) ana konudan sapıp bambaşka şeyler anlatmaya uygun. Çünkü onun anlatılarının temelinde güçlü bir kapitalizm eleştirisi yatıyor.  
“Allah Senden Razı Olsun Bay Rosewater”, Vonnegut’un en komik hicivlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Gerçekten de neşeli bir dili var ve en derin trajediler bile ilk bakışta komik gibi gözüküyor ama Vonnegut’un kara mizahının derinliklerindeki dobralık çok etkileyici ve sadece “komik hiciv” diyerek onu tanımlamak mümkün değil.      
20.08.2015

Etiketler: ,


Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?