Pazartesi, Eylül 25, 2017

 

Büyük bir denemeci



“Melih Cevdet Anday büyük bir şair olmasının yanısıra iyi bir düzyazı ustasıdır” diye düşünüyordum. Suçumuz Edebiyat adıyla derlenen yazılarını okuyunca bu fikrimi değiştirdim. “Melih Cevdet Anday büyük bir denemecidir,” kanısına vardım. Eğer sadece düzyazı ile uğraşsaymış onu da Ataç, Nermi Uygur, Salâh Birsel, Vedat Günyol, Sabahattin Eyüboğlu gibi adların arasında sayacakmışız. Şairliği o kadar ağır basıyor ki düzyazıdaki emeği yeterince değerlendirilmiyor.
Melih Cevdet Anday’ın denemeleri şiirleri ile aynı yıllarda yayımlanmış. İlk şiiri Ukte Varlık’ta 1936’da yayımlanmış. Garip tarzı şiirler ise 1937’de yayımlanıyor. Anday’ın ilk yazılarının yayımlandığı tarih olarak ise 1939’u notlayabiliriz sanırım.    
Yaşarken 21 deneme kitabı yayımlanmış. Anday’ın ilk deneme kitabı 1961’de çıkan “Doğu-Batı”. Yaşarken çıkan son deneme kitabı ise 2002’de yayımlanan “Felsefesiz Yaşamak”.
Sevengül Sönmez, Anday’ın kitaplarda yer almayan yazılarını 1961’den önce dergi ve gazetelerde yayınlanan yazılarından oluşan Açık Pencere -Toplu Yazılar 1 (2008, Everest yay.), 1961-1975 yılları arasında gazete ve dergilerde kalan yazılarından oluşan Bakır Çağı - Toplu Yazılar 2 (2009, Everest yay.), 1975-1979 arasında dergi ve gazetelerde çıkan  yazılarından Gökyüzü Haritası - Toplu Yazılar 3 (2009, Everest yay.) kitaplarında biraraya getirmişti. Şimdi de Yalçın Armağan Anday’ın dergi ve gazetelerde kalmış yazılarını kitaplarda yer alan yazılarıyla birlikte  Şiir Yaşantısı: Şiir Yazıları (2015, Everest yay.), Kalabalığın Şiiri: Garip ve Orhan Veli Üzerine Yazılar (2016, Everest yay.) ve Suçumuz Edebiyat (Ağustos 2017, Everest yay.) adıyla derledi.
Sevengül Sönmez’in derlemeleri Anday’ın yaşarken yayımlanan kitaplarında yer almayan yazıları içerdiği için tamamlayıcı nitelikteydi. Yalçın Armağan’ın derlemeleri ise Anday’ın daha önce kitaplaşmış ya da kitaplaşmamış tüm yazılarının konulara göre derlenmesi.
“Melih Cevdet Anday’ın Düşünce Yazılarında Sanat, Yazın ve Dil” (2015) başlıklı doktora tezinde Ali Algül, Anday’ın yaşarken yayımlanmış düzyazı kitaplarının içeriklerini tek tek inceler. “Melih Cevdet Anday’ın ilk deneme kitabı olan yapıt (Doğu-Batı), 94 sayfadır. Bu eserde, Anday’ın 1947’den 1961’e kadar geçen dönemde başta Tercüman olmak üzere Akşam ve Cumhuriyet gazetelerinde yer alan yazılarının bir kısmı toplanmıştır. Us kavramının ön plana çıkarıldığı yapıtta 27 tane deneme bulunmaktadır” diyor Ali Algül. Buradan Anday’ın kitaplarını oluştururken yayımlanmış tüm yazılarını derlemediğini, belli bir konu etrafında oluşturduğunu anlıyoruz. 1964’de yayımlanan Konuşarak’da siyasal – toplumsal konulara ağırlık vermiş. 1965’de yayımlanan Gelişen Komedya’da ise tiyatro ile ilgili yazılarını biraraya getirmiş. Ama sonraki kitaplarını böyle bir konu ile ilgili yazılardan oluşturmadığını, dönemsel derlemeler yaptığını anlıyoruz.
Yalçın Armağan’ın derlemeleri Anday’ın belirli konularda ne düşündüğünü, ne yazdığını görmek açısından önem taşıyor. Bu konu bazında derlemelerin tiyatro, dil, felsefe gibi Anday’ın çok üzerinde durduğu konularla süreceğini umuyorum. Sevengül Sönmez’in derlemeleri ise Anday’ın bütün eserlerini tamamlamak açısından önem taşıyor. 1979 sonrasındaki kitaplaşmamış yazıların derlemesi de yayımlansaydı iyi olurdu. Çünkü Yalçın Armağan’ın derlemeleri bir kafa karışıklığı da yaratacak gibi. Armağan’ın derlemelerinde yer alan bazı yazılar Anday’ın yaşarken yayımladığı kitaplarda da yer alıyor. Yalçın Armağan’ın derlemelerinin yayımlanmasından Melih Cevdet Anday’ın yaşarken yayımlanmış deneme kitaplarının bir daha basılmayacağını mı anlayacağız? Umarım böyle değildir. Ama Everest Yayınları’nın yayınladığı Anday kitaplarına bakarsak bu yönde bir yayın planlarının olduğunu söyleyebiliriz. Anday’ın romanları dışındaki eserleri için toplu derlemeler yapılması tercih edilmiş gibi görünüyor. Bir yanıyla okurun işini kolaylaştıran bir uygulama ama özellikle şiirde her kitabın ayrı bir bütünlük olduğu gözönüne alınarak şiir kitaplarının ayrı ayrı basımlarının da yapılmasının doğru olacağını düşünüyorum.
Melih Cevdet Anday iyi bir yazar ama iyi de okur. Düşüncesini kısa ve öz bir şekilde, merakla okunacak bir üslupla ifade etmeyi biliyor. Dil özenini de biliyoruz. Öztürkçeyle yazıyor ama garipsenecek bir dili yok. Arapça, Farsça kökenli sözcüklere yeni karşılıklar bulmayı iş edinmiş. Öneriyor, tutarsa kullanmaya devam ediyor.
İyi okur demiştim, çok dikkatli okuyor ve denemelerinde işleyeceği konuları düşünsel olarak temellendirirken az, öz ama iyi alıntılarla görüşlerini destekliyor. 1939-1996 yılları arasında yayımlanmış yazılarından oluşan Suçumuz Edebiyat’ta da bu niteliklerini görüyoruz.
Ele aldığı, sorun edindiği konuları enine boyuna inceliyor. Tek bir yazıda yargıya varıp o konuyu ya da sorunu geçmiyor aksine üstüne gidiyor, farklı boyutlarını inceliyor, kendi yargısının doğruluğunu sınıyor. Görüş değiştirmekten de çekinmiyor, açıkca bunu belirtiyor.
Yalçın Armağan derlemesini konulara bölerek yapmış böylece Anday’ın bir konu hakkında ilk yazısında ne dediğini, sonraki yazılarda görüşünü nasıl geliştirdiğini takip edebiliyorsunuz. Tutarlı ama değişime, eleştiriye açık. Tartışmalarında her zaman saygılı, haklı çıkmak değil, öğrenmek istiyor. Tekme tokat kavga ettiği Ataç ve yakın dostu, sonradan küstüğü söylenen Fethi Naci önemseyip haklarında birçok yazı yazdığı eleştirmenler. Önemsemediği hiçbir kişi ya da kitap hakkında iş olsun diye yazmamış.
Emre Kongar Melih Cevdet Anday’ın düşünce ağırlıklı yapıtlarında sekiz tane özellik tespit etmiş, Ali Algül’ün doktora tezinden alıntılıyorum; “Akılcıdır, özgürlükçüdür, toplumcudur, barışçıdır, bireysel psikolojiyi ihmal etmez, yenilikçidir ve yöntem olarak da diyalog biçimini kullanır. Peki nedir, sonuç olarak bir tümceyle bakarsak: Sanattır, akıldır, toplumdur, çağdaşlıktır, çok çok zorlarsanız bütün bunların bireşimini belki tek sözcüğe indirgemek ve uygarlıktır demek mümkün.”
Emin Özdemir de Anday’ın yazı türünü “denemesel köşe yazarlığı” olarak tanımlamış. Melih Cevdet Anday’ın yazıları bir köşe yazısından çok deneme niteliğinde. Düşünsel temeli kuvvetli, üslubu kendine has ve okunaklı. Ele aldığı konulara hem estetik hem de toplumcu açıdan bakıyor. Sağlam bir estetik anlayışı olduğunu görüyoruz.
Arka kapakta da belirtildiği gibi “Bizim klasiklerimiz var mı? Bir düzyazı (ya da eleştiri dili) geleneği kurabildik mi? Eleştirinin amacı “doğru”yu bulmak mıdır? Sanatçı kendi yapıtını açıklayabilir mi? Edebiyatın toplumsal “değeri” var mıdır?” gibi edebiyatın günümüzde de tartışılan temel sorunlarına cevap arıyor. Görüşlerinin çoğuna katılıyoruz. Kalıcı ve sağduyulu sonuçlara varmış.
Suçumuz Edebiyat, büyük bir denemecinin edebiyat üzerine görüşlerini topluca bulacağımız, denemenin tadına vararak okuyacağımız bir derleme olmasının yanınıda, edebiyatla ilgili konuları araştırır, tartışırken her zaman başvuracağımız önemli bir başucu kitabı. 21.09.2017

Etiketler: ,


Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?