Cuma, Temmuz 14, 2017

 

Beyoğlu Sineması kurtulabilir mi?

Son bir haftadır yaşanan dayanışma Beyoğlu Sineması’nın kurtulabileceğini gösteriyor. Seyirci müthiş bir duyarlılıkla sinemasına sahip çıkıyor. Emek Sineması’na sahip çıkıştakine benzer bir ruh hali var. Üstelik seyirciden istenen bağış yapması değil sinemaya geleceğini taahhüt edip ön ödeme yapması. 1 Haziran 2018’e dek geçerli olacak dört farklı sadakat kartı seçeneği var. Sinema gişesinden ya da internet üzerinden (beyoglusinemasikarti.com) kartları almak mümkün.
Beyoğlu Sineması’nın ilk kez kapanma tehlikesiyle karşılaşması değil bu. 2008’de de benzer bir durumun yaşandığını, “Beyoğlu Sineması’nın artık sabit giderlerini ödeyemez hale geldiği”nin söylendiğini anımsıyoruz. 2013’de de bu konu konuşulmuş. 
Beyoğlu Sineması, sanat filmlerini, Dünya sinemasından iyi örnekleri gösteren, bağımsız filmlere programında yer veren nitelikli bir sinema.
Emek, Alkazar, Sinepop, Yeni Melek, Rüya, Lüks, Lale, Saray, Taksim, Elhamra, Venüs, Yeşilçam...  Beyoğlu’nda kapanan sinemalar saymakla bitmiyor. Eskilerden Atlas, Fitaş, Majestik, Pera yeni salonlar Demirören, Grand Pera halen açık. Majestik ve Atlas sinemalarının da kapanma tehlikesi ile karşı karşıya olduğu söyleniyor. 
Beyoğlu Sineması’nı ve diğer cadde sinemalarını kapanmaya iten iki önemli neden var. Birincisi bilindiği gibi İstiklâl Caddesi’nin durumu. Yıllardır Beyoğlu’nu değiştirip yeni bir rant alanı haline sokmak için bir proje sürdürülüyor. Proje Beyoğlu Belediye Başkanı Misbah Demircan tarafından yürütülüyor ve savunuluyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın ses çıkarmasa da desteklediği anlaşılıyor.
İstiklâl Caddesi’nin yıllarca kırık taşlarla yürünmez halde bırakılmasının, şimdi son derece ağır çalışarak taşları yeniliyormuş gibi yaparak esnafın aylarca iş yapamamasına sebep olmanın nedeni de bu. Sokaktaki masaların müşteri varken kaldırılmasının bilinçli bir uygulama olduğunu da Çınar Oskay’ın Misbah Demircan’la yaptığı “Dönüşüm hatıralarımızla örtüşmüyor diye karşı duramayız” başlıklı röportajdan anlıyoruz (Hürriyet, 05.07.17). Demircan, Beyoğlu ofislerin tercih ettiği, “Bak filanca burada oturuyor” dediğimiz bir yer olacak, diyor. Eğlence hayatının ağırlığının % 50’den % 10’a düştüğünü memnuniyetle söylüyor. “Tarlabaşı Projesi, Emek Sineması, Narmanlı Han, Galata ve Haliç Port, Okmeydanı Projesi gibi girişimler gücümüzü arttırır” diyor.
Bu “dönüştürme” projesinin sonucunda da eğlence yerleri, kitapevleri ve Demircan’ın öngörüsünün tersine uluslararası markaların mağazaları kapanmış. İstiklâl Caddesi yarı terk edilmiş halde. Taksim Meydanı’nda Arap turist yoğunluğu görülüyor ama onların bile İstiklâl Caddesi’ne girdiği kuşkulu. Bu ortamda sinema yaşayabilir mi? Cevabım olumsuz.
Demircan’ın ve onun çağrısına uyup İstiklâl Caddesi’ne yatırım yapanların kendilerine vermesi gereken cevap ise böyle bir caddedeki AVM’ye gelen olur mu? Demirören’deki dükkanların çoğu boş. Yeni açılan Grand Pera tenha. Böyle bir yerde ne ünlü biri oturur, ne de yerinden edilen esnafın yerine büyük marka gelir.   
Sinema seyircisi İstiklâl Caddesi’ni ve diğer cadde sinemalarını değil AVM’leri tercih ediyor. Bu da ikinci kapanma nedeni. Rekabet Kurumu’nun geçen yıl hazırladığı sinema sektörü raporuna göre sinemaların % 71’i AVM’lerde.         
Beyoğlu Sineması’na dönersek sinematek olarak tanımlanıp desteklenmesi gereken bir sinema. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın nitelikli, ödüllü filmleri gösteren sinemaları desteklemesi gerektiğini daha önce yazdık. Bu bir çıkış yolu. Diğeri de bir vakıf, örneğin mülk sahibi Borusan’ın Borusan Kocabıyık Vakfı ya da en büyük alacaklı olduğu söylenen Başka Sinema’nın Kariyo&Ababay Vakfı Beyoğlu Sineması’nı destekleyemez mi?12.07.2017

Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?