Cuma, Haziran 30, 2017

 

Hamburg İstasyonu’nda Belling’e rastladım



“Hamburger Bahnhof” Berlin’den Hamburg’a giden trenlerin kalktığı gar. 1846’da hizmete açılmış. Neoklasik stilde bir bina, Friedrich Neuhaus’un eseri. 1984’de kapanmış. 1996’da çağdaş sanat sergilerine uygun olarak düzenlenip müze olarak açılmış. Erich Marx’ın bağışladığı Andy Warhol, Roy Lichtenstein ve özellikle Joseph Beuys’un eserlerinden oluşan koleksiyonu ana omurgayı oluşturuyor. Müzede Joseph Beuys’un 450, Andy Warhol’dan 60 eser yer alıyor.

Hamburger Bahnhof Müzesi yapılan eklemelerle günümüzde 10 bin metrekarelik bir alanda yer alıyor. Koleksiyondan parçaların yer aldığı sürekli sergi yanında müzede 5 ayrı sergi sürüyor. Girişte, gar binasının çatısı altında Adrian Piper’in “The Probable Trust Registry: The Rules of the Game #1-3” adlı sergisi her birinde bir görevlinin çalıştığı üç resepsiyon bankosundan oluşuyor. İzleyicilerden isteyenlere bir etik sözleşmesi imzalatılıyor bankolarda. Bir sanat eseri mi, tasarım mı?

Minimal ve konseptüel sanatın en önemli adlarından Hanna Darboven’in Korrespondenzen’inde 1967 – 75 yılları arasında kendi kendine, arkadaşlarına, kuratörlere yolladığı mektup, kartpostal, çizmimler, notlar ve günlükler ilk kez sergileniyor.
Raimund Kummer’in 1979 – 2017 arasında yaptığı büyük boyutlu dört heykelden oluşan “Sublunar Interference”, enstalasyonların 1960’lardan bugüne nasıl bir evrim geçirdiğini çok sayıda örnekle sunan “Moving is in every direction” müzenin diğer sergileri.

Beşinci sergi klasik modernizmin en önemli heykelcilerinden Rudolf Belling’in retrospektifi. Belling adı ilk duyulduğunda bir çağrışım yapmıyor ama “Maçka’daki Atlı İnönü Heykeli’nin mimarı” deyince kim olduğunu anımsıyoruz.

Sergide Rudolf Belling’in yaşam öyküsünü izlerek hemen her döneminden örnekler yer alıyor. Sanatçının Türkiye’de geçirdiği yıllar da özel olarak vurgulanmış ve büyük bir ekranda “Maçka’daki Atlı İnönü Heykeli”nin açılış töreninin belgeseli gösteriliyor.
Belling 1886 doğumlu. 1912’de Berlin Güzel Sanatlar Akademisi'ne girmiş. Öğrenciliğinde yaptığı tiyatro dekorları, filmler ve desenlerinin dikkati çekmesi üzerine kendisine özel bir atölye verilmiş. Eserleri Berlin Ulusal Galerisi’nde sergilenmiş. Heykelle mimari ilişkisi üzerine çalışmış. Anıtsal heykellerde bilinen bir ad olmuş.

Hitler'in modernist ve avangard estetiğe karşı açtığı savaş sırasında Belling'in eserleri de yasaklanmış, müzelerden ve kamusal alanlardan kaldırılmış. 1937’de baskılara dayanamayarak Atatürk’ün daveti ile Türkiye'ye gelmiş. Akademi'nin Heykel Bölümü Başkanlığı'na atanmış. “Hacim, mekan, boşluk-doluluk ilişkilerini sorgulayarak non-figüratif anlayışta eserler veren” Belling önce "akademik" eğitimden geçilmesi gerektiğini savunarak "akademizm"de direnince Türk heykel tarihinde Bellingciler ve Bellingci olmayanlar diye iki ayrı kutup oluşmuş. Türk Heykel Sanatı’nın önemli isimlerinin çoğunun onun eğitiminden geçtiğini görüyoruz. 1950’de İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nde de dersler vermeye başlamış. 1954’de Akademi'den ayrılmış ve 1965 yılında Türkiye'den ayrılana dek İTÜ'deki görevini sürdürmüş.
Türkiye'de bulunduğu yıllarda Ankara Ziraat Fakültesi bahçesinde yer alan İnönü Heykeli ve Taksim Gezisi için planlanan ama Maçka’ya konulan Atlı İnönü Anıtı gibi eserler vermiş. Birçok anıt onun denetiminde, öğrencilerince yapılmış. Anıtkabir’e yapılacak heykel ve rölyeflerin “teknik hususlarını idare ve kontrol etmek” üzere görevlendirilmiş. 1955'te Federal Almanya Büyük Hizmet Nişanı almış. Berlin Güzel Sanatlar Akademisi'ne üye seçilmiş.
Belling resrospektifi 17 Eylül’e kadar sürecek. 
30.06.2017

Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?