Cuma, Nisan 15, 2016

 

“Necatigil'in bize bıraktığı miras”



"Ustalık katındaki şiirin yanı sıra, özlü radyo oyunları kendine özgü, üslupçu, kıvrak, özel sözdizimli düzyazılar; aileye, arkadaşlara yazılmış, alçakgönüllü hayatı dile getiren mektuplar; edebiyatçılarımızı ve modern edebiyatımızın eserlerini unutulmaktan koruyan, eşsiz iki sözlük; bir mitologya çalışması, Türkçe'ye söyleyiş, ifade ediş zenginlikleri katan çeviriler: Necatigil'in bize bıraktığı miras." Selim İleri “Kırık İnceliklerin Şairi: Behçet Necatigil”de büyük ustayı bu sözlerle tanımlıyor. Büyük bir şair ve iyi bir edebiyat adamıydı Behçet Necatigil.  
Behçet Necatigil, 16 Nisan 1916'da İstanbul Fatih’te, Atik Ali Paşa Mahallesi’nde doğmuş. 100. yaşını kutluyoruz. Bu yıl “Necatigil Yılı” olacağa benziyor. Sempozyumlar, paneller yapılacak, sergiler açılacak, kitap fuarlarında anılacak.
“Necatigil Yılı”nın açılışını Selim İleri yaptı. İlk baskısı 1999’da büyük ustanın ölümünün 20. yılı anısına yayımlattığı “Kırık İnceliklerin Şairi Behçet Necatigil”in (Ocak 2016, Everest yay.) genişletilmiş baskısıydı bu.
Selim İleri, Necatigil’i 1935'te Varlık'ta yayımlanan ilk şiiri "Gece ve Yas"tan başlayıp ölümünden sonra yayımlanan son kitabı “Söyleriz”e dek inceliyor. Selim İleri kitabı Necatigil şiirini “okuyup anlama çabası” olarak nitelemiş. Selim İleri’nin titiz, ayrıntılara inen bir okuması var. Yüzün üzerinde şiiri tek tek ele alıp dizelere, imgelere inerek okuyup anlamaya, anladıklarını paylaşmaya çalışıyor. Doğan Hızlan, doğru bir tanımlama ile Selim İleri’nin bu okumasını “şiirleri şerh etmek” diye nitelemiş. Selim İleri şiirleri şerh ederken yaşam öyküsü ile bağlarını araştırıyor, büyük ustanın poetikasını çözümlemeye de yöneliyor.
“Kırık İnceliklerin Şairi Behçet Necatigil” bir düzyazı ustasının sevdiği, önemsediği bir şairin şiirini anlama çabasının yanında iyi bir şiir okuyucusunun bir şairin verimini nasıl değerlendirdiğinin az sayıdaki örneklerinden. Behçet Necatigil’in şiirini tanımak, anlamak isteyenler için iyi bir kılavuz kitap.
Şair Turgay Fişekçi’nin yayımladığı Sözcükler Dergisi 10. yaşını “100. Doğum Yılında Behçet Necatigil Özel Sayısı” (Mart-Nisan 2016) ile kutluyor. Doğan Hızlan, Emin Özdemir, Tahir Abacı, Refik Durbaş, Alper Beşe, Neidm Gürsel, Yüksel Pazarkaya gibi şair ve yazarlar bu sayıya katkıda bulunmuş. Tunç Tayanç’ın “Tercüme Bürosu ve Necatigil” başlıklı araştırması “edebiyat adamı” Necatigil’in önemli bir niteliğini, çevirmenliğini vurguluyor. Hasan Âli Yücel’in bakanlığı döneminde, 1940’larda Milli Eğitim Bakanlığı’nın Dünya Klasikleri’ni Türkçeye kazandırma hamlesine Necatigil’in de önemli çevirilerle katıldığını öğreniyoruz. Ayşe Sarısayın’sa annelerinin ölümünün ardından evi boşaltırken Necatigil’den kalan kolilere, kutluara rastladıklarını ve bu arşivin ilk veriminin üstadın çeşitli vesilelerle kaleme aldığı kasidelerden oluşan bir kitap olacağı müjdesini veriyor. İlk sayısı yayımlanan Çevrimdışı İstanbul’da da “Behçet Necatigil 100 Yaşında” başlıklı bir bölüm var. Asuman Susam, Gonca Özmen, Gökçenur Ç’nin yazıları ile birlikte yine Ayşe Sarısayın’ın yeni açılan arşivin verimlerinden “Necatigil Arşivinin Kuytularından: Edebiyat Matineleri” adlı yazısı birçok görselle birlikte yer alıyor. Arşivden neler çıktı, çıkacak merak etmemek elde değil.
Necatigil’in yakın dostlarından Yüksel Pazarkaya “Unutulmak İsteyen Şair Behçet Necatigil 100 Yaşında”da (Şubat 2016, Sözcükler yay.) anılarla yola çıkıyor. Necatigil’le tanışmasını, Almanya’da birlikte geçirdikleri günleri anlatırken üstadın eserleri üzerine görüşlerini aktarıyor. Bir anlamda şairin hayatının ne kadarının şiire dahil olduğunu da öğreniyoruz. Yüksel Pazarkaya Necatigil’in şiiri üzerine tek tek şiirleri ele alarak yorumlar yapıyor, ana izleklerini belirlemeye çalışıyor. Pek üzerinde durulmayan radyo oyunlarını, çevirilerini değerlendiriyor.
Selim İleri “edebiyat adamı” Necatigil’i anlatırken “edebiyatçılarımızı ve modern edebiyatımızın eserlerini unutulmaktan koruyan, eşsiz iki sözlük”e de değiniyordu. Bunlardan “Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü”nün (2016, Yapı Kredi Yay.) “sağlığında son kez gözden geçirdiği ve genişlettiği 1978 tarihli” baskısı yeniden yayımlandı. Sözlük’ün ilk baskısı 1960’da yayımlanmış. 78 baskısında 901 yazarın biyografileri yer alıyor. Çok önemli bir başvuru kaynağı olmasının yanısıra Necatigil’in kısa ve öz yorumlarıyla da başucu kitabımdır.
Behçet Necatigil maddesindeki yorum şöyle; "Şiirde kırk yılını, doğumundan ölümüne, orta halli bir vatandaşın, birey olarak başından geçecek durumları hatırlatmaya; ev-aile-yakın çevre üçgeninde, gerçek ve hayal yaşantılarını iletmeye, duyurmaya harcadı. Arada biçim yenileştirmelerinden ötürü yadırgandığı da oldu, ama genellikle, eleştirmenler, onun için, tutarlı ve özel bir dünyası olan bir şair dediler."
Bu yeni baskının sunuşunda arka kapağına da yansıyan şöyle bir yargı var: “Necatigil'in ölümünün ardından yapılan baskılarda sözlüğün içeriği çeşitli ekleme ve çıkarmalarla güncellendi. Sözlük, günün gelişmelerine uyumlu hale getirilirken, ister istemez, katışıksız Necatigil eseri olmaktan uzaklaştı.” Aynı sunuşta Necatigil’in “Bu tür sözlükler elbette sürekli ekleme çıkartma gerektiriyor” görüşüne de atıfta bulunulmuş. Necatigil’in ölümünden sonra sözlüğe eklemeleri önce Hilmi Yavuz ve daha sonra Enver Ercan yapmıştı diye biliyorum. Bu katkıyı herhalde ailenin onayı ile yaptılar ve Necatigil’in anısına ve eserine de azami özeni gösterdiklerini de tahmin edebiliriz. Genişletilmiş son baskı 2007 tarihli, 24. basım. 1111 biyografi yer alıyor. Sonradan eklenen isimler yıldızla belirtilmiş. Orijinal sözlükte bulunan isimler Necatigil’in ölümünden sonra eser yayımlamışsa, ölümler varsa bunlar da eklenmiş ama Necatigil’in yorumlarına dokunulmamış, yeni yorum eklenmemiş. Yani bir sözlüğün gerektirdiği gibi eser güncel tutulmuş. Bunun doğru bir tutum olduğunu düşünüyorum. Dünya’daki birçok sözlük de ilk yazarlarının adıyla anılır ama günün gereklerine göre güncellenir. Bu yapılmazsa eskir ve kullanılmaz hale gelirler. YKY’nin Necatigil’in doğumunun yüzüncü yılı anısına sözlüğü “katışıksız” haliyle basması güzel bir iş. Keşke tıpkı basım yapılsaydı, daha da anlamlı olurdu. Ama yeni baskıların genişletilmiş 24. baskıdan yola çıkarak yapılmasının eserin kalıcılığı açısından daha doğru olacağını düşünüyorum.  
07.04.2016

Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?