Cuma, Mayıs 20, 2016

 

“Daha son sözümüzü söylemedik”



“Sahne Işıkları” Charles Chaplin’in başyapıtlarından. ABD’de çektiği son film olma özelliği de var. 1952’de gösterime giren filmin yapımcısı, yönetmeni, senaryo yazarı, müziklerinin bestecisi ve başrol oyuncusu Charles Chaplin. Bir anlamda ustalık gösterisi de diyebiliriz. Chaplin “Sahne Işıkları”nı yaptıktan sonra bir daha dönmemek üzere ABD’yi terk ediyor. 1977’de 88 yaşında ölene kadar İsviçre’de yaşıyor.    
David Robinson “Ramp Işıkları ve Sahne Işıkları’nın Dünyası”nda (Nisan 2016, çev. Fadime Kâhya, İş Kültür yay.) bu filmin yaratım sürecini anlatırken Charles Chaplin’in Sahne Işıkları’nın öyküsünü önce bir novella olarak yazdığını, bu novellanın üzerinde çalışarak filmin senaryosunun oluşturulduğunu anlatıyor. Kitapta bu novella “Ramp Işıkları” adıyla yer alıyor. Böylece ilk kez Charles Chaplin imzalı bir edebiyat eserini okumuş oluyoruz. Kuşkusuz bu novella yayımlanması amacıyla değil çekilecek filme kaynaklık etmesi arzusuyla yazılmış ama edebi bir niteliği de var ve tek başına bir kitap olarak okunabilir. Ama David Robinson’ın amacı bu değil. Robinson “Ramp Işıkları ve Sahne Işıkları’nın Dünyası”nda Charles Chaplin’in bir sinema eserini nasıl meydana getiridiğinin öyküsünü somut örneklerle anlatıyor. Bu novella da Chaplin’in daha çekime başlamadan eserine ne kadar büyük önem ve emek verdiğinin önemli bir örneği.
David Robinson 1930 doğumlu bir film eleştirmeni ve yazar. 1950’lerde Sight and Sound ve Monthly Film Bulletin gibi sinema dergilerinde yazarak eleştirmenliğe başlamış. Aynı yıllarda bu dergilerde editörlük görevinde de bulunmuş. Financial Times ve Times gazetelerinde uzun yıllar sinema eleştirileri yayımlanmış. Film festivallerini yönetmiş. Berlin, Moskova gibi önemli film festivallerinin jürilerinde yer almış. Sinema tarihi üzerine kitaplar yazmış. En önemli özelliği olarak Charles Chaplin’in “resmi biyografi yazarı” olması belirtiliyor.
Sıkı bir Charles Chaplin hayranı olan David Robinson bir öğrenci için çok büyük masraflara mal olmasına rağmen Sahne Işıkları’nın Dünya prömiyerine katılmış. Diğer filmlerinin ilk gösterimlerini de izlemiş. 1974’de yeniden yayımlanışı vesilesiyle “Sahne Işıkları” hakkında The Times’da yazınca “Charlie ve Oona Chaplin” imzalı bir yılbaşı tebriği almış. Kartta “Sizin Sahne Işıkları değerlendirmenize bayıldık” yazıyormuş. Bu kart Robinson’ın Chaplin ailesi ile bağ kurmasını sağlamış. Oona Chaplin Robinson’a güvenmiş, Charles Chaplin’in iyi korunmuş arşivlerini incelemesini sağlamış. Sonuçta ortaya Charles Chaplin’in yaşam öyküsünü bütün ayrıntıları ile anlatan 792 sayfalık “Chaplin: His Life and Art” adlı biyografi çıkmış.
“Ramp Işıkları” adlı novellanın ortaya çıkmasını Robinson’ın Chaplin arşivinde yaptığı araştırmanın sağladığını anlıyoruz. Sadece bu novella değil ona bağlı olarak “Calvero’nun Öyküsü” başlığı konulan ve Charles Chaplin’in Sahne Işıkları’nda canlandırdığı karakterin film öncesi yaşadıklarını hikaye eden metin de kitapta yer alıyor.          
Calvero, bir zamanlar çok meşhur olmuş ama alkol sorunu nedeniyle bu ünü koruyamamış yaşlı bir komedyendir. Günlerini ününü yeniden nasıl kazanacağının hayallerini kurarak ve bol bol içerek geçirmektedir. Bir gün kaldığı pansiyon döndüğünde alt katta kalan genç bir kızın odasından gelen kokulardan intihar ettiğini anlar ve genç kızı kurtarır. Terry adlı bu genç kız tüm umutları tükenmiş, beş parasız kalmış bir balerin adayıdır. Geçirdiği histeri krizi nedeniyle dans etmek bir yana artık yürüyemeyecek haldedir. Calvero onu odasına alıp bakmaya başlar.
Terry’nin hayata bağlanmasını sağlamak için uğraşırken aralarında kurulan bağ ona şevk verir ve tekrar tiyatrolarda iş aramaya başlar. Calvero'nun komedi anlayışı eskimiştir, artık insanlar bambaşka şeylere gülmektedir. Calvero’da da yeni şeyler yaratacak ruh hali yoktur. Bulduğu işlerde başarılı olamaz. Ama Terry'ye verdiği cesaret genç kızın yürümesini ve sahnelere dönmesini sağlar. Terry yeteneği sayesinde kısa zamanda iş bulmakla kalmaz, tanınır da. Calvero’nun kendisi ile birlikte aynı oyunda yer almasını sağlar.
Terry'nin eskiden beri âşık olduğu genç besteciyle yeniden karşılaştığını ve palyaçoluk yaptığı oyunda başarılı bulunmadığını tesadüfen öğrenmesi ile Calvero, Terry'yi bırakıp ortadan kaybolur. Calvero’yu gerçekten seven ve evlenmek isteyen Terry onu bulur ve Calvero'yu eski görkemli günlerini hatırlatacak son bir gösteri yapması için ikna eder.
“Ramp Işıkları” novellası ile “Sahne Işıkları” filmi arasında ana hatlarda pek fark yok. Chaplin 1936’da Jean Cocteau’ya bir filmin ağaç gibi olduğunu söylemiş, silkelersin ve bütün gevşek ve gereksiz şeyler geride yalnız asıl biçimi bırakarak yere düşer, demiş. “Sahne Işıkları” filminde de aynı şeyin yaşandığını anlıyoruz.
“Sahne Işıkları”nın ilk fikirleri Chaplin’in 1916’da büyük bale sanatçısı Nijinsky ile tanışmasıyla ortaya çıkmış. İçinde balenin ve belki Nijinsky’nin yer alacağı bir film çekmeyi tasarlamış. Bir genç kızın balerin olmasının öyküsüymüş bu. Chaplin bu öyküyü içinde Nijinsky’nin de yer aldığı iki versiyon da dahil on farklı şekilde yazmış, geliştirmiş. David Robinson kitapta bu öyküleri de anlatıyor. Böylece bir film öyküsünün oluşurken nasıl değiştiğini de somut bir örnekte görmüş oluyoruz.
Sonuçta Charles Chaplin öyküyü çöküş sürecini yaşayan yaşlı bir palyaço ile hızla yükselen bir bale yıldızının içine kırık bir aşk da karışan öyküsü haline getirmiş. Öyküyü 1914 Londrası’nda “vodvil ve balenin benzersiz bileşimi” diye anılan Leicester Meydanı’nın iki müzikolü Empire ve Alhambra’da geçecek hale dönüştürmüş. Böylelikle sanatçının yükseliş ve çöküş öyküsünü anlatmakla kalmamış müzikol tarihinin önemli bir dönemini de tekrar hatırlatmış.         
“Sahne Işıkları”nın  çalışmaları resmen 13 Eylül 1948’de başlamış. Charles Chaplin sadece bir film senaryosu yazmıyor. Filme hiç yansımasa da kahramanlarının yaşam öykülerini en ince ayrıntılarına kadar kuruyor, filmin başladığı ana kadar neler yaşadıklarını öykülüyor. Defalarca yeniden yazarak nihai senaryoya ulaştığında artık hem öyküye hem de kahranalarına tam anlamıyla hakimdir. Senaryo ortaya çıkarken bir yandan da sahnelerin nasıl olacağını planlıyor. Çekimi kolaylaştırmak için çizimler yapıyor, fotoğraflar, karikatürler buluyor. 1951 Kasım’ında stüdyoya girip filmi çekmeye başlıyorlar. Ağacın tamamen silkelenmesi ise çekimlerin bitip kurgu aşamasına geldiklerinde oluyor. David Robinson çekilmiş ama filmde kullanmamış bir çok sahne olduğunu da tespit etmiş. 
“Ramp Işıkları ve Sahne Işıkları’nın Dünyası”nda ilk fikrin oluşmasından çekimin bitip gösterilmesine kadar geçen zamanda bir başyapıtın nasıl oluştuğunun ayrıntılı öyküsünü belgelerle okuyoruz. Sinemaseverler, özellikle sinema öğrencileri için kaynak bir eser. Diğer yandan biz edebiyatseverler için kitap Charles Chaplin’in edebiyatçı yönü ile tanışmak, bir novellasını okumak açısından önemli. 
19.05.2016

Etiketler: ,


Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?