Cuma, Ağustos 03, 2018

 

“Ünlü olan Lolita, ben değilim”



İyi bir tesadüfle Robert Colla’nın derlediği Vladimir Nabokov’la Konuşmalar ile Nabokov’un türkçeye yeni çevrilen İhtişam’ını birlikte okuma fırsatı buldum. Yazarın eserine bakışı, onu konumlandırmak istediği yerle okurun, eleştirmenin eseri anlamlandırmalarının arasındaki benzerlikler, farklar belirginleşti.
Nabokov kendi hakkında konuşmayı, yazmayı pek sevmeyen biri. Daha önce de yazmıştım, eserleriyle bilinmek isteyen, tüm ününe rağmen kendini eserinin önüne koymayan has yazarlardan. Ketum. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarını anlattığı otobiyografisi “Konuş Hafıza”da bu tavrını net olarak görürürüz. Konuş Hafıza (2011, İletişim yay.) iyi bir anlatıdır ama biyografi değildir. Nabokov’un yaşam öyküsü hakkında çok şey öğrenemezsiniz. O zaman da röportajlarında, söyleşilerinde nasıl davrandığını, neyi ne kadar anlattığını merak etmemek elde değil.
Tahmin edilebileceği gibi Nabokov çok fazla röportaj vermemiş. Az sayıda söyleşi yapmış ve seçme kişilerle görüşmüş. Önemli yayınlarda çalışan, mesleğinde başarılı gazeteciler, edebiyat eleştirmenleri ve araştırmacıları, bir zamanlar Nabokov’un öğrencisi olmuş, sonra onunla bağını kopartmamış akademisyen öğrencileri röportaj yapma şansına kavuşmuş.
Robert Colla’nın sunuş yazısına da alıntıladığı gibi Nabokov “ben bir dahi gibi düşünür, seçkin bir yazar gibi yazar, bir çocuk gibi konuşurum” diye düşünüyor. Uzun yıllar üniversitede ders vermesine rağmen derslerinde anlatacaklarının tamamını yazmış ve yazdıklarını derste okumuş ya da iyi bir tiyatrocu gibi ezberlemiş ve anlatmış. Bunlara espriler de dahilmiş. Zaten her zaman, her yerde olduğu gibi karısı Vera da yanındaymış ve herhangi bir aksama da Nabokov’a en ön sıradaki yerinden destek veriyormuş. Çünkü Vera Nabokov’un el yazısı ile yazdığı her şeyi olduğu gibi ders notlarını da daktilo ile temize çekiyormuş.
“Nabokov bu doğrultuda röportajcılardan sorularını kendilerine postalamalarını şart koşuyor, sonra cevaplarını yazıyor, onaylamadığı soruları da değiştiriyor veya siliyordu. Daha sonra sevgili karısı Vera metni tamamıyla daktiloya geçiriyor ve gazetecinin’söyleşi’yi alıp Nabokov’la buluşabileceği tarihi ayarlıyordu. Bu buluşmalar kısa sohbetler şeklinde olurdu, genellikle gazeteci yazılı cevapların daha da açılabilmesini ya da çoğaltılmasını isterken bir şeyler içilir ya da akşam yemeği yenirdi” diye anlatıyor Colla.
Nabokov’un cevapları üzerinde konuşabilme şansı söyleşilere doğallık katıyor kuşkusuz ama Nabokov her şartta söyleşinin son halini görmeyi ve nihai onayı vermeden yayımlanmamasını şart koşuyormuş.
Robert Colla’nın derlediği Vladimir Nabokov’la Konuşmalar’da (Haziran 2018, çev. Osman Akınhay, Agora Kit.) 1958’le 1977 yılları arasında yapılmış röportajlardan seçilmiş 28 tanesi yer alıyor. Lolita nihayet ABD’de yayımlanmış, hem okurdan müthiş bir ilgi görmüş, çok satmış, hem de çok eleştirilmiştir. Kitaplarının telif geliri ile geçinebilecek duruma gelen Nabokov üniversitedeki görevinden ayrılmış, karısıyla birlikte İsviçre’de Leman Gölü’nün kıyısında, Montrö’de klasik bir otelin çatı katındaki dairesine yerleşmiştir.
Röportajların odak noktasını kuşkusuz Lolita oluşturuyor ama Lolita’nın yazarını tanımaya çalışan, yaşam öyküsünü deşen sorular da ağırlıkta. En son ne yazdığı dışında diğer eserlerine odaklanan, onları anlamaya çalışan röportajcıların sayısı ise az. Amerika’ya göçünün nedenleri, kendini Amerikalı mı yoksa Rus yazar olarak mı hissettiği, ustaca kullandığı İngilizce, Fransızca ve Rusça dillerinden hangisinde daha rahat yazdığı, beğendiği ve nefret ettiği yazarlar gibi sorular da var.
Bir röportajlar kitabı olduğu için benzer sorulara verilen aynı cevaplar söz konusu ama toplamdan Nabokov’un hem yazar hem de kişilik olarak bir portresi de çıkıyor. Nabokov birer özdeyiş gibi dolaşan sözlerini de bu röportajlarda söylemiş.    
Robert Colla “en kavrayışlı konuşmaları Alfred Appel Jr. ile Herbert Gold gerçekleştirmiştir” diye yazıyor. Appel hem Nabokov’un gözde öğrencilerinden hem de ilk akademik Nabokovculardan, Cornell’da Nabokov’un yerine göreve gelen Herbert Gold da iyi bir romancı. İkisi de Nabokov’un eserlerini çözümlemeye çalışan, eleştirileri irdeleyen söyleşiler yapmışlar. Ben Alvin Toffler’in Playboy için yaptığı söyleşiyi ile Alfred Appel Jr.’in portre çalışmasını ve Alan Levy’nin gerçek bir söyleşi havasında gerçekleştirdiği röportajını da beğendim. Kitap genç gazeteci adayları için röportaj nasıl yapılır ve nasıl yapılmaz sorusunu anlamaları için de örnek niteliğinde.
Nabokov İhtişam’ı (Temmuz 2018, çev. Sabri Gürses, İletişim yay.) 1932’de Paris’te yayımlatmış. Rusça yazdığı romanlardan. Rus anne ve İsviçreli bir babadan doğmuş Martin Edelweiss’ın devrim başlayınca annesi ile birlikte Rusya’dan İsviçre’ye amcasının yanına kaçışını, daha sonra da Cambridge’de okurken yaşadıklarını anlatıyor. Bir aşk üçgeni de var. Bu üçgen kırtılınca da tutkulu ama çoğunlukla kırık bir aşka dönüşüyor. Martin sevdiğinin peşinden Berlin’e gidiyor. Beraber yaşayacakları düş ülkeler yaratıyor.  
Nabokov’un Konuş Hafıza’da anlatıklarıyla, kendi yaşam öyküsü ile birçok benzerlikler bulmak mümkün ama Nabokov’un önsözde ve röportajlarda bu hususu reddettiğini de tahmin edebilirsiniz. İngilizce çeviriye yazdığı, Türkçe baskıya da alınan önsözde “Martin benim uzak bir kuzenim sayılabilir” diyor ve bazı anıları, hoşlandığı hoşlanmadığı şeyleri paylaştığını ama nihayette farklı bir kişilik yarattığını yazıyor. Ama bana Martin, Nabokov’a uzak bir kuzenden daha yakın geldi. Nabokov’un röportajlarında da ısrarla belirttiği yaşam öyküsünün romanlarına yansımadığı tezi bir yazar arzusu gibi görülebilir, ama tam anlamıyla gerçek değil.   
İhtişam 1971’de Nabokov’un bazı düzeltmeleri ve redaksiyonu ile oğlu Dimitri Nabokov tarafından İngilizceye çevrilmiş. İletişim Yayınları ise Rusça ilk baskıyı çevirtmeyi tercih etmiş. Bu tercihin nedenini keşke kitabın girişinde açıklasalardı. Nabokov’un nihai metni neden esas alınmadı?
İhtişam anlatımıyla da görkemli bir roman olması arzusuyla yazılmış. Betimlemeler, ruh halleri imgesel bir anlatımla, derin çözümlemelerle veriliyor, anlatımın gel gitleri de dikkate değer. Nabokov kitaplığınızda İhtişam mutlaka yer almalı.  02.08.2018    

Etiketler: , ,


Comments: Yorum Gönder



<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?