Perşembe, Mart 10, 2016

 

Edebiyat Dergileri Çevrimdışı mı?




“Çevrimdışı” bir bilgisayar terimi. Bu terimle bir bilgisayarın herhangi bir ağa, örneğin internete bağlı olmadığı, veri alıp göndermeye hazır olmadığı belirtiliyor. “Offline”a karşılık olarak bulunmuş güzel bir sözcük.
Efe Duyan, Gonca Özmen, Gökçenur Ç., Kadir Aydemir, Selahattin Yolgiden gibi 2000’li yılların başında yazmaya başlayan şair ve yazarların çıkardığı yeni edebiyat dergisinin adı “Çevrimdışı İstanbul”. “Uzun zamandır kendimizi hiçbir edebiyat dergisine ait hissetmiyoruz. Hatta kendimizi edebiyat ortamında da görmüyoruz. Ne gençler bizi yeterince genç buluyor ne ustalar kendilerince usta” dedikten sonra “Çevrimdışı olduğumuzu düşünüyoruz” diye sözü sürdürmüşler “Başlarken” başlıklı yazılarında. Yani edebiyatta çevrimiçi olmak için bu dergiyi çıkartıyorlar. 40’lı yaşlarına geldikleri için biraz geç kaldıkları düşünülebilir ama edebiyat içinde var olmanın yolunun da dergi çıkartmaktan geçtiği gerçek. Özellikle kuşaklar dergilerle var oluyor. Garip için “Yaprak”ın, İkinci Yeni için “Pazar Postası”nın, 50 Kuşağı için “a Dergisi”nin, 60 Kuşağı için “Halkın Dostları”nın, 70 Kuşağı için “Türkiye Yazıları”nın, 80 Kuşağı için “Üç Çiçek”in bu nedenle önemi vardır.
Şairin, yazarın kendini çevrimdışı, yani dışlanmış, bağları kopmuş hissetmesi oldukça normal. Yayıncılık sektörünün gelişip kültür endüstrisinin bir parçası olması, kitapların çok satıp çok gelir getirmesi ile edebiyat sadece romandan ibaretmiş gibi görülmeye, gösterilmeye başlandı. Edebiyatta varolmanın doğal süreci olan dergilerde eserlerini yayınlatmak daha sonra kitap çıkartmak gözardı edilip gökten inme yazarlar yaratılmaya başlandı. Edebiyat emeği küçümsendi, bunun sonucu olarak da edebiyat dergileri çevrimdışı kaldılar. Şairlerin, yazarların okudukları meslek içi yayınlar haline geldiler.
İnternetin gelişmesi ile birlikte haber almanın, yazdıklarını okura ulaştırmanın kolaylaşması da bu süreci hızlandırdı, edebiyat dergileri iyice gündemdışı kaldı. 1996’da Öküz ile başlayan 2000’lerin başında Hayvan’la süren yeni bir dergicilik türü başlattı şair – mizah yazarı Metin Üstündağ. Mizah dergilerinin yüz binlere varan okurunu edebiyatla buluşturacak bir dergicilik anlayışı oluşturdu. Yaklaşımıyla, mizanpajıyla ve kağıdıyla mizah dergilerini hatırlatan, popüler yazarla, sanatçıyla en ciddi edebiyatçıyı aynı sayfalarda yayımlayabilen bir dergicilik. Orhan Pamuk’la Tarkan’ın, Turgut Uyar’la Ankaralı Turgut’un birarada olabileceği dergiler...
Bu yeni dergicilik anlayışının furya halini alması ise 2013’de Metin Üstündağ’ın Ot’u çıkartması ile oldu. İnternet nedeniyle biten dergi sektörüne, hızla okur kaybeden mizah dergicilerine yeni bir nefes gibi geldi Ot. Ard arda benzerleri çıkmaya başladı. Fil, Kafa, Deve, Bavul, Cins, Pul Biber... Aynı anlayışta, aynı içerik ve görünümde onlarca dergi yayınlanıyor. Sanki tüm dergileri tek bir yayın yönetmeni ve grafiker hazırlıyor gibi.
Diğer yanda ise çevrimdışı kalan edebiyat dergileri kapalı devre yayın hayatlarını sürdürmekle kalmıyor kolaylaşan baskı teknikleri ile her geçen gün sayıları artıyor. Hemen her ilde her ilçede edebiyat ve şiir dergisi yayımlanıyor. Yüzlerce edebiyat dergisi var ve bunlar kitapçılara ulaşamadıkları için takip etmek imkansız. Çevrimdışı İstanbul’u kutlarken geçen ay çıkan İAN Edebiyat’tan, yayına hazırlanan Çoğul’dan, Sözcükler’in 10. yılını tamamladığından söz ediyoruz.
Kağıda basılı dergicilik böyle bir gelişim içindeyken diğer yanda internet ortamında bloglarda, wattpad gibi uygulamalarda bambaşka bir yazarlar kuşağı yetişiyor ve onlar için de hem edebiyat dergileri, hem de Ot’giller çevrimdışı.  
10.03.16

Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?