Cuma, Nisan 14, 2017

 

“Yapayalnızım, herşey ikiyüzlülüğe bulanmış”



Dünya şiirinin büyük ustalarından Boris Pasternak, ömrünün sonbaharında yazdığı ve başyapıtı sayılan romanı Doktor Jivago’yu yayınlatmak isteyince bir anda CIA ve KGB’nin başrollerinde olduğu bir mücadelenin en önemli kozu haline geliyor. Doktor Jivago’nun yabancı dillerde yayımlanması Nobel Edebiyat Ödülü’nün yolunu açarken Pasternak’ın başı ülkesinde büyük belalara giriyor.
Babası Leonid Pasternak, tanınmış bir ressam, annesi Rosa Kaufman bir konser piyanisti. 1890 Moskova doğumlu. Rusya’nın entelektüel çevrelerinin en tanınmış ailelerinden birinin oğlu olarak büyümüş. Rachmaninoff, Scriabin, Rilke, Tolstoy gibi önemli isimler evlerinde konuk oluyor. Evde anne-babası ve özel öğretmenlerden ders alarak yetişmiş. Moskova Konservatuarı’na girip altı yıl müzik eğitimi almış. O yıllarda bestelediği eserlerden üç piyano parçası günümüze ulaşmış. Müzik eğitimini bırakıp önce hukuk, sonra felsefe öğrenimi görmüş.
İlk şiir kitabı 1914’de yayımlanmış. Devrimden sonra ailesinin ülkeyi terk etmesine rağmen Rusya’da kalmış ve eser vermeye devam etmiş. Lirik şiirleri ile ustalığının doruğuna ulaşmış. “Rusya’nın yaşayan en büyük şairi” olarak anılmaya başlamış.
Tüm yazar ve şairlerin partinin ilkeleri uyarınca yazması istendiği için 1936’dan itibaren şiir yayımlamakta zorlanmaya başlamış, hatta hiç yayımlayamaz olmuş. Çareyi çevirmenlik yapmakta bulmuş. Birçok İngiliz, Fransız, Alman, Polonyalı ve Gürcü şairin şiirlerini, romanları ve tiyatro eserlerini Rusça’ya çevirmiş. Shakespeare’in en başarılı çevirmeni olarak ünlenmiş (bkz. wikipedia).
II. Dünya Savaşı sonrasında birçok yazar ve sanatçı dostu tutuklanıp ölüme ya da Sibirya’ya sürgüne gönderilirken ünlü bir şair ve çevirmen olarak faliyetlerine devam etmekle kalmamış, dostlarını hapisten ve ölümden kurtarmak için çaba da göstermiş. Çevresindeki çember gitgide daralsa da, en yakın dostları tutuklanıp kaybolsa da, hatta sevgilisi Olga Ivinskaya da tutuklansa bile Stalin’in gizli hayranlığı sayesinde canını kurtarabildiği düşünülüyor. 
Boris Pasternak’ın kaderini ilk ve tek romanı Doktor Jivago’yu yazması değiştiriyor.
1917 Ekim Devrimi ve sonrasındaki İç Savaş (1917-1922) sırasında geçen roman, adını kahramanı şair doktor Yuri Jivago'dan almış. İki kadın arasında kalmış Jivago’nun savaş sırasında yaşadıklarını destansı bir dille anlatıyor.
Milli Kütüphane verilerine göre Doktor Jivago’nun Türkçedeki ilk baskısı Dünya’da ilk yayımlanışından sadece iki yıl sonra, 1959’da (Karaveli yay.) çıkmasına rağmen tam çevirisini (çev. Hülya Arslan, Yapı Kredi yay.) okumak için 2014’de dek beklememiz gerekmesi de ayrı bir öykü. Bu çeviriyi Milli Kütüphane’nin hâlâ kataloglamadığını da belirtelim. 
Peter Finn ve Petra Couvée’nin yazdıkları Jivago Vakası (Şubat 2017, çev. Yeşim Seber, Yapı Kredi yay.) “Kremlin, CIA ve Yasak Bir Kitabın Etrafında Dönen Savaş” alt başlığını taşıyor. Büyük şairin tek romanını yayımlatma kararlılığının soğuk savaşın en önemli malzemelerinden biri haline gelmesini ve Dünyanın iki büyük istihbarat örgütü CIA ve KGB’nin Doktor Jivago ve yazarı Pasternak üzerinden nasıl bir mücadeleye girdiklerini ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.
Pasternak’ın Doktor Jivago’yu yazması 10 yıl sürmüş. Araya çeviriler, şiirler girmiş. Bu yazma sürecinde Pasternak bazı bölümleri dostlarına okuyor. Romanın ünü ile birlikte rejim karşıtı olduğu dedikodusu da yayılıyor. Zaten Pasternak da romanının SSCB’de yayımlanamayacağını düşünüyor.
Stalin’in ölümü, Kruşçev’in göreve gelmesi ile buzlar çözülmeye, rejim yumuşamaya başlıyor. Tutuklanıp hayatta kalmayı başaran yazarlar, sanatçılar dönmeye, itibarlarını yeniden kazanmaya başlıyor. Pasternak bu yumuşamanın romanını yayımlatması için bir fırsat yaratacağını düşünüyor. Ama devletin üst yönetimi değişse de bürokrasi görevde. Stalin’in ölümü ile gizli koruması da kalktığı için Pasternak açık hedef haline geliyor. Romandan parçalar yayımlatma teşebbüsleri bile başarısızlıkla sonuçlanıyor. Pasternak bir kez daha romanını yayımlatamayacağını anlıyor.
O günlerde İtalyan Komünist Partisi’nin bursuyla Moskova’ya gelmiş bir genç komünist ziyaretine geliyor ve romanın bir kopyasını yurtdışına çıkartmayı teklif ediyor. Pasternak, romanının kendi dilinde, Rusça’da yayımlanmadan önce yabancı dillerde yayımlanmasının başına büyük dertler açacağını, hatta yazarlık mesleğinin sona ereceğini bilmesine rağmen bir kopyayı bu yeni tanıdığı gence veriyor. Roman İtalya’ya komünist bir patron olan Feltrinelli’ye ulaşıyor. Feltrinelli de hiçbir baskıya aldırmadan bu romanı kendi yayıneviden basmaya ve diğer dillerde yayınlatmak için uğraşmaya karar veriyor.
CIA, kültürü soğuk savaşın en önemli kozlarından biri olarak gördüğü için Doktor Jivago’nun Rusça baskısını yaptırıp bunu yasadışı yollardan SSCB’ye sokmaya karar veriyor. Kremlin ve KGB de bütün gücüyle bunu engellemeye çalışıyor. Gizli servislerin mücadelesi, geliştirilen taktikler, CIA’nin sanatı, edebiyatı nasıl kendi amaçları için kullandığının öyküsü okunmaya değer. Gizli servislerin mücadelesi sürerken Boris Pasternak Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanıyor. Kremlin’e göre bu ödül Doktor Jivago rejim karşıtı olduğu ve SSCB’ye karşı propaganda malzemesi olarak kullanıldığı için verilmiştir. Nobel Ödülleri de, jürisi de lanetleniyor. Bu arada aynı yıl Sovyet bilim adamlarına verilen Nobel ödülleri ise sevinçle karşılanıyor.
Pasternak’a ödülü kabul etmemesi için büyük baskı yapılıyor. Pasternak önce ödülü kabul ettiğini bildiriyor. Ama birkaç gün sonra sonra işin sonunun yazarlıktan men edilmek, hapis, sürgün gibi sonuçları olacağı ve bunların sırf kendisini değil ailesini ve sevgilisini de etkileyebileceğini fark edip ödülü reddettiğini açıklıyor. Ama rejimin hışmından kurtulamıyor. Bütün dostları kendisi ile ilişkilerini kesiyor, hatta çoğu aleyhinde beyanlarda bulunarak kendilerini kurtarmaya çalışıyor. Sovyet Yazarlar Birliği Pasternak’ın birlikten atılmasına, yani artık hiç kitap yayınlayamaz duruma gelmesine karar vermekle kalmıyor politbürodan vatandaşlıktan atılıp, yurtdışına sürülmesini de talep ediyor. Pasternak başına ne gelirse gelsin ülkesinden ayrılmayacağını açıklıyor. Ama yapayalnız olduğunu da biliyor.  
Böylece Kremlin CIA’ya büyük bir koz vermiş oluyor. Bütün Dünya ayağa kalkıyor. Camus, Hemingway, T.S. Elliot gibi Dünyanın en büyük yazarları Pasternak’ı destekleyici bildiriler yayımlıyor. Hindistan Başbakanı Nehru gibi politikacılar Kruşçev’e mesajlar yolluyor. Kerhen de olsa Pasternak affediliyor. Ama affedilmiş olması işlerin düzelmesini sağlamıyor. Pasternak eserleri bir yana çevirilerini bile yayımlatamıyor. Ailesi ile birlikte açlığa mahkûm ediliyor.
Jivago Vakası çok boyutlu bir kitap. Alt başlığına uygun olarak Kremlin, CIA ve yasak bir kitabın etrafında dönen savaşı anlatırken yayınlama özgürlüğünün ne kadar önemli olduğunu da vurguluyor. Bir yandan da Pasternak’ın eserini yayınlatmak için verdiği mücadeleyi sürdürürken yaşadıklarını okurken bu büyük şairin yaşam öyküsünü de en ince ayrıntılarına kadar öğrenmiş oluyoruz. Jivago Vakası bir anlamda casus romanı tadında ve hızında bir otobiyografi halini alıyor.14.04.2017

Etiketler: ,


Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?