Çarşamba, Kasım 09, 2016

 

Turhan Abisiz Fuar Olmaz



Turhan Günay, kitap denilince ilk akla gelen isimlerdendir. 25 yılı çoktan devirmiş olan Cumhuriyet Kitap’ın yöneticisi olması değildir bunun tek nedeni. Çünkü kitabın hayrına her işin içinde, arkasında o vardır. Kitap için, edebiyat için yollara düşmüştür, düşer. Yozgat’a, Adana’ya, Edirne’ye, Kars’a hiç üşenmeden gider, toplantılara katılır, kitap için, yazarlar için, edebiyat için söz alır. Bu toplantılar onun için biraz da vesiledir. Gittiği illerde kitabın, yazarın izini sürer. Zaten daha gitmeden Cumhuriyet Kitap’ta o illerin yazarlarından, kitaplarından söz edilmesini sağlamıştır. Gittiğinde de hemen her yazarla buluşur. Sonra da kitapların peşine düşer. En gözden ırak sahafı, kitapçıyı bile bulur. Görülmedik, bilinmedik kitapların, notaların izini sürer.
Kitap koleksiyonunun bir çok kitap koleksiyoncusunu, bibliyofili kıskandıracak zenginlikte olduğunu biliyorum. Özellikle alaturka müzik ve türkülerin notaları konusunda da iddialıdır. Müzisyenler, yapımcıların danıştığı, başvurduğu kaynak kişilerdendir.
Turhan Abi ile birçok kitap fuarına birlikte gittik. Çoğunda da bizimle birlikte Kenan Kocatürk de vardı. Arabayla gidilen fuarların yolunda türküler bize eşlik etti. Kenan’ın zengin arşivinden çaldığı türkülerin hemen hepsi için söylenecek sözü vardır Turhan Abi’nin. Öykülerini, yöreden yöreye nasıl değiştiklerini, hangi ağızlarla söylendiğini, çalındığını bilir. En iyi nasıl söyleneceğini bilir, çalar, söyler.
Fuar akşamlarında kurulan fasıl heyetlerinin de, saz takımlarının da önderidir. “Ben bu işin ilmini okudum” diyen konservatuar hocalarını, “repertuvarımda yok yok” diyen hanendeleri pes ettirip kaçırtacak kadar alaturka müzik konusunda bilgi sahibidir. Çalacak hiçbir şey bulamazsa teneke bir tepsi ile bile harika fasıllar yönetir. Semih Poroy da varsa saz takımı kurulmuştur, bağlamalarla en bilinmedik türküleri söyleyip eşlik edenleri şaşırtırlar.    
En son 31 Ekim Pazartesi günü öğle saatlerinde Taksim Meydanı’nda Sahaf Festivali’nin girişinde karşılaştık. Turhan Abi ve Semih Abi sahaflarda bir şeyler buluruz umuduyla festival alanına giriyordu. Ayaküstü kitaplardan, kitap ekinin fuar sayısından konuştuk.
Sabahına Cumhuriyet Gazetesi’ne yönelik operasyonda gazeteci arkadaşlarıyla birlikte gözaltına alındığı haberi geldi. Öğleyin gazeteye koştum, Cumhuriyet Kitap’a... İçimde Turhan Abi çoktan gelmiştir umuduyla... Eray, Ali, Dilek Hanım işbaşındaydı. Kitap Eki çıkacaktı, çıkmalıydı. Biraz sohbet ettik, umut tazeledik. Belki o gün hemen değil ama kısa sürede Turhan Abi’nin de, tüm gazeteci arkadaşlarının da özgürlüğüne kavuşacağını umuyorduk. Çünkü onların işinin gazetecilik olduğunu, sadece gazetecilik yaptıklarını biliyorduk. Tanıktık.
Turhan Günay’ı 1980’lerin başından, Kadıköy – Eminönü vapurlarından tanırım. Vapurun ön güvertesinde hemen her gün sohbet etmişizdir. Önce Gırgır Dergisi’ni, ardından İletişim Yayınları’nın dergilerini yönetti. Sonra da Cumhuriyet Kitap’ta gazeteciliğini sürdürdü. Önce aralıklı, neredeyse on yıldır da sürekli Cumhuriyet Kitap’ın yazarı oldum. Her zaman dostane, kardeşce ilişkimiz oldu. Bugün sosyal medyada yazılan binlerce mesaja baktığımda tek bir kalp bile kırmadığını, işini doğru ve dürüst yaptığında hemen herkesin hemfikir olduğunu görüyorum.
Sevgili Yekta Kopan “Turhan Abi’siz Fuar mı olur?” diye sormuş (06.11.16, Cumhuriyet). Fuara kalmaz salıverirler, diye düşünüyordum. Hâlâ da öyle düşünüyorum. Çünkü Turhan Abisiz fuar olmaz. Olursa da tadı olmaz. Yazdıkları yazılar, haberler nedeniyle gözaltına alınan, tutuklanan tüm yazar ve gazatecilerin özgürlüğe kavuşmasını, Turhan Abi ile birlikte fuarı şenlendirmesini bekliyoruz. Sayın savcılar, sayın hakimler İstanbul Kitap Fuarı 12 Kasım Cumartesi açılıyor, haberiniz olsun! Kararları geciktirmeyin! 
09.11.2016

Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?