Salı, Ocak 02, 2018

 

2017’de Dünya Edebiyatı’nın ilk 11’i



Son iki üç yıldır Dünya genelinde “Anlatıdan kaçış” diye adlandırabileceğimiz bir gelişme yaşanıyor. Sinema ve müzikle birlikte kültür endüstrisinin motor güçlerinden olan romanda ciddi anlamda satış düşüşleri yaşanıyor. Britanya’da da Güney Kore’de de benzer durum söz konusu, yüzde yirmilere varan düşüşler kaydediliyor. Türkiye’de de benzer bir durumun yaşandığını düşünüyorum. Bu yıl çok satanlar listelerinde çok sayıda roman görmedik. “Kurgudışı” diye de adlandırılan inceleme ve araştırma kitapları daha çok okundu.
Yayımcı Meslek Birlikleri Federasyonu (YAYFED) verilerine göre 2017’nin ilk 11 ayında ders kitapları hariç toplam 381.881.249 adet kitap yayınladı. Geçen yıla oranla yaklaşık %1’lik bir büyüme var.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın sürekli değişen eğitim politikası, özellikle üniversite ve liselere giriş sınav sistemlerindeki kararsızlık nedeniyle eğitim yayıncılığının üretimindeki düşüş 16 milyon adete ulaştı. Diğer alanlardaki 19 milyonluk artışla bu kayıp dengelendi. Yani eğitim politikaları ve sınav sistemleriyle oynanmasaydı bu yıl yayıncılık sektörü ciddi bir büyüme kaydedecekti.
Kitap üretiminin yaklaşık % 8-9’unu edebiyat kitapları oluşturuyor. Yeni yayımlanan kitap başlıklarında ise bu oran % 19 - 20’ye ulaşıyor. Yani yeni çıkan 60 bine yakın kitabın 12 bin başlığını edebiyat kitapları oluşturuyor. Bunların % 17’si de çeviri kitaplar ki bu rakam da Dünya’da en çok çeviri edebiyat okuyan ülkelerden biri olduğumuzu gösteriyor. Dünya’nın en büyük yayıncılık sektörlerinden ve çeviriye verdiği önemle bilinen Almanya’da çeviri edebiyat oranı % 17. ABD’de çeviri oranı % 1, Britanya’da % 2.
12 bin yeni edebi eser içinden bir yılda okuyabileceğimiz kitap sayısı ise en fazla 50 – 100 arasında. Yani iyi bir seçme yapmak gerekiyor. Dünya genelinde ve Türkiye’de anlatıdan kaçışdan söz etsek de yayınevlerimiz bu yıl birbirinden önemli ve güzel çeviri edebiyat eserleri yayımladılar. Zaman bulup da okuyamadığıma hayıflandığım çok kitap oldu.
 “Dünya Edebiyatı’nın ilk 11’i” derken bir sıralama yapmıyorum. Sözünü ettiklerimin hepsini beğeniyorum. Üstelik bir romanla öykünün, şiirle inceleme kitabının karşılaştırılamayacağı bir gerçek. “İlk 11” bir futbol takımının sahaya çıkan ilk on biri gibi. Hepsi birbirinden değerli.     
2017’de yayımlanan çeviri kitaplardan seçtiğim ilk 11 şöyle;
- Taksitle Ölüm, Louis-Ferdinand Céline (çev. Simlâ Ongan, Yapı Kredi yay.): Céline’in ikinci romanı. Zamanında kıyasıya eleştirilmiş, hiç beğenilmemiş. Günümüzdeyse Céline’in gerçek başyapıtı olarak kabul edildiği söyleniyor. Yayımlanışından 81 yıl sonra Türkçe’de okuyoruz. Céline, kendisiyle aynı ön adı taşıyan kahramanı Ferdinand’ın çocukluk ve ilk gençlik yıllarını anlatıyor. Kendi yaşam öyküsüyle Ferdinand’ın yaşadıkları arasında birçok benzerlikler bulmak mümkün. Romanın bir karnaval olduğuna inananlar için gerçek bir şenlik. Gerçek bir başyapıt.
- Kirliydi Kar, Georges Simenon (çev. Ümit Moran Altan, Everest yay.): Beş yüz roman yayımlamış bir yazar Simenon. Polisiye yazdığı için küçümsenmiş, edebiyattan sayılmamış. Kirliydi Kar başyapıtı sayılıyor. Bir polisiye değil, suç romanı. Bir antikahramanın 2. Dünya Savaşı sırasında yaşadıkları, suça bulaşması ve ardından yaşadıkları anlatılıyor. Suç her zaman suçlunun yanına kâr kalmaz diye düşündürüyor.
- Ucuzayiyenler, Thomas Bernhard (çev. Esen Tezel, Yapı Kredi yay.): Bir köpeğin ısırması sonucu sol bacağını kaybetmiş ve o günden itibaren “Fizyonomi” adlı bilimsel çalışmasına odaklanmış bir biliminsanı ve Viyana Açık Mutfağı’nda tanıştığı dört “Ucuzayiyen”. Belki bir Thomas Bernhard başyapıtı değil ama benim gibi sevenleri için aynı lezzeti veren bir yapıt. Tabii bu kitabın yanında Thomas Bernhard’ın konuşmalarını, okur mektuplarını, söyleşilerini, edebiyat yazılarını bir araya getiren “Hakikatin İzinde”yi (Yapı Kredi yay.) de öneriyorum.
- Seçme Mektuplar, Italo Calvino (çev. Meryem Mine Çilingiroğlu, Yapı Kredi yay.): Calvino’yu önemli bir yazar olarak bilirdik aynı zamanda iyi bir editörmüş. Seçme Mektuplar’da editörlüğünü yaptığı, çoğu yakın arkadaşı olan Pavese, Passolini, Umberto Eco gibi yazarlara, eleştirmenlere yazdığı, bir metnin nasıl okunması ve çözümlenmesine iyi birer örnek olacak mektupları okuyoruz.
- Yüzbir Gece Masalları (Der. Claudio Ott, çev. Hüseyin Tüzün, Ayrıntı yay.): “Binbir Gece Masalları’nın bir de kız kardeşi vardı” diye tanıtılan Yüzbir Gece Masalları 2010 yılında keşfedilmiş. Binbir Gece’den de eski bir elyazması, 1234 tarihli. “Bütünüyle kendine özgü masallar içeren, kısa anlatımlarla zirveye ulaşan ve sonlardaki aşırı iyimserliğiyle dikkat çeken bir eser” diye tanıtılıyor.
- Hayvanlara Niçin Bakarız?, John Berger (çev. Cevat Çapan, Deli Dolu kit.): 2 Ocak 2017’de kaybettiğimiz büyük deneme ustası John Berger’in insan, hayvan, doğa ilişkisini ele aldığı makaleler toplamı. Yıl içinde Metis’ten yayımlanan Hoşbeş ve Sanatla Direniş’le birlikte listemde yer alıyor.
- Deniz, John Banville (çev. Suat Ertüzün, Kırmızı kedi yay.): Banville 90’ların sonundan itibaren Türkçede bir çok eseri yayımlanmış bir yazar. Ama ben her defasında ıskalamışım. Benim için bu yılın en önemli keşiflerinden oldu. Sıradan gibi görünen olayları müthiş ve kendine has bir üslupla anlatıyor. Anlatımına kapılıyorsunuz. Bu yıl Mavi Gitar da (Kırmızı Kedi yay.) yayımlandı. İkisini de öneriyorum.
- Montano Hastalığı, Enrique Vila-Matas (çev. Seda Ersavcı, Jaguar Kit.); Bartelby ve Şürekası ile tanıdığımız Enrique Vila-Matas’ın iki yıldır Türkçede eserleri ard arda yayımlanıyor. Montano Hastalığı, “Borges’in yirmi birinci yüzyılda en çok seveceği roman” olarak da tanımlanmış. Edebiyat hastaları için edebiyat hastası bir yazar. Vila-Matas’ın bugünlerde yayımlanan Kassel’de Mantık Aramak’ı da (Can yay.) okuma listemde.
- Dişlerimin Hikayesi, Valeria Luiselli (çev. Seda Ersavcı, Siren yay.): Luiselli için Vila-Matas’ın kızkardeşi diyebiliriz sanırım. “Şenlikli bir oyun” Dişlerimin Hikayesi. Tamamen alıntı bir malzemeden yeni bir anlatı kurmuş Luiselli ve merakla, ilgiyle, edebiyat tadı alarak okunuyor kitap.   
- Bütün Şiirleri, K.P. Kavafis (çev. Ari Çokona, İstos yay.): Kavafis Türkiye’de en çok sevilen şairlerden. Birçok çevirisi yayımlandı. Bu kez yaşarken yayınlattığı bütün şiirler usta çevirmen Ari Çokona’nın aslından yaptığı çeviriler ve Yunanca asılları ile birlikte basıldı. Her kitaplıkta yer alması gereken bir eser.
- Hiç Kimse Buraya Senin Kadar Ait Değil, Miranda July (Çev. İnci Asena, Everest yay.): “Kendine özgü, tuhaf bir yazar”. Miranda July benim için bu yılın keşiflerinden oldu. “July’ın öykülerinde buruk ve kırılgan karakterler sevilmek ve kabullenilmek uğruna kendilerini tuhaf ilişkilerin içinde buluyor” diye tanıtılmış. Haklılar. Geçen yıl gözümden kaçan Birinci Kötü Adam’ı da (Everest yay.) keyifle okudum. 28.12.2017

Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?