Perşembe, Şubat 09, 2017

 

Lizbon’da Saramago’nun izinde



Doğan Hızlan yazılarında sık sık, bir yere gidiyorsanız oraya dair kitapları da edinin, beraberinizde götürün, gittiğiniz yeri kitaplarla gezin der. Lizbon’a yaptığımız beş günlük kısa gezimizde bu kurala uymaya çalıştım. Yanımda Didem Bozbora ve Alp Bozbora’nın yazdığı Lizbon Seyahatnamesi (Şubat 2016, Cinius yay) ve Jose Saramago’nun Lizbon Kuşatmasının Tarihi (Ağustos 2016, çev. Emrah İmre, Kırmızı Kedi yay.) vardı.
Turizme, gezmeye önem versek de gezi edebiyatımızın pek gelişmediği malum. Nedim Gürsel, Enis Batur gibi bir kaç nadir örnek dışında günümüz yazarları gezdikleri, gördükleri yerler hakkında kitap yazmıyorlar. Gezginlerin seyahat notları ise genellikle internette bloglarda yayımlanıyor ve doyurucu olmuyor. Türkçede yayımlanmış Lizbon seyahat rehberi var mıdır diye ararken karşıma çıktı Didem Bozbora ve Alp Bozbora’nın Lizbon Seyahatnamesi. Karı-koca Lizbon’u o kadar sevip benimsemişler ki bir kitapla bu güzel kenti Türk okurlarına tanıtmak istemişler. “Doğup büyüdüğüm eski mahalleme geldim” cümlesiyle başlıyor seyahatname. Lizbon’un birçok yerinde eski İstanbul’un havasını, suyunu bulmuşlar. Eski İstanbulllulara benzetmişler Lizbonlular’ı.
Kitap Lizbon’un tarihi ile başlıyor. Bu topraklara önce Portekizliler’in ataları sayılan Lusitaniler gelmişler. Daha sonra Keltler, Fenikeliler, Kartacalılar hüküm sürmüş. Bir dönem Roma İmparatorluğu’nun bir eyaleti olmuş Portekiz. 300 yıl kadar... Daha sonra Vizigotlar istila etmiş. 711’de Endülüs Emevileri’nin yönetimine geçmiş Portekiz. 1139’da Kral I. Alfanso Lizbon’u feth etmiş. 1249’da ülke bugünkü sınırlarına ulaşmış. Jose Saramago Lizbon Kuşatmasının Tarihi’nde Kral I. Alfanso’nun Lizbon’u fethedişini anlatıyor.
Bozbora’ların Lizbon Seyahatnamesi’nin rehberliğinde kenti gezerken Lizbon Kuşatmasının Tarihi’nde anlatılan yerleri de keşfediyoruz. Lizbon Kalesi, kalenin eteklerinde kurulu Lizbon’un en eski mahallesi Alfama’da dolaşıyoruz. Saramago’nun kahramanı düzeltmen Raimundo Silva bu mahallede yaşıyor. Saramago yer ve sokak adlarını verdiği için Silva’nın adımlarını takip ederek mahallede dolaşmak, onun öğle yemeklerini yediği muhallebicide soluklanmak, tırmandığı dik merdivende belki de kentin tek sokak köpeğine rastlamak mümkünmüş gibi geliyor insana.
Ama esas sürpriz biraz daha aşağıda... Mahallenin denizle buluştuğu noktada “Casa dos Bicos”a ulaşıyoruz, Bozboralar’ın seyahatnamesinin rehberliğinde. “Casa dos Bicos” noktalar evi anlamına geliyormuş. 16. yüzyılda Hindistan Genel Valisi’nin oğlu için yaptırılmış. Taşlarla bezeli dış cephesine baktığınızda noktalarla dolu olduğu hissine kapılıyorsunuz. Bina hastane ve okul olarak da kullanılmış. 2012’den beri Jose Saramago Vakfı’nın. Dış cephede dev bir Jose Saramago afişi karşılıyor bizi. Vakıf bürosu ile birlikte Jose Saramago sürekli sergisi, kütüphane ve kitapçı yer alıyor binada. Nokta ve virgülle ilişkisi hayli ilginç olan Saramago’nun vakfının noktalar evinde olması da manidar.   
“Casa dos Bicos” bir yazar evi ya da müze değil. Saramago’nun özel eşyası sergilenmiyor. Ona ait eşya olarak sadece çalışma masası ve daktilo gibi çalışma gereçleri var. Sergi esas olarak Saramago’nun yazarlık serüvenine odaklanmış. Eserlerinin izini sürerek yaşam öyküsü anlatılmaya çalışılmış. Yıl yıl değil eser eser takip ediyorsunuz Saramago’nun yaşamını. El yazmaları, notlar, belgeler, fotoğraflar ve videolar eşlik ediyor Saramago’nun kitaplarının orijinal baskıları ve çevirilerine. Kütüphanede Saramago’nun kitapları ile birlikte kendi kütüphanesinden kitaplar da yer alıyor. Kitapçıda da Saramago’nun tüm eserlerini hem Portekizce’de hem çevrildikleri dillerde satın almak mümkün. Saramago’nun tüm eserlerinin Türkçedeki yayımcısı Kırmızı Kedi’nin kitapları da satılıyor burada.

Saramago büyük bir insan hakları savunucusu. Portekiz yönetiminin insan haklarına, yayınlama özgürlüğüne aykırı uygulamalarını protesto etmek için 1993’de Lizbon’u terk edip Kanarya Adları’na Lanzarote’ye yerleşmiş. 18 Haziran 2010’da. 87 yaşında, orada ölmüş. Vakfın kurulma amacı da insan haklarını savunmak, edebiyatı desteklemek ve tabii Saramago’yu tanıtıcı çalışmalar yapmak. Binanın girişinde vakfın Saramago’nun telif gelirleri ve arkadaşlarının desteği ile kurulduğu, devletten yardım almadığını belirten bir plaka var.
Lizbon Kuşatmasının Tarihi’nin kahramanı deneyimli düzeltmen Raimundo Silva, kuşatmayla ilgili bir tarih kitabını düzeltirken kasıtlı bir hata yapıyor ve bir cümleye olumsuzluk takısı ekliyor. Bu hınzırlığı yaparken niyeti yazarın ve yayınevinin bunu fark edip etmeyecekleri ve fark ederlerse kendisine karşı nasıl davranacakları... Silva bu kasti hatası nedeniyle işten atılmayı bile bekliyor. 13 günlük gerilimli bir sessizlikten sonra yayınevine davet ediliyor. Yayınevi deneyimli düzeltmeni işten atmamıştır. Kitapların her kopyasının içine bir düzeltme notu konulacaktır. Bundan böyle de düzeltmenlerin yaptıkları işi denetlemek için bir yayın koordinatörü görevlendirilecektir.
Yayın koordinatörü Maria Sara, Silva’ya Lizbon Kuşatmasının Tarihi’ni olumsuzluk takısı kullandığı cümleye uygun olarak yeniden yazmasını önerir. Lizbon Kuşatması’nda Portekizliler’e Haçlı Ordusu destek vermiş ve yıllardır feth edilemeyen kale bu sayede düşmüştür. Silva cümleyi “Haçlı ordusu destek vermedi” diye düzeltince kuşatma nasıl sonuçlanacak, tarih nasıl değişecektir? Roman boyunca hem yeniden yazılan Lizbon Kuşatmasının Tarihi’ni hem de Raimundo Silva’nın şefi Maria Sara ile sonu aşka varan ilişkilerinin gelişimini okuyoruz.
Saramago tarih kitaplarında “doğru” diye yazılanların ne kadar gerçeğe uygun olduğunu tartışmaya açıyor, kaynakların güvenilirliğini sorgularken ülkesinin kuruluşunun ne kadar kanlı olduğunu da ironik ama gerçekçi bir dille anlatıyor.
Lizbon Kuşatmasının Tarihi büyük bir ustanın, Saramago’nun önemli bir yapıtı. Kahramanlarının dolaştığı sokaklarda izini sürerek, onların yaşadığı yerleri arayarak okuyunca bambaşka bir tadı oluyor. Tavsiye ederim. 09.02.2017

Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?