Perşembe, Haziran 01, 2017

 

“Sevgili Piraye, hemşirem ve yengem”



Öncelikle Nâzım Hikmet’in eşsiz şiirlerden, sonra Nâzım Hikmet’in yazdığı mektuplardan bildiğimiz bir aşk. Büyük şairin yaşamını ve eserlerini etkilemiş Piraye’ye aşkı. Bu aşk ilişkisinin sadece bir yönünü, Nâzım Hikmet’in anlattığı tarafını okumuşuz, bilmişiz. Gerçi az bir şey değil, sadece Nâzım Hikmet’in Piraye’ye yazdığı ve elde kalan mektupların sayısı 583.
Piraye yaşamı boyunca Nâzım Hikmet hakkında hiç konuşmamış, yazmamış, demeç ya da röportaj vermemiş. Yalan yanlış şeyler yazanlara bile cevap vermemiş, verdirmemiş. Adeta Nâzım Hikmet’in yaşamında taraf olmaktan kaçınmış. 
Memet Fuat, ‘Gölgede Kalan Yıllar’ (Yapı Kredi yay.) adlı anı kitabında Piraye’nin hiçbir şeyini atmadığı gibi, başkalarının verdiği defterleri, kağıtları, not ve mektupları da sakladığını anlatır. Şimdi “Piraye Koleksiyonu” olarak adlandırılan o terekeden öncelikle Nâzım Hikmet’in şiirleri çıkmış. Piraye, Nâzım Hikmet’in kendisine verdiği, yolladığı şiirleri iki kopya olarak saklarmış. 1950 Temmuzunda Nâzım Hikmet hapisten çıktığında bu şiirlerin kopyalarını Piraye’den istemiş. Piraye de ayrıyız gayrıyız demeden bu şiirleri Nâzım Hikmet’e vermiş. Nâzım Hikmet bu kopyaların üzerinde çalışmış, yayımlanacak hale getirip bir dostuna teslim etmiş. Ama Nâzım Hikmet’in ölümünden sonra Türkiye’de şiirlerini yayımlama ortamı oluştuğunda bu bir dost da Nâzım Hikmet’in düzelttiği kopyalar da bulunamamış ve yine Piraye’ye başvurulmuş.  
Ama Piraye’nin sağlığında bu koleksiyondan kendisi ile, Nâzım Hikmet’le ilişkileri hakkında hiçbir belge çıkmadığını da biliyoruz. Oğlu Memet Fuat, Piraye’nin ölümünden sonra, 1975’de Nâzım Hikmet’in Piraye’ye yazdığı mektupları kitaplaştırdı (Yapı Kredi yay.).
Memet Fuat’ın ölümünden sonra ondan geriye kalanları Memet Fuat Arşivi adıyla tasnif ederken “Piraye Koleksiyonu” olarak adlandıracakları Piraye’nin terekesi ile karşılaştıklarını yazıyor Yeşim Bilge. Bu terekeden Nâzım Hikmet’in daha önce yayımlanmamış şiirleri, bitmemiş romanları, piyesleri çıktığı gibi üç tıpkı basım kitap da yayımlandı; Bilgi Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan “Çankırı’dan Piraye’ye Mektublar” ve “Nâzım Hikmet’in Açlık Grevi – Belgeler” ve Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan ve Nâzım Hikmet’in Piraye’ye yazdığı mektupların 27’sinin tıpkı basımından oluşan “Sana Gelince”. Yeşim Bilge, bu yıl içinde Yapı Kredi Yayınları’ndan “Nâzım’ın Cep Defterlerinde Kavga, Aşk ve Şiir Notları” adlı bir kitabın daha çıkacağını müjdeliyor.
Erden Akbulut, Yeşim Bilge, Handan Durgut ve Mehmet Ulusel’den oluşan “Piraye Koleksiyonu Çalışma Grubu” Kemal Tahir’in 1940’larda Piraye’ye yazdığı 15 mektup, 1 kartpostal ve bir not ile Nâzım Hikmet’e yazdığı 1 kartpostal, 2 mektup ve 2 farklı mektubundan sayfaları, Naci Sadullah’a yazdığı 1 mektupla birlikte kitaplaştırdı. Kemal’den Piraye’ye Mektuplar (Nisan 2017, İthaki yay.) adlı kitapta Nâzım Hikmet ve Kemal Tahir’le birlikte Çankırı Cezaevi’nde yatan Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın da olduğu 16 fotoğraf ve Nâzım Hikmet’in yaptığı 7 resim de yer alıyor.
İnsanların, hele bizden yaşça çok büyük, üstelik şahsen tanımadığımız kişilerin ön adlarıyla anılmasını sevmem. Nâzım Hikmet’e sanki mahalle arkadaşımızmış gibi Nâzım denmesini garipserim. Tam adıyla Hatice Zekiye Pirayende’yi “Piraye” diye anmak da garibime gidiyor. Kitabın imzasız giriş yazısında anlatıldığı gibi Piraye Hanım ömrü boyunca babadan ya da evlilik yoluyla gelen soyadlarını hiç kullanmamış, kendisine “Piraye” denmesini istemiş, öyle bilinmiş. Onun arzusuna uyrarak ön adıyla söz ediyorum.
Piraye, Nâzım Hikmet’le tanıştığında  Vedat Örfi ile evlidir. Suzan ve Memet Fuat adında iki çocukları vardır. Vedat Örfi’den ayrılma aşamasındayken, Nâzım Hikmet’in kardeşi Samiye’yle arkadaş olur. Bu vesileyle Nâzım Hikmet’i tanır. Önce dost, sonra sevgili olurlar. 1932’de boşanınca, evlenmeye karar verirler. Ama araya Bursa tutukluluğu girer ve ancak 1935’te evlenebilirler.
Piraye ile Nâzım Hikmet’in 16 yıllık evliliğinin sadece 3 yılı ‘özgür’ geçmiş. 16 yıl boyunca sadece Nâzım Hikmet’in kaldığı Ankara, İstanbul, Çankırı ve Bursa’daki cezaevlerine Piraye’nin ziyaretleriyle buluşabilmişler. Bu ziyaretlerin bazılarında çekilen fotoğraflarda karenin içinde üçüncü bir şahıs da yer alır. Bu kişi Nâzım Hikmet’in koğuş arkadaşı Kemal Tahir’dir.  
Kemal Tahir, Nâzım Hikmet’i önce şiirlerinden tanımış. Nâzım Hikmet’in Bursa Hapishanesi’nden çıkıp İstanbul’a gelmesiyle da tanışıp arkadaş olmuşlar. Birlikte ‘Geçit’ dergisini çıkarmışlar. Ardından da aynı davada yargılanmışlar. Kemal Tahir, 15 yıl ağır hapis cezasına çarptırılmış.  3 Haziran 1938’de tutuklanmış. 1938-1939 yıllarında İstanbul Tevkifhanesi’nde Nâzım Hikmet’le birlikte kalmışlar.  Şubat 1940’ta Çankırı Cezaevi’ne nakledilmişler. Aynı koğuşta kalmışlar. Piraye, hapishane ziyaretleri sırasında Kemal Tahir’le tanışmış. Kemal Tahir ise Piraye’yi öncelikle Nâzım Hikmet’e yazdığı mektuplardan biliyor, tanıyor.
Kemal Tahir de Piraye’ye mektuplar yazmaya başlamış. Kemal Tahir mektuplarda kendinden, çalışmalarından, hapishane hayatından, özgürlüğüne kavuşma umudundan söz ediyor ama esas unsur Nâzım Hikmet. Çok sevdiği yengesine hep Nâzım Hikmet’in durumundan, yapıp ettiklerinden söz ediyor. Piraye-Nâzım aşkını üçüncü şahsın tanıklığından okuyoruz. İlişkinin nerede sekteye uğrayacağının izlerini de görüyoruz. Kemal Tahir yengesine hayran, sevgi dolu. Nâzım Hikmet’in Piraye’den ayrılığında da yengesinden yana olduğunu açıkça belirtiyor ama Nâzım Hikmet olmadan da bu mektuplaşma sürmüyor. 
Kemal’den Piraye’ye Mektuplar büyük bir aşkın tanıklığı, Nâzım Hikmet ve Kemal Tahir’in hapislik günlerinin ve Kemal Tahir’in yaşamının bir bölümünün birinci ağızdan anlatımı olması açısından önemli olduğu kadar içindeki belge, fotoğraf ve resimlerle de arşivlik, saklamaya değer bir kitap. 01.06.2017  

Etiketler: ,


Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?