Pazartesi, Aralık 12, 2016

 

“2000’ler Şiiri”nden söz edebilir miyiz?



Her antoloji hazırlayanın başına gelen Cenk Gündoğdu’nun da başına geldi. Yoğun bir hücuma uğradı. Çalışması isimler bazıda değerlendirildi. Kimi almış, kimi almamış diye sosyal medyada uzun uzun tartışıldı. Hatta İstanbul Kitap Fuarı’nda antoloji ile ilgili yapılan paneli basmaktan söz edenler de oldu.
Cenk Gündoğdu’nun “2000’ler Şiiri Antolojisi” (Kasım 2016, Kırmızı Kedi yay.) isminden de anlaşılacağı üzere 2000’li yıllarda şiir yayınlayan şairlerin şiirlerinden oluşuyor. Güncel, güne ilişkin bir çalışma. O nedenle oldukça tepki alması, eleştirilmesi, beğenmeyeninin çok olması normal.
Aldığı tepkiler de, yapısı ve içeriği de Cenk Gündoğdu ve Şeref Bilsel’in 2005 – 2013 yılları arasında “Şiir Defteri” adıyla “Şiir ve Hayat” altbaşlığı ile hazırladıkları yıllıklara benziyor. Yıllıkları Gündoğdu ve Bilsel hazırlıyordu ama daha yaşlı kuşaklardan şairler ve eleştirmenlerden oluşan bir seçici kurulu oluyordu. Gündoğdu ve Bilsel’in değerlendirme yazılarının yanında çeşitli yazarların değerlendirmeleri ve bir de soruşturma yer alıyordu. Objektif diyebileceğimiz bir anlayış hâkimdi ve bence çok yararlı çalışmalardı. Sürdürmeme kararında hakarete varan aşırı eleştirilerin ve de “yıllık hazırlanmasın” diye düzenlenen imza kampanyalarının etkisinin olduğu kanısındayım. Şairlerin varlıklarının onaylandığı kanıtlar olarak gördükleri yıllıklarda yer alıp almamalarını can alıcı bir sorun görmeleri ve “benim olmadığım yıllığa ölüm!” tavrıyla yaklaşmaları incelenmesi gereken sosyal bir vakadır. Protestocular amacına ulaştı. Cenk Gündoğdu ile Şeref Bilsel’in ve Baki Asiltürk’ün yıllıkları yayınlanmıyor. Yani yorgan gitti kavga bitti. Ama bundan ne o şairler, ne de yılın şiir olaylarını izleyip, iyi örneklerini okumak isteyen biz okurlar kârlı çıktık. Bence bu yıllıkların sürdürülmemesi önemli bir eksikliktir.
Cenk Gündoğdu’nun “2000’ler Şiiri Antolojisi”ne dönersek, dediğim gibi antoloji yıllıkların matığıyla hazırlanmış. Cenk Gündoğdu’nun “Yakın Dönem Türk Şiirine Bakış” başlıklı değerlendirme yazısı ile başlıyor. 43 sayfalık bu yazıdan sonra “Seçici Kurul” üyeleri Tuğrul Tanyol, Haydar Ergülen, Hami Çağdaş ve küçük İskender’in kısa değerlendirme yazıları ve ardından 51 şairden üçer şiir yer alıyor. Sonra “Değerlendirme / İnceleme” başlıklı bölümde İsmail Mert Başat, Mehmet Yalçın, Nihat Bayat, Bâki Asiltürk’ün antolojide yer alan şiirleri değerlendirdikleri yazıları ve Sennur Sezer, Hilmi Yavuz, Güven Turan, Tahir Abacı, Abdülkadir Budak, Tarık Günersel, Ahmet Güntan, Lale Müldür, Osman Çakmakçı, Erhan Altan, Mustafa Bayram Mısır ve Utku Özmakas’ın “Soruşturma” cevapları geliyor.
Cenk Gündoğdu hazırladığı yıllıklar ve yayın yönetmenliğini yaptığı Üç Nokta Dergisi nedeniyle dönemi çok yakından izliyor. O nedenle de “Ne hakla?” sorusuna olumlu cevap verilmesi gerekiyor. Yıllık deneyiminden bildiği için hem seçici kurul hem de yazılarıyla destek veren eleştirmenlerin görüşleri ile antolojisini tahkim etmiş. Tek dezavantajı kendisinin de aynı yıllarda, 2000’lerde şiire başlamış olması.
Adet olduğu üzere kitapları okumayıp sadece kapağına bakarak eleştirme alışkanlığında olduğumuz için antolojinin tüm sorumluluğunun kapakta ismi büyük puntoyla “Hazırlayan” diye yazılan Cenk Gündoğdu’da olduğu düşünülüyor ve ona hücum ediliyor. Oysa Gündoğdu “Hazırlayanın Sunuşu”nda da anlattığı gibi “doğum tarihini belirleyici kılmanın hatalı bir sonuca götüreceğini düşünerek 2000’li yıllarda yayınlarda gözükmüş, kitabını okurla buluşturmuş, herhangi bir yönelimi, eğilimi, hareketi yok saymadan ve kendine ait bir ses, söz oluşturmuş, temsiliyete sahip şairleri geniş bir elekten geçirerek, seçici kurula sun”muş. Yani seçilen şairler ve şiirler konusunda Tuğrul Tanyol, Haydar Ergülen, Hami Çağdaş ve küçük İskender sorumludur. Bu haliyle de 2000’li yılların şiiri antolojisini 80 Kuşağı Şairleri ve 80’li yıllarda yayına başlayan Gösteri Dergisi editörü seçmiş oluyor.
Cenk Gündoğdu “Yakın Dönem Türk Şiirine Bakış” başlıklı giriş yazısında 80’li yıllardan başlayarak bugünlere uzanan bir değerlendirmeyle antolojiye seçilen şairleri nasıl bir bakış açısıyla ele aldığını anlatıyor. Gündoğdu tek kıstas estetik dese de değerlendirmesi oldukça güncel siyasetle yoğrulmuş ve bir ideolojik bakışı da var.
Bu değerlendirme yazısı bana Şeref Bilsel’le hazırladıkları Şiir Defterleri’nin giriş yazılarını anımsattı. Dönemi güncel siyasi gelişmelerle birlikte, onlarla çerçeveleyerek değerlendiriyor. Şiirimiz on yıllık dönemlerle gelişim gösteriyor. 40’lardan itibaren her dönem o yıllardan adını alan bir kuşakla birlikte anılıyor. Bu 80’li yıllara dek sürdü. Gündoğdu 80’li yıllar değerlendirmesini o on yılda yazılan her çeşit şiiri ele alarak yapmaya çalıştığı için 80 Kuşağı’nı görememiş. O nedenle de hem 90’lı yıllar değerlendirmesi hem de 2000’li yıllara bakışı aynı dağınıklıkta olmuş. O on yıllarda varsa hâkim olan eğilimleri yansıtmak yerine her şeyi anlatmaya, yansıtmaya çalışmış. Bu nedenle de 2000’li yıllarda nasıl bir şiirin geliştiğini sarih olarak anlayamıyoruz. Yaklaşımı gerçekte öyle olmasa da mevcut durumu gösterip değerlendirmeyi okura bırakmış gibi oluyor.
Bu değerlendirmeden çıkartılabilecek en önemli sonuç şiirin 80’lerden sonra 10 yıllık dönemler halinde gelişmediği, kuşak anlamında bir 90’lı yıllar şiiri olmadığı gibi, 2000 – 2010 döneminin şiirinden de söz edemeyeceğimiz... Herkes kendi şiirini yazıyor. Genellikle dergiler çevresinde şiir anlayışları oluşuyor ama onlar da tüm dönemi belirleyecek kadar etkili olamıyor.
Cenk Gündoğdu uzun değerlendirmesinde “şimdilik gerek alan gerekse nicel eksiklikten dolayı” yer veremediği şairlerin adını vermiş ki onların bazılarının antolojide yer almaması eksikliktir. Nicel eksiklikleri somut olarak şairler bazında anlatmalıydı.
Bir de hiç adını anmadığı şairler var. O kadar uzun bir değerlendirmede bunun nedeni de açıklamalıydı. Adı anılmayanların bazılarının da antolojide yer alması gerektiği kanısındayım.
“2000’ler Şiiri Antolojisi” 1965 doğumlu Elif Sofya ile başlıyor, 1987 doğumlu Efe Murad’la son buluyor. Zafer Ekin Karabay gibi tüm verimi 90’lı yıllarda olan şairler de var, değerlendirme yazısında 90’lı yılların şairi diye adı anılanlar da. Gündoğdu’nun “Geç 90’lar” diye adlandırdığı dönem şairlerinin 2000’li yıllara ağırlığını koyduğu anlaşılıyor. Yani 2000’li yılların 90’lardan kesin olarak kopmadığını söyleyebiliriz. Şiirlerde bariz olarak “kötü” bir II. Yeni etkisi var. II. Yeni Şiiri anlamsızlık ve saçmalama olarak anlaşılmış sanki. 80 Kuşağı etkisi de belirgin. 80 Kuşağı Şairlerinden Ahmet Güntan’ın yönlendirdiği anlayış, İtibar Dergisi çevresinin Beat Generation esinli şiirleri, türkçe yazan Kürt şairlerin gür sesi farklılaşmaları işaretliyor.
Bağcıyı dövmek yerine üzüm yemeği yeğleyecekler için “2000’ler Şiiri Antolojisi” günümüz şiirine hâkim anlayışları örnekleriyle görmek ve tartışmak, dönemin şairlerini - şiirini tanımak için iyi bir başvuru kaynağı.  08.12.2016

Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?