Perşembe, Nisan 26, 2018

 

İzmir’de İstanbul Manzarası



İzmir’e yolum düşerse ve zamanım varsa ziyaret edeceğim yerlerin en başında Arkas Sanat Merkezi gelir. İzmir Kitap Fuarı’nda düzenlenen, geçtiğimiz aylarda kaybettiğimiz şair ve yayıncı dostum Enver Ercan Anma Etkinlikleri’ne gittiğimde de erken gelen yaz havasına aldırmadan 28 derece sıcakta Alsancak’a yürüdüm. Çünkü  “Renk, Işık, Titreşim: Türk İzlenimcileri” sergisi henüz açılmıştı.
Arkas’ın loş salonlarında hafif bir serinlik vardı. Çoğunluğu üniversite çağında gençler salonları doldurmuştu. Özellikle güzel sanatlar eğitimi alanlar için çok öğretici bir sergi olacağını düşündüm. Müzelerde, galerilerde kalabalıkları görmek hoşumuza gidiyor ama selfie çekme merakı rahatsız ediyor. Arkas yöneticileri iyi bir uygulama başlatmışlar, sergi alanlarında fotoğraf çekilmesine izin vermiyorlar. Kuşkusuz bu serginin sosyal medya aracılığıyla yaygın olarak duyurulmasını engelleyecektir. Ama bu sayede hem izleyiciler rahat rahat resimlere bakma olanağı bulmuş oluyor hem de selficiler orada değerli eserlerin sergilendiğinin farkına varıyor. 
“Türk İzlenimcileri” deyince Çallı Kuşağı diye de anılan 1914 Kuşağı gelir akla. “Renk, Işık, Titreşim” sergisinin ağırlığını 1914 Kuşağı sanatçıları oluştursa de sergide bu kuşağın öncesi ve sonrasından sanatçılar da yer alıyor. Böylece izlenimciliğin temellerinin nasıl atıldığı ve 1914 Kuşağı’nın izleyicilerinin kimler olduğu hakkında da fikir sahibi oluyorsunuz.
Atölyeden çıkıp açık havada resim yapmanın öncüleri Halil Paşa ve Hoca Ali Rıza olmuşlar. Onların zamanına kadar atölyede fotoğrafa bakarak yapılıyormuş resimler. Belki de hayal güçlerinden yararlanıyormuş ressamlar. Halil Paşa Avrupa’da aldığı eğitimle de, o eğitimin sanatına etkileriyle de örnek olmuş. 1914 Kuşağı sanatçılarının ortak özelliği de Batı’da eğitim almış olmaları ve o dönemin hakim resim anlayışının olumlu izlerinin eserlerinde görülmesi. Çoğu ressamın ilk kez modelle nü çalışma olanağını Fransa’da eğitim alırken bulması da ilginç bir saptama. Fransa’da aldıkları desen eğitimi çizim güçlerini olumlu yönde etkilemiştir, diyor eleştirmenler.
Sanayi-i Nefise Mektebi’nde akademik eğitimin ardından 1908-1910 yılları arasında devlet bursuyla ya da kendi olanaklarıyla Paris’e giden ressamlar 1914 yılında I. Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine İstanbul’a dönmüşler. Avrupa’da sonlanmak üzere olan İzlenimcilik böylece Türkiye’de başlamış. İzlenimciliğin olumlu etkisinin Türk resim anlayışını da değiştirdiği belirtiliyor. İzlenimci sanat anlayışı, resim sanatının eski teknik ve anlatım biçimlerine son vermiş. Paris’te oldukları dönemde soyut resim, Fovizm, Kübizm ve Fütürizm gibi akımlar başlamış ama onlar modası geçen empresyonizme odaklanmışlar. Bu da eleştirisi konusu olmuş.
Arkas Sanat Merkezi’ndeki sergide İbrahim Çallı, Nazmi Ziya, Hikmet Onat, Hüseyin Avni Lifij, Feyhaman Duran, Namık İsmail, Mehmet Ruhi Arel, Sami Yetik gibi İzlenimci anlayıştan etkilenen farklı dönem sanatçılarından 120 eser yer alıyor. Halife Abdülmecit’in İstanbul Limanı Medhali adlı tablosunu ve portresini notlamışım.
İzmir’de İstanbul havasını soluyorsunuz. İstanbul’un özellikle Boğaz kıyılarından tablolara aşinayızdır. Sergide çok farklı semtlerden manzaralarla karşılaşmak hoştu. Ama sergi sadece manzara tablolarından ibaret değil. Portreler, nü’ler gibi Türk resim sanatı için yeni olan çalışmalar da yapmış ressamlar.
1914 Kuşağı Sanatçıları, Osmanlı Ressamlar Cemiyeti, İbrahim Çallı ve Öğrencileri, Nü, Asker Ressamlar Kuşağı başlıkları altında resimler gruplanmış ve ortaya dediğim gibi hem sanat keyfi veren hem de Türk resim tarihi açısından öğretici bir sergi çıkmış. Sergi 27 Temmuz’a kadar sürecek.  25.04.2018  

Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?