Çarşamba, Haziran 13, 2018

 

Şiir için ineğini satan şair


Nuri Bilge Ceylan’ın Ahlat Ağacı filmi esas olarak oğulun babayla hesaplaşırken ona dönüşmesi olarak görülse de edebiyatla uğraşanlar için farklı anlamları olan bir film. Çünkü genç şairlerin, yazarların yaşadıkları filmlere pek konu edilmiyor. Semih Kaplanoğlu’nun Süt filminin kahramanı Yusuf’un genç bir şair adayı olduğunu, edebiyat dergilerine şiir yolladığını anımsıyorum. Son yıllardan kahramanı yazar ya da şair olan başka da film aklıma gelmiyor, mutlaka vardır.   
Ahlat Ağacı’nın kahramanı Sinan Karasu, üniversite öğrenimini yeni tamamlamış bir yazar adayı. Doğduğu kasabaya, Çan’a çantasında kitap dosyası ile geliyor. Gelmeden Çanakkale’deki bir matbaacıdan fiyat da almış. 500 adet için 2000 lira. Matbaadaki kalıpçının hemşerisi çıkması nedeniyle oldukça indirimli bir fiyat aldığını sanıyor. Bir adet kitap için 4 lira. Elindeki dosyanın inceliğine bakarsak iyi bir kazık yiyeceğini düşünebiliriz. Filmde bu konunun üzerinde durulmamış. Yazar adaylarının iyi niyetlerinden yararlanarak ellerindeki parayı alan matbaa ve yayıncılar da bir olgu. Tıpkı Sinan’ın başına geldiği gibi kitapları da satmak mümkün olmuyor, en yakınlarınız bile kapağını açıp okumuyor.   
Sinan yeterli parası olmadığı için sponsor arıyor. Önce kasabanın belediye başkanına gidiyor. Ondan beklenen cevabı alıyor; başkan destek değil ama öğüt veriyor. Başkanın yönlendirmesi ile belediyeye iş yapan ve çok okuduğu sanılan kum ocağının patronuna gidiyor, ondan da öğüt alıyor. Kimseden destek alamayacağını anlayınca parayı kendi temin etmeye karar veriyor. Çalışıp kazanma gibi bir niyeti yok. Önce dedesinin el yazması sandığı bir kitabını sahafa satıyor. Kitabın baskı olduğu anlaşılınca kitaptan beklediği parayı alamıyor. Daha sonra da babasının av köpeğini satarak kitabın basımı için gerekli parayı temin ediyor. İncecik dosyadan kalınca ve iyi basılmış bir kitap ortaya çıkıyor.
Filmde konu edilenlerin çoğunun gerçek olaylardan esinlendiği anlaşılıyor. Sinan’ın yöreninin en ünlü yazarı Süleyman ile tartışmasında konu edinilen taşra ve edebiyat panelinin ve o panele genç bir şairin yolladığı mektupla katılmasının gerçek bir olaydan kaynaklandığı da geçen hafta sosyal medyada ortaya çıkmış, sonra da haber olmuş, mektubun yazarının Batmanlı şair Polat Onat olduğu ortaya çıkmıştı.
Sinan’ın kitabını bastırmak için babasının av köpeğini satması 80’li yılların başında çok ilgi çeken bir haberi anımsattı. Cem Erciyes’le birlikte olayın kahramanı Adnan Özer’e ne olup bittiğini tekrar anlattırdık. Yaşar Miraç Yeni Türkü Yayınları’nı kuruyor. Yayınevi genç şairlerin imecesiyle kurulacak. Herkes belli bir miktarda yayınevi sermayesine katkıda bulunacak. Adnan Özer, Tekirdağ’lı, Gazioğlu Köyü’nden. Köyde dedesinin inekleri var. Torununun şairliğini duyup mutlu olan dede ona destek olmak amacıyla ineklerden birini veriyor.
19.04.1981’de Milliyet’te yayımlanan Zeynep Oral imzalı haberin başlığı; “Kara Kız’ın Öyküsü ve Altı Şiir Kitabı”. Neredeyse sayfanın tamamını kaplayan büyük bir haber. Sol yanda Adnan Özer’in Kara Kız adlı buzağısı ile fotoğrafı var. Milliyet Gazetesi bu fotoğrafı çektirmek için köye muhabir yollamış. Normalde 40 bin liraya satılması gerekirken Kara Kız’ın 20 bin liraya gittiği bilgisini de öğrenmişler.

Toplanan paralarla Yeni Türkü Yayınları’ndan Turgay Fişekçi’nin Karda Işıltılar, Barış Pirhasan’ın Tarih Kötüdür, Ahmet Erhan’ın Alacakaranlıktaki Ülke, Ozan Telli’nin Şahince, Suat Vardal’ın Biz Gene Yanyana ve Adnan Özer’in Ateşli Kaval kitapları yayımlanmış. Günümüzün usta şairlerinin ilk kitapları. Daha sonra Hüseyin Ferhad, Behçet Aysan, Haydar Ergülen gibi iyi şairlerin kitapları da Yeni Türkü’den yayımlandı. Bu kitaplar iyi de okur buldu. 80’li yıllar şiirinin temellerini attılar. 13.06.2018

Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?